Yapay zeka sektörünün büyümesini sağlayan sistem, aynı zamanda bu sistemlerin ihtiyaç duyduğu içerik ve emeğin ekonomik temelini aşındırıyor. Microsoft’un iç belgelerinde “doom loop” olarak tanımlanan bu kısır döngü, yapay zekanın insan emeğiyle üretilen içerikten yararlanırken o içeriğin üretilmesini finanse eden ekonomik modelleri zayıflatmasıyla ortaya çıkıyor.
New York Times’ın Microsoft ve OpenAI’a karşı açtığı telif davası kapsamında kamuoyuna açıklanan belgeler, şirket yöneticilerinin bu risklerin farkında olduğunu gösterdi. Microsoft’a ait bir belgede, yapay zeka içerik stratejisinin hem modellerin performansına hem de internetin tamamına zarar verecek bir “doom loop” başlattığı belirtildi.
Belgede, yapay zeka şirketlerinin iş modeli açısından olağandışı bir durumla karşı karşıya olduğu vurgulandı. Şirketlerin ürünleri için gerekli olan “içerik tedarik zincirinin” ekonomik temellerinin yine bu ürünler tarafından tehdit edildiği ifade edildi.
Haber siteleri okuyucusunu kaybediyor
Bu döngünün en belirgin örneklerinden biri haber medyasında görülüyor. İnternetin ilk dönemlerinde haber kuruluşları, içeriklerini yayımlarken arama motorları ve sosyal platformların kendilerine okuyucu yönlendirmesine güveniyordu. Ancak ChatGPT ve Google Gemini gibi yapay zeka araçları haberleri özetleyerek kullanıcıya doğrudan yanıt vermeye başladı.
Bu sistemlerde kullanıcı, haberin yayımlandığı internet sitesine gitmeden içeriğin özetine ulaşabiliyor. Böylece haber kuruluşları hem içeriklerinin yapay zeka modellerinde kullanılmasından hem de bu içeriklerin yeni okuyucu ve reklam geliri yaratmamasından zarar görüyor.
Bu durum özellikle bağımsız medya kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliği açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Google başta olmak üzere teknoloji şirketlerinin internet kullanım biçimini değiştirmesiyle gazeteler, yerel haber kuruluşları ve televizyon istasyonları gelir yaratmakta daha fazla zorlanıyor.
Microsoft’un dava kapsamında ortaya çıkan başka bir iç belgesinde ise büyük dil modellerinin insanların ürettiği içerikleri büyük ölçekte toplamasının dünya genelinde “benzeri görülmemiş boyutta bir hırsızlık” olarak algılanabileceği kabul edildi.
Müzik ve Hollywood da baskı altında
Benzer bir dönüşüm müzik sektöründe de yaşanıyor. Yapay zeka tarafından üretilen şarkıların müzik platformlarını giderek daha fazla doldurması, şirketleri insan üretimi ile yapay zeka üretimi içerik arasında nasıl bir sınır çizeceklerini tartışmaya zorluyor.
Bazı platformlar yapay zeka üretimi içeriklere yönelik daha katı kurallar getirirken, bazıları algoritmaların düşük kaliteli ve seri biçimde üretilen içeriklerle kullanılmasına izin vermeye devam ediyor.
Hollywood'da da stüdyolar yapay zekaya daha fazla yatırım yaparken oyuncular, seslerinin ve fiziksel görünümlerinin yapay zeka tarafından kullanılması nedeniyle gelir ve iş kaybı yaşama ihtimaline karşı mücadele ediyor. Oyuncular açısından endişe, bir kişinin sesinin veya görüntüsünün yapay olarak yeniden üretilebilmesinin emeğinin ekonomik değerini ortadan kaldırabilmesi.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun son verilerine göre, yaklaşık ChatGPT'nin piyasaya çıkmasından bu yana geçen dört yıllık dönemde “yaratıcı” sektörlerde 200 binden fazla iş kaybedildi.
İş arayanlar da yapay zekayı yapay zekaya karşı kullanıyor
Yapay zeka kaynaklı kısır döngü iş piyasasına da yayıldı. İş arayanlar özgeçmişlerini hazırlamak ve yapay zeka destekli işe alım sistemlerini aşmak için yapay zeka araçlarını kullanıyor. İşverenler ise birbirine giderek daha fazla benzeyen başvurular arasında seçim yapmak zorunda kalıyor.
İşe alım yazılımı şirketi Greenhouse'un CEO'su Daniel Chait, ortaya çıkan durumu iki tarafın da kendi sorununu yapay zekayla çözmeye çalışırken problemi daha da büyüttüğü bir yapı olarak tanımlıyor.
Chait'e göre, “daha fazla yapay zeka kullanımı daha fazla yapay zeka kullanımını” beraberinde getiriyor ve sonuçta iki tarafın da kazanmadığı bir döngü oluşuyor.
Eğitimde de benzer bir süreç yaşanıyor. Öğrenciler ödevlerini yapmak için yapay zekadan yararlanırken öğretmenler de ders ve ödev hazırlama süreçlerinde aynı teknolojiyi kullanıyor. Böylece eğitim sürecindeki insan katkısının giderek azalması tartışma konusu oluyor.
Brookings Institution bünyesindeki Center for Universal Education tarafından yayımlanan yakın tarihli bir araştırma da üretken yapay zekanın eğitimde kullanımının risklerinin faydalarından çok daha ağır basabileceği sonucuna ulaştı. Eğitimciler, öğrencilerin yapay zekaya aşırı bağımlılığının okuma ve düşünme becerilerini zayıflatabileceği konusunda uyarıyor.
Telif davası kritik önemde
Yapay zeka şirketleri ise bu eleştirilere, modellerin ortaya çıkardığı sonuçların eğitiminde kullanılan orijinal içeriklerden yeterince farklı olduğunu ve bunun ABD telif hukukundaki “adil kullanım” (fair use) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Ancak bu hukuki yaklaşımın mahkemeler tarafından nasıl değerlendirileceği henüz kesinleşmiş değil. Yapay zeka şirketlerinin telif hakları konusunda karşı karşıya kaldığı davalar arasında Anthropic'in milyarlarca dolarlık uzlaşması da bulunuyor.
Sorunun yalnızca telif haklarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Yapay zeka şirketleri, modellerini eğitmek için ihtiyaç duydukları gazetecilik, müzik, film ve diğer insan üretimi içeriklerin ortaya çıkmasını sağlayan ekonomik sistemleri zayıflatırsa, gelecekte beslenecekleri kaliteli veri havuzunu da küçültebilir.
Bu nedenle yapay zekanın karşı karşıya olduğu temel çelişki, teknolojinin insan emeğinin yerini alıp ekonomik değer yaratması değil yalnızca; o ekonomik değeri üreten insanları ve kurumları ortadan kaldırırken kendi geleceği için ihtiyaç duyduğu kaynağı da tüketmesi.
Futurism'in değerlendirmesine göre ortaya çıkan tablo, yapay zeka sektörünün ekonominin farklı alanlarından elde ettiği kazançların, bu alanların sürdürülebilirliğini tehdit ettiği bir “kendi kuyruğunu yiyen yılan” döngüsüne dönüşmesi anlamına geliyor. Bu döngünün devam etmesi halinde kısa vadeli kazançların, uzun vadede yapay zeka sektörünün ihtiyaç duyduğu içerik, emek ve ekonomik altyapıyı da aşındırabileceği belirtiliyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

