17 Şubat 2026, Salı
Haber Giriş: 17.02.2026 10:14 | Son Güncelleme: 17.02.2026 13:43

ABD ve Suudiler arasında F-35 çıkmazı: Neye ihtiyacınız var ki KAAN için Türkiye’ye gidiyorsunuz?

Suudi Arabistan'ın Türk savaş uçağı KAAN projesine yönelik ilgisi, Trump yönetiminde silah satış payının azalabileceği endişesine yol açtı. Riyad'ın tedarik kanallarını çeşitlendirme çabası, F-35 pazarlıklarında stratejik bir hamle olarak değerlendirilirken ABD tarafı konuya dair netlik bekliyor
ABD ve Suudiler arasında F-35 çıkmazı: Neye ihtiyacınız var ki KAAN için Türkiye’ye gidiyorsunuz?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Suudi Arabistan’ın silah tedarikinde çeşitliliğe gitme arayışı, Donald Trump yönetiminde rahatsızlık yarattı. Konuya yakın mevcut ve eski ABD’li yetkililer, Middle East Eye’a yaptıkları açıklamada, Riyad’ın Türkiye gibi ülkelerle yürüttüğü görüşmelerin ABD’nin Körfez’deki silah pazarındaki payını azaltabileceği endişesini dile getirdi.

Geçtiğimiz kasım ayında Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Beyaz Saray’da ağırlanmış; Trump, Suudi Arabistan’ın gelişmiş F-35 savaş uçakları satın alacağını açıklamış ve kapsamlı bir stratejik savunma anlaşması duyurmuştu fakat son dönemde Washington, Riyad’ın bölgesel aktörlerle yürüttüğü savunma görüşmeleri hakkında netlik talep etmeye başladı.

Pakistan’a “Hayır”, Türkiye’ye netlik yok

ABD’nin itirazları sonrası Suudi Arabistan, Pakistan’ın JF-17 savaş uçağını satın almayacağına dair güvence verdi. Riyad’ın, İslamabad’a verdiği milyarlarca dolarlık krediyi bu uçakların alımına dönüştürebileceği yönündeki haberler Washington’da tepki çekmişti.

ABD’li yetkililer, Türkiye’nin geliştirdiği yeni nesil KAAN savaş uçağı programına olası Suudi katılımı konusunda benzer bir güvence almış değil.

Trump yönetiminde üst düzey savunma görevinde bulunmuş Bilal Saab, Middle East Eye'a yaptığı değerlendirmede, “Türk savaş uçağının Suudi envanterinde nasıl bir yere oturacağını göremiyorum. Suudilerin zaten çok geniş bir filosu var. Dünyanın en iyi F-15’lerine sahipler, Amerikalılardan bile daha gelişmiş. Eurofighter Typhoon iyi bir uçak ve F-35’leri de almak üzereler” ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir ABD’li yetkili ise olası KAAN anlaşmasının F-35’in yerini almayacağını düşündüklerini, ancak Riyad’ın ABD’den yapabileceği ilave alımlar için ayırabileceği bütçeyi başka bir yere yönlendirdiğini söyledi ve şu sözleri kullandı:

“Suudilere verilen mesaj şu oldu: ‘ABD’nin karşılamadığı hangi ihtiyacınız var ki KAAN için Türkiye’ye gidiyorsunuz?’ Bu yönetim, tek tedarikçi olmak istiyor ve Amerikan ihracatını önceliklendiriyor”

Çok kutuplu Orta Doğu gerçeği

Middle East Eye'a konuşan Arap ve ABD’li yetkililer, büyük bir kriz beklemediklerini belirtse de, Washington’un baskısının Trump’ın sıfır toplamlı ekonomi anlayışına dayanan diplomasisinin çok kutuplu Ortadoğu gerçeğiyle çeliştiğini vurguladı.

Riyad’daki Naif Arap Üniversitesi Stratejik Araştırmalar ve Ulusal Güvenlik Programları Genel Direktörü Hesham Alghannam, “Suudi Arabistan’ın KAAN’a ilgisi ABD’nin yerini almak için değil, seçenekleri artırmak için. ABD’yi tamamen ikame etmek mümkün değil” dedi.

Alghannam, Washington’un silah satışlarını rekabet olarak görmesi halinde bunun Riyad’ın ABD’den uzaklaştığı şeklinde yorumlanabileceğini belirtti.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi Körfez uzmanı Cinzia Bianco ise “Yanlış anlamalara açık bir durum var” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan’dan 'her an imzalanabilir' mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şubat ayında Suudi Arabistan’a yaptığı ziyarette KAAN için ortak yatırım anlaşmasının “her an imzalanabileceğini” söylemişti. Bu ay Riyad’daki Dünya Savunma Fuarı’nda KAAN’ın Suudi bayrağıyla süslenmiş bir maketi sergilendi.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu da geçen hafta Breaking Defense’e verdiği demeçte, Suudi Arabistan’a 20 ila 50 adet uçak üretilebileceğini ifade etti.

İsrail faktörü de masada...

Trump, kamuoyuna yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’a İsrail’inkine eşdeğer F-35’ler satılacağını vaat etmişti buna rağmen F-35’ler farklı donanım seviyelerinde sipariş edilebiliyor.

İsrail, bölgedeki “Nitelikli Askeri Üstünlüğünü” (QME) korumak için ABD’nin Ortadoğu ülkelerine gelişmiş silah satışlarında fiili veto gücüne sahip. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kasım ayında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Suudi Arabistan’a İsrail’den daha düşük özellikli F-35 verileceğini söylediğini aktarmıştı.

Trump da Beyaz Saray’daki görüşmede İsrail lobisinin etkisini kabul ederek, “Bunun seni çok mutlu ettiğini sanmıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Trump yönetimi bir yandan İsrail yanlısı baskılarla, diğer yandan Körfez’e silah ihracatını artırma hedefiyle denge kurmaya çalışıyor.

“Diplomatik bir pazarlık”

Bilal Saab, Suudi Arabistan’ın KAAN ilgisini “F-35’in doğru konfigürasyonunu elde etmeye yönelik diplomatik bir hamle” olarak nitelendirdi. Saab’a göre Körfez ülkeleri silah satışlarını çoğu zaman askeri kapasite artışından ziyade dış politika aracı olarak kullanıyor.

“Suudiler için mesele askeri kapasite değil, Amerikalılardan daha iyi bir anlaşma koparmak. Açıkçası bu yöntem işe yarıyor” sözlerini kullandı.

Suudi Arabistan geçmişte de benzer bir taktik izledi. İlk Trump döneminde Rus S-400 sistemine ilgi göstermiş, ardından ABD’den THAAD hava savunma sistemi almıştı.

Ortak üretim ve 2030 hedefleri

Riyad’ın Türkiye’ye yönelmesinde en önemli faktörlerden biri ortak üretim ve teknoloji transferi. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Vizyon 2030 programı, savunma harcamalarının yüzde 50’sinin yerli üretimden karşılanmasını hedefliyor.

Alghannam, “ABD’nin derin ve yapılandırılmış ortak üretim ve teknoloji transferindeki ilerleme hızı, Suudi beklentilerinin gerisinde kalıyor. Bu da Riyad’ı daha esnek ortaklıklara yöneltiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Değişen jeopolitik dengeler

Suudi Arabistan’ın Türkiye ile temasları, bölgedeki hızlı jeopolitik değişimle paralel ilerliyor. Riyad, Sudan iç savaşında BAE’ye karşı pozisyon aldı; Yemen’de Abu Dabi’yi geriletmeye çalışıyor ve Sudan ordusunu Mısır ve Türkiye ile birlikte destekliyor.

Bu süreçte Suudi Arabistan Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır’la iş birliğini artırırken; BAE ile İsrail arasındaki yakınlık daha görünür hale geldi.

Cinzia Bianco, Trump’ın F-35 vaatlerinin İsrail yanlısı çevrelerin baskısıyla hayata geçmeyebileceği endişesinin Riyad’da güçlü olduğunu belirtti. ABD Senatörü Lindsey Graham’ın Münih Güvenlik Konferansı’nda Suudi Veliaht Prensi’ni sert sözlerle eleştirmesi de bu gerilimin işareti olarak yorumlandı.

Bianco, “Suudi F-35 anlaşması İsrail’le normalleşmeden ayrıldı. BAE’nin F-35 anlaşması Çin nedeniyle gerçekleşmemişti. Suudi Arabistan’da da İsrail faktörü engel olabilir. İsrail büyük bir itiraz başlatırsa ne olur?” diye sordu.

Sonuç olarak, uzmanlara göre Suudi Arabistan, İsrail’den daha düşük özellikli bir F-35 versiyonu sunulsa bile anlaşmayı kabul edebilir; ancak memnuniyetsizlik sürecek.

Öte yandan Riyad’ın KAAN hamlesi ise Washington’a açık bir mesaj niteliği taşıyor: Suudi Arabistan, silah pazarında tek seçeneğe bağlı kalmak istemiyor.

Kaynak: Gazete Oksijen