18 Nisan 2024, Perşembe
Haber Giriş: 17.02.2024 20:05 | Son Güncelleme: 17.02.2024 23:38

Çin Dışişleri Bakanı Vang'dan Filistin halkına tarihsel adaletsizliğe son verme çağrısı

Çin Dışişleri Bakanı Vang, 60. Münih Güvenlik Konferansı'nda konuştu. Vang, Filistin sorununa ilişkin, "Filistin halkı kuşaklar boyunca yerlerinden edildi, vatanlarına dönemedi, bağımsız devlet kuramadı. Bu, dünyadaki en uzun süren adaletsizlik. 21. yüzyılda devam etmesine izin vermemeliyiz" dedi
Çin Dışişleri Bakanı Vang'dan Filistin halkına tarihsel adaletsizliğe son verme çağrısı

Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, İsrail saldırıları altındaki Gazze'de yaşananların, Filistin sorununun çözümünün, Orta Doğu'da barış ve istikrarın temeli olduğunu gösterdiğini belirterek, Filistin halkına yönelik tarihsel adaletsizliğe son verme çağrısı yaptı. Vang, Almanya'da düzenlenen 60. Münih Güvenlik Konferansı'nın (MSC 2024), Çin'in Dünyadaki Yeri başlıklı oturumunda yaptığı konuşmada, ülkesinin uluslararası stratejisi ve güvenlik politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Orta Doğu'da barış için Filistin halkına yönelik tarihsel adaletsizliğe son verilmesi gerektiğinin altını çizen Vang, "Filistin halkı kuşaklar boyunca yerlerinden edildi, vatanlarına dönemedi, bağımsız bir devlet kuramadı. Bu, dünyadaki en uzun süren adaletsizliktir. Bunun 21. yüzyılda devam etmesine izin vermemeliyiz" dedi. Çin'in, Filistin sorununda eşitliğin ve adaletin yanında olduğunu, çatışmaların son bulması ve sivillerin korunması için çalıştığını vurgulayan Vang, bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşuna yönelik çabalara hız verilmesini, İsrail ile Filistin'in gerçek anlamda barış içinde bir arada yaşamasını temin etmek üzere geniş kapsamlı bir uluslararası barış konferansının toplanmasını savunduklarını kaydetti.

Kızıldeniz'de İran destekli Husilerin ticari gemilere yönelik tacizlerinin ardından ABD ile İngiltere'nin başını çektiği ülkelerin Yemen'deki hedefleri saldırılarıyla tırmanan gerilimin, Gazze'deki krizin yayılma etkisi olduğuna dikkati çeken Vang, "Kızıldeniz'de güvenliğin sağlanmasına yönelik eylemler uluslararası hukuka uygun olmalı, Güvenlik Konseyinin verdiği yetkiyle yapılmalıdır" ifadesini kullandı. Vang, Kızıldeniz'deki gerilimin kökeninde Gazze'deki durumun olduğunu aktararak, "Gazze'de acil ateşkes sağlanmalı ve çatışmalara son verilmeli, insani koridorların önündeki engeller kaldırılmalı ve iki devletli çözümün canlandırılması için uluslararası barış konferansı toplanmalı. İnsani krizin daha fazla sürmesine izin veremeyiz" değerlendirmesinde bulundu.

"Bir ülke kendi güvenliğini başkası pahasına sağlayamaz"

İsrail'in güvenliğinin ancak iki devletli barışçıl bir çözüm içinde sağlanabileceğini dile getiren Vang, "Bir ülke kendi güvenliğini başkalarının güvensizliği pahasına sağlayamaz." diye konuştu. Vang, 2023 yılının dünyayı daha fazla çalkantı ve sorunlarla karşı karşıya bıraktığını belirterek, korumacılığın ve güvenlik kavramının kötüye kullanılmasının küresel ekonomiyi olumsuz etkilediği uluslararası sistemin tek taraflılık ve blok siyasetiyle akamete uğradığına dikkati çekti.

Ukrayna krizi devam ederken Orta Doğu’da çatışmaların yeniden baş gösterdiğine, yapay zeka, iklim değişikliği, uzay ve kutup alanlarının kullanımının yeni sorunlar kümesini ortaya çıkardığına işaret eden Vang, "Dünya nasıl değişirse değişsin, Çin sorumlu bir büyük ülke olarak, ilke ve politikalarını tutarlılıkla sürdürecek, kargaşa içindeki dünya için bir istikrar gücü olacaktır." dedi.

Vang, Çin'in Ukrayna krizinde barışı teşvik etmeye ve müzakereleri kolaylaştırmaya yönelik çabalarından vazgeçmediğini belirterek, Devlet Başkanı Şi Cinping'in bu konuda Rusya ve Ukrayna liderleriyle görüşmeler gerçekleştirdiğini, Çin'in Avrasya İşleri Özel Temsilcisi Cay Cün'ün sorunun çözümü için çok sayıda ülkede temaslarda bulunduğunu ve Çin'in krizin çözümüne yönelik pozisyonu açıklayan bir tutum belgesi yayınladığını aktardı. Çin'in Ukrayna sorununda taraf olmadığını, çabalarının tek amacının çatışmaya son verilmesi ve barış müzakerelerine yol açılması olduğunu vurgulayan Vang, "Sorunun çözümü için tüm ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmeli, BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine uyulmalı, tüm ülkelerin meşru güvenlik kaygıları ciddiye alınmalı ve barışa katkı sağlayan tüm çabalar desteklenmelidir." ifadesini kullandı. Vang, Çin'in, ayrıca Kore Yarımadası'ndaki anlaşmazlıklara siyasi çözüm bulunmasını desteklediğini, Myanmar’da çatışan taraflar arasında ateşkese aracılık ettiğini ve ASEAN ülkelerini sorunu iç işlerine karışmama prensibi çerçevesinde çözmeye teşvik ettiğini, Afganistan’daki yeni yönetime, kapsayıcı bir siyasi çerçeve oluşturması, ılımlı politikaları benimsemesi, terörün yeniden ortaya çıkmasını ve yayılmasını önlemesi için etkin destek verdiğini kaydetti.

Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik ihtilafları konusunda bölgenin tarihsel olarak Çin’e ait olduğu iddiasını yineleyen Vang, bölgedeki ihtilafları güç yoluyla değil diyalog ve müzakereyle çözme yanlısı olduklarını, bu doğrultuda 2002’de 10 ASEAN ülkesiyle Güney Çin Denizi'nde Tarafların Davranış Kuralları Deklarasyonu’nu imzaladıklarını, böylede bölgede seyrüsefer ve uçuş serbestisine zemin hazırladıklarını ve son yıllarda bunun bağlayıcı ve uluslararası hukuka dayalı bir mutabakat halinde güncellenmesi için çalıştıklarını anlattı. Vang, Tayvan sorununda ise Tayvan’ın Çin’in ayrılmaz parçası ve iç işi olduğunu, yeniden birleşmeyle iç savaşın ardından ortaya çıkan ayrılığın er ya da geç sona ereceğini, Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrar için “tek Çin” ilkenin korunması ve “Tayvan’ın bağımsızlığına” karşı çıkılması gerektiğini vurguladı.

Büyük güçler arasındaki ilişkiler

Büyük güçler arasındaki ilişkilerin küresel istikrar açısından önem taşıdığını vurgulayan Vang, büyük güç rekabetinin küresel riskleri artırmaktan başka sonuç doğurmayacağını, sorunların çözümü için işbirliği ve eşgüdüme ihtiyaç olduğunu bildirdi. Vang, geçmiş deneyimlerin, Çin ile ABD ilişkilerinde işbirliğinin hem iki ülke hem dünya açısından büyük başarılar sağladığı ancak cepheleşmenin her iki tarafı olduğu kadar dünyayı da olumsuz etkilediğini gösterdiğine dikkati çekti.

Çin ve ABD liderlerinin geçen yıl San Francisco’da yaptıkları görüşmenin iki ülke ilişkilerinin geleceğine ilişkin vizyonu ortaya koyduğunu ifade eden Vang, Çin’in bu anlayış birliği içinde temel çıkarlarını kararlılıkla savunacağını, ilişkileri karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği temelinde sürdüreceğini dile getirdi. Vang, Çin’in en büyük komşusu Rusya ile ittifak kurmama, cepheleşmeme ve üçüncü tarafları hedef almama ilkeleri çerçevesinde ikili ilişkilerini istikrarlı şekilde geliştirdiğini, bunun iki ülkenin çıkarlarına olduğu kadar, Asya-Pasifik bölgesinde ve dünyada istikrara katkı sağladığını ve büyük ülkeler arası ilişkilere faydalı bir model teşkil ettiğinin altını çizdi. Çin ve Avrupa’nın dünyanın iki büyük pazarı, gücü ve uygarlığı olduğunu ifade eden Vang, iki tarafın jeopolitik ve ideolojik tahriklerden uzak durması, birbirlerini rakip değil, ortak olarak görmesi gerektiğini savundu.

“Çin’i ekonomik olarak dışlamak tarihi hata olur”

Vang, Çin ekonomisinin 2023’te yüzde 5,2 büyüme kaydettiğine, bunun dünya ekonomik büyümesinin üçte birine denk geldiğine işaret eden Vang, “Çin, dünyanın en büyük pazarı olmaya doğru ilerledikçe bu, dünyanın geri kalanına daha fazla kazanç sağlayacak. Küresel iş çevrelerinde yaygın kabul gören kanaat o ki, yeni Çin, yine Çin olacak” dedi. Yeni dönemde yüksek nitelikli kalkınmanın Çin halkının en önemli siyasi mutabakatı olduğunun altını çizen Vang, Devlet Başkanı Şi’nin, Çin’in kapılarını dünyaya daha fazla açacağını vurguladığını hatırlattı. Vang, Batı’da ve Avrupa’da son dönemde Çin ile ekonomik ilişkilerde bağımlılığa bağlı riskleri azaltma yaklaşımına ilişkin, “Riskleri azaltma adına Çin’i ekonomik olarak dışlamak tarihi hata olur. Dünya ekonomisi küçük göllere ayrılamayacak bir okyanustur. Ekonomik küreselleşme eğilimi geri çevrilemez.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA