28 Nisan 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 28.04.2026 09:17 | Son Güncelleme: 28.04.2026 09:53

AP analizi: İran ağır darbe aldı ancak Tahran, Trump'ın daha önce pes edeceğini umuyor

ABD ve İsrail saldırılarıyla sanayi üretiminin ağır darbe aldığı İran’da binlerce fabrika durdu, en az 1 milyon kişi işini kaybetti. Tahran yönetimi ise Hürmüz Boğazı kozuyla Washington’un önce geri adım atacağını hesaplıyor
AP analizi: İran ağır darbe aldı ancak Tahran, Trump'ın daha önce pes edeceğini umuyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İran’ın dünyaca ünlü halı üretim merkezlerinde tezgâhlar neredeyse tamamen durdu. Süt ve tereyağı için ambalaj bulmakta zorlanan mandıralar üretimi sürdürmekte güçlük çekiyor. Bir dönem İran ekonomisinin lokomotifi olan dev çelik fabrikaları ise sessizliğe büründü. Yüz binlerce kişi işini kaybederken, milyonlarca kişi daha aynı riskle karşı karşıya.

AP'de yer alan habere göre, beş haftayı aşkın süredir devam eden bombardıman boyunca ABD ve İsrail saldırıları binlerce fabrikayı hedef aldı. Ortaya çıkan hasar, İran ekonomisinin geneline yayılarak yeni işten çıkarma dalgalarını tetikleme tehdidi yaratıyor. Bu süreçte İran halkı aynı zamanda hızla yükselen fiyatlarla mücadele ediyor. Son bir ayda tavuk eti fiyatları yüzde 75 artarken, dana ve kuzu eti yüzde 68 zamlandı. Birçok süt ürününde ise fiyat artışı yüzde 50’ye ulaştı.

Durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediliyor. ABD’nin İran limanlarını abluka altına alması, ülkenin ithalatını ve milyarlarca dolar gelir sağlayan petrol ihracatını ciddi şekilde sekteye uğratıyor. Savaş öncesinde kitlesel protestoları tetikleyen ekonomik kriz, yeniden halkı sokağa dökebilecek bir unsur olarak görülüyor.

Ancak İran’ın da küresel ekonomi üzerinde baskı kurabileceği önemli bir koz bulunuyor: Hürmüz Boğazı. Tahran yönetimi, enerji ticareti açısından kritik önemdeki bu su yolunu ancak ablukanın kaldırılması ve savaşın sona ermesi halinde yeniden tamamen açacağını belirtiyor. İran liderliği, onlarca yıllık uluslararası yaptırımlar altında kendi kendine yetebilecek şekilde şekillenen ekonominin, ABD Başkanı Donald Trump’tan daha uzun süre bu baskıya dayanabileceğine inanıyor.

Devlet medyasına göre İran Çalışma Bakan Yardımcısı Gholamhossein Mohammadi, savaş nedeniyle doğrudan en az 1 milyon kişinin işini kaybettiğini açıkladı.

İranlı ekonomist Hadi Kahalzadeh ise zincirleme etkilerin çok daha büyük olduğunu belirterek, 10 ila 12 milyon işin risk altında olduğunu söylüyor. Bu rakam, ülkenin toplam iş gücünün yaklaşık yarısına karşılık geliyor.

Çelik ve petrokimya üretimi felç oldu

İsrail, saldırılarının İran Devrim Muhafızları’nın sanayi altyapısını hedef aldığını öne sürdü. Ancak saldırılar bununla sınırlı kalmadı; Devrim Muhafızları’na ait olmayan birçok tesis de vuruldu.

Brandeis Üniversitesi araştırmacılarından İranlı ekonomist Hadi Kahalzadeh’e göre hava saldırıları yaklaşık 20 bin fabrikada hasara yol açtı. Bu sayı, ülkenin toplam üretim birimlerinin yaklaşık yüzde 20’sine karşılık geliyor. Hedef alınan tesisler arasında kanser ilaçları da üreten İran’ın en büyük ilaç holdingi Tofigh Daru da bulunuyor. Optik ve kimyasal üretim tesisleri ile alüminyum ve çimento fabrikaları da saldırılardan etkilendi.

En büyük darbeyi ise İran’ın dev çelik ve petrokimya tesisleri aldı. İsrail, özellikle 8 Nisan’daki ateşkesten hemen önce yoğunlaştırdığı saldırı dalgasında ülkenin en büyük çelik ve petrokimya fabrikalarını hedef aldı. İran’ın en büyük iki çelik üreticisi olan Mobarakeh Steel ve Khuzestan Steel ile daha küçük birçok tesis üretimi durdurdu. İran’ın yarı resmi Jamaran haber ajansına göre 50’den fazla petrokimya kompleksi de kapatıldı.

Bu durum, İran’ın petrol dışındaki en büyük iki ihracat kalemini ciddi şekilde felç etti. Artan maliyetler yalnızca sanayi sektörünü değil, plastikten boruya, kumaştan süt, tereyağı ve peynir gibi temel gıda ürünlerinin ambalajına kadar pek çok alanı etkiledi.

Ekonomik krizin tek nedeni saldırılar değil. Protestoların ardından internet erişiminin büyük ölçüde kesilmesi, çevrim içi satışlara bağımlı küçük ve orta ölçekli işletmeleri de ağır biçimde vurdu. ABD ablukasından önce ise İran’ın ithalatının yaklaşık üçte birini karşıladığı Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırılar, bu ülkenin İran’la ticareti kesmesine yol açtı.

Zincirleme etkiler büyüyor

İran’ın halıcılık merkezi olarak bilinen Kaşan kentindeki sanayi bölgesinde halı ve kilim üreticilerinin yaklaşık yüzde 80’i faaliyetlerini durdurdu. Bir halı üreticisinin oğlu, ailesine ait fabrikanın da kapanan işletmeler arasında olduğunu söyledi. 20 ila 30 kişiye istihdam sağlayan ve ayda yüzlerce makine halısı üreten fabrika artık çalışmıyor, ancak babası hâlâ her gün tesise gitmeye devam ediyor.

Güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen ve ABD’de yaşayan oğlu, “Babamı hiç bu kadar üzgün duymamıştım” dedi.

Yüzlerce halı üreticisine ev sahipliği yapan Kaşan’ın ekonomisinin büyük ölçüde bu sektöre dayandığını belirten kaynak, “Şehir halı sektörüne bağlı ve ne yazık ki sektör felç olmuş durumda” ifadelerini kullandı. Savaşın başlamasından bu yana ihracatın sert şekilde düştüğünü, iç satışların ise neredeyse sıfıra indiğini söyledi. Sentetik elyaf fiyatlarının da yüzde 30 ila 50 arasında arttığını, bunun nedenlerinden birinin petrokimya tesislerine yönelik saldırıların yarattığı zincirleme etki olduğunu belirtti.

Mehdi Bostanchi ise biri havalandırma ve klima sistemleri, diğeri ev tipi vantilatör üreten iki fabrikanın sahibi. Toplamda 1.130’dan fazla çalışanı bulunan bu tesisler hâlâ faaliyet gösteriyor. Ancak Bostanchi’ye göre özellikle klima ve havalandırma fabrikası inşaat sektörüne büyük ölçüde bağımlı ve bu sektör ağır bir darbe almış durumda.

“İnşaat sektörü büyük bir şok yaşıyor” diyen Bostanchi, yeni bina projelerinin çoğunun durduğunu, demir sac fiyatlarının ise iki katından fazla arttığını söyledi.

İranlı sanayicileri temsil eden bir konseyin üyesi olan Bostanchi, “Ülkedeki tüm sanayi kolları bir şekilde petrokimya sektörüne bağlı” dedi. Doğrudan çelik ya da petrokimya ürünü kullanmayan şirketlerin bile bu sektörlere bağımlı firmalarla sözleşmeli çalıştığını vurguladı.

İran’ın en büyük özel inşaat yüklenicilerinden birinde çalışan bir kimya mühendisi ise şirketin merkez ofisindeki 180 çalışanın yarısının işten çıkarıldığını söyledi. Ayrıca Mobarakeh Steel ile yürütülen bir projenin durdurulması nedeniyle bin kişilik istihdamın da ortadan kalktığını aktardı.

Tahran’da yaşayan bir başka kişi ise savaş başlamadan hemen önce danışman mühendis olarak çalıştığı işinden ayrıldığını, ancak yeni başlayacağı işin artık belirsiz hale geldiğini anlattı.

“Kendimi toplumun en üst yüzde 1’lik kesiminde görüyorum ama şu anda işsizim. Geleceğim konusunda çok endişeliyim” diyen kaynak, önümüzdeki haftalarda insanların birikimlerinin de tükenmeye başlayacağını söyledi.

Dayanıklılık mesajı verilmeye çalışılıyor

Ocak ayında kötüleşen enflasyon nedeniyle başlayan ve kısa sürede İran İslam Cumhuriyeti’nin sona ermesi çağrılarına dönüşen protestolarda milyonlarca kişi sokaklara çıkmış, gösteriler kanlı bir şekilde bastırılmıştı.

Yetkililer şimdi kamuoyuna, İran’ın bu ekonomik baskıya dayanabileceği mesajını vermeye çalışıyor. Hükümet işsizlik sigortasının artırılacağını açıkladı. Ancak ekonomist Hadi Kahalzadeh’e göre İran’ın sosyal güvenlik sistemi üzerindeki yük giderek artıyor. Üstelik bu sistemin finansmanı da zayıflıyor; çünkü sosyal güvenlik yapısı büyük ölçüde petrokimya şirketleri ve diğer kilit sanayi kuruluşlarındaki devlet paylarına dayanıyor.

ABD’nin uyguladığı abluka ise ihracat gelirlerini kesme tehdidi yaratıyor. İran, 2025 yılında yaklaşık 98 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve bunun neredeyse yarısı petrolden elde edildi.

Bununla birlikte, tam kapsamlı bir abluka kurmak kolay görünmüyor. Ekonomi uzmanı Esfandyar Batmanghelidj’e göre İran’ın petrol dışı ticaretinin yaklaşık yarısı kara yolu üzerinden ya da Hazar Denizi limanları aracılığıyla gerçekleşiyor.

Batmanghelidj, başında bulunduğu Batı ve Orta Asya’daki ekonomik kalkınma üzerine çalışan araştırma grubu Bourse and Bazaar Foundation için kaleme aldığı değerlendirmede, İran’ın yıllar içinde önemli bir dayanıklılık kapasitesi geliştirdiğini ve “en kötü senaryolara hazırlıklı” olduğunu yazdı.

Buna göre İran, temel ihtiyaç maddelerinde büyük stoklar tutuyor. 2025 sonu itibarıyla ülkenin yaklaşık sekiz ay yetecek elektrikli makine ekipmanı, altı aya yakın yetecek çimento ve dört aylık çelik ile demir stoku bulunuyordu. Batmanghelidj, bu kaynakların gerekirse karne uygulamalarıyla daha uzun süreye yayılabileceğini de belirtti.

Fabrika sahibi Mehdi Bostanchi ise savaş sona erdiğinde İran ekonomisinin yeniden toparlanabileceğine inanıyor. Ancak bunun ne ölçüde mümkün olacağı, uluslararası yaptırımların kaldırılıp kaldırılamayacağına bağlı.

Bostanchi, “Eğer herhangi bir anlaşma kapsamında yaptırımları kaldıramazsak, o zaman hayır; iyimser senaryo gerçekleşmeyecek” dedi.

Kaynak: Gazete Oksijen