Husi güçleri, Babülmendep bölgesindeki hızlı askerî harekâtın ardından Yemen’in Kızıldeniz kıyısının tamamı ile stratejik öneme sahip açık deniz adaları üzerinde tam kontrol sağladı.
Hükümet yanlısı güçlerin stratejik Moha liman kentinden çekilmesinin ardından güneye ilerleyen Husiler, ciddi bir direnişle karşılaşmadan Zübab ve Murad kıyı yerleşimlerini ele geçirdi.
Al Jazeera yaşananları, 'Husiler Yemen'in Kızıldeniz kıyılarında tam kontrol sağladı' başlığıyla okuyucularına duyurdu.
Kıyıdaki ilerleyişin ardından Husi amfibi birlikleri silahlı teknelerle Babülmendep Boğazı’nın içindeki Meyyun (Perim) Adası’na çıkarma yaptı. Hükümet birliklerinin çekilmesi üzerine ada Husilerin kontrolüne geçti.
Grup ayrıca Zukar Adası’nı ele geçirmek için roket saldırıları ve kara harekâtı düzenledi, ardından Haniş Adaları’na doğru ilerledi. Böylece hayati önemdeki deniz ticaret koridoruna hâkim noktalarda geniş bir askerî kontrol kurdu.

Babülmendep'in önemi: Bir petrol rotası daha İran'ın kontrolüne geçebilir
Husilerin Babülmendep kıyıları ve boğaza hâkim adalarda kontrol sağlaması, Yemen’deki bir cephe kazanımının ötesinde küresel enerji ve ticaret güvenliğini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) verilerine göre Babülmendep’ten 2026’nın ikinci çeyreğinde günde ortalama 8,1 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçti. Bu miktar aynı dönemdeki yaklaşık 100 milyon varillik küresel günlük petrol arzının kabaca yüzde 8’ine denk geliyor. Üstelik Hürmüz’deki aksama nedeniyle Suudi Arabistan’ın petrolü Kızıldeniz’deki Yanbu limanına yönlendirmesi, Babülmendep’in önemini savaş öncesine göre daha da artırdı.
Boğaz aynı zamanda Hint Okyanusu ile Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve oradan Avrupa arasında uzanan en kısa deniz yolunun güney kapısı.
Babülmendep’in güvensiz hale gelmesi durumunda gemiler Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalıyor. Bu da seferlere günler ekliyor, yakıt tüketimini, navlun ve sigorta maliyetlerini yükseltiyor. Dolayısıyla Husilerin kıyıdaki füze ve İHA mevzilerine ek olarak Meyyun gibi boğazın içindeki adaları kontrol etmesi, ticari gemilere yönelik gözetleme ve saldırı kapasitesini çok daha kritik bir noktaya taşıyor.
Gelişmenin zamanlaması da önemli. Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışı 2025 sonundaki günlük 21,6 milyon varilden, 2026’nın ikinci çeyreğinde 4,9 milyon varile kadar gerilerken Babülmendep üzerinden geçen miktar aynı dönemde 5,4 milyondan 8,1 milyon varile çıktı.
Yani Babülmendep bugün alternatif bir rota olmanın ötesinde Körfez petrolünün dünya pazarına ulaşmasında giderek daha önemli bir nokta konumunda. Bu nedenle Husilerin boğaz üzerindeki askerî hâkimiyetini artırması küresel enerji piyasası açısından da yeni bir darboğaz riski yaratıyor.