01 Aralık 2022, Perşembe
Haber Giriş: 23.07.2021 04:30 | Son Güncelleme: 25.04.2022 15:39

Kalp hastalıklarının yüzde 80’i diyet ve yaşam tarzıyla önlenebilir

Mark Hyman
Mark Hyman
Kalp hastalıklarının yüzde 80’i diyet ve yaşam tarzıyla önlenebilir
Dr. Mark Hyman: Merhaba; bu haftaki konumuz kalp sağlığı. Kalp hastalığına dair her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz. Kolesterol yüzünden oluyor, statinlerle tedavi ediliyor, o işe yaramazsa baypass ve anjiyoplasti, o da işe yaramazsa kalp nakli… Diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi bilinen sebepleri var. Aslında diyabet ve yüksek kolesterol de birer semptom. Halbuki basit davranış değişiklikleri bile kalp hastalığını önlemede etkili olabilir. Hoş geldin Cindy. Dr. Cindy Geyer: Merhaba. Aslında kalp hastalığı ve diyabet vakalarının yüzde 80’i diyet ve yaşam tarzıyla önlenebilir. Kalp hastalığını azaltacak dört temel önlem var: Sigara içmemek, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak, işlenmemiş gıdalar tüketmek ve sağlıklı bir vücut yağ yüzdesine sahip olmak.  Kolesterolün yanı sıra iltihap önemli. Kalp damar hastalığı enflamatuvar bir süreç; yani sadece kolesterol ile ilgili değil, süregelen bir enflamasyon da söz konusu. Ama enflamasyon da bir semptom ve birçok farklı sebebi olabilir.  Dr. Mark Hyman: Enflamasyonun birçok temel nedeni var. Enfeksiyon ve alerjen gibi iltihaba neden olduğunu bildiğimiz şeylerin yanında, bağırsaktaki toksinlere ve virüslere dikkat etmek gerek. Öte yandan stres, egzersiz eksikliği, uykusuzluk, yalnızlık ve izolasyon da enflamasyon sebebi.  Peki, sıradan bir hasta geldi diyelim. Kolesterolü yüksek, belki ailesinde de kalp sorunu var, yani risk altında. Klasik bir hekim hangi tetkikleri yapar ve nasıl bir tedavi uygular? Dr. Cindy Geyer: Tipik bir doktor kan şekerine bakmak için glikoz ve A1C ölçümü yapabilir. Ayrıca standart bir kolesterol profili çıkarılarak kötü kolesterol olarak bilinen LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) hesaplanır. Aslında çok bir şey ölçülmüş olmaz. Hastada göğüs ağrısı veya nefessiz kalma gibi belirtiler varsa stres testi için kardiyoloğa sevk edilir.  Ancak çoğu doktor C-reaktif proteini ölçmez, çünkü genellikle statin ve aspirin yeterli görülür. Hasta prediyabetik veya diyabetikse metformin ve kan şekerini düşürecek ilaçlar, belki kolesterol kontrolü için statin verilir. Beslenme, stres ve uyku gibi temel nedenlere kimse pek bakmaz.  Dr. Mark Hyman: Halbuki yüksek tansiyonun sebebine, enflamasyon için aspirine neden ihtiyaç duyduğumuza, kolesterolümüzün neden bu hale geldiğine bakmak gerek, değil mi?  Dr. Cindy Geyer: İlginç bir şekilde, hastalar statin kullanınca kolesterollerinin düzeldiğini düşünüyor. Üstelik değerleri iyi çıkınca rahatlayıp daha kötü besleniyorlar.  Dr. Mark Hyman: Bir grup kardiyolog, fastfood restoranlarında statin satılmasını öneriyor. ‘İlacı aldıktan sonra istediğiniz kadar yiyebilirsiniz’ demeye getiriyorlar. Bu korkunç bir şey.  Kolesterol profilinden bahsettin, ama bir yandan da aslında pek bir şeyin ölçülmediğine değindin. Test edilmesi ve ölçülmesi kolay şeylere bakmak işimize geliyor. Oysa vücutta on binlerce farklı molekül var, hepsi her an bir şeyler yapıyor ve çoğunu görmezden geliyoruz. Aslında kolesterol testi bile çoğu zaman bir şey anlatmıyor. Dr. Cindy Geyer: Evet. Kolesterolün miktarına odaklanıyoruz, ama esas olan niteliği. Örneğin LDL geleneksel olarak kötü kolesterol diye biliniyor, fakat onun da farklı türleri var. Büyük, şişkin A LDL kolesterolün atardamarda plak oluşturması daha düşük ihtimaldir, enflamasyona, oksidatif strese ve kopmaya çok yatkın değildir, bu yüzden çok risk oluşturmaz. Öte yandan küçük, yoğun paternli B LDL daha tehlikelidir. Yani önemli olan nicelik değil nitelik. LDL’si eşit olan iki hastadan biri risk altındayken diğeri olmayabilir. Aynısı HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein) için de geçerli.  Dr. Mark Hyman: 2021 yılında artık kimse sıradan kolesterol ölçümüne güvenmemeli. Kalp hastalığı metabolik bir sorun. Kalp doktorları sadece kardiyolog değil, kardiyo-endo-immünolog olmalı, yani hem kalpten hem hormonlardan hem de bağışıklık sisteminden anlamalı. Ayrıca herkese uyan tek bir formül de yok. Nedenler üzerine düşünmeliyiz. Hal böyle olunca hadi biraz metabolik sağlığımızdan bahsetelim. Dr. Cindy Geyer: Metabolik sağlığa dair bir kabul var; tansiyonunuz 8-12 arasında, HDL seviyeniz kadınlar için 40’tan, erkekler için 50’den fazla olması, trigliseritlerin düşük, glikozun 100’den az olması gerekiyor. Bu rakamlara göre örneğin Amerikalıların sadece yüzde 12’si metabolik olarak sağlıklı.  Burada ilginç bir şey var. Normal kilodaki insanların bile büyük çoğunluğu metabolik olarak sağlıksız. Demek ki vücut kitle indeksinizin 25’in altında olması sağlıklı olduğunuz anlamına gelmiyor. Gıdalar elbette kolesterol yapıyor, ama bunun dışında başka etkileri de var. Örneğin damar esnekliğini doğrudan etkiliyorlar.  Dr. Mark Hyman: Yani yiyecekler kaloriden ibaret değil. Yediklerimiz metabolik sağlığımızı etkiliyor. Her iki Amerikalıdan birinin prediyabeti veya tip 2 diyabeti var. Peki kalp hastalığı riski ve endişesi olan birine nasıl yaklaşılır? Herhalde sadece tipik kolesterole ve CRP’ye bakmıyorsunuz. Dr. Cindy Geyer: Elbette onlara da bakıyoruz. Ama mesela insülin seviyesini de bilmek istiyoruz. Çoğu doktor glikozu ölçer ancak insülini ölçmez. Sadece açlık insülinini değil, bazen yiyeceğe verilen insülin cevabını da tespit ediyoruz. Çünkü insülin bir etken; hasta glikozu yükselmeden de bunu dengelemek için çok miktarda insülin salgılayabilir. Bunun sonucunda insülin yüzünden enflamasyon ve karın bölgesinde viseral yağlanma, dolayısıyla kilo fazlası ortaya çıkar.  Dr. Mark Hyman: Yani kalp hastalığına yağ değil aslında şeker sebep oluyor demek istiyorsun, değil mi? İnsülini harekete geçiren şey şeker mi? Çünkü yağ ani insülin yükselmelerine neden olmaz. Dr. Cindy Geyer: Yağ elbette başlı başına bir etken. Ama yağın niteliğinin önemli olduğunu söylüyorum. Yağ atardamar esnekliğini etkiliyor. Bu da damar riskine yol açıyor.  Dr. Mark Hyman: Kızartmalar, trans yağlar ve rafine yağlar berbat. Ama avokado ve zeytin gibi işlenmemiş gıdadan elde edilen yağlar yararlı.  Bir hastamın insülin cevabına bakmıştım. Kan şekeri çok iyiydi; ama açlık insülini 50 iken, iki kola içtikten sonra 250’ye fırlıyordu. Vücudu insülin pompaladığı için acıkıyor ve metabolizması yavaşlıyordu. Bu döngü yüzünden karnındaki hücrelerde yağ oranı artıyor, bunlar enflamasyon fabrikasına dönüşüyordu. Nişasta ve şekeri kesince 20 kilo verdi.  Asıl mesele şu: Kalp hastalığı gerçekten hormonal veya insülin direnciyle ilgili bir sorun ya da bir enflamasyon sorunu. Yüksek tansiyon, kolesterol, şeker hastalığı birbirinden ayrı görülüyor, ama hepsi aynı soruna işaret ediyor. Bunlar, insülin direncine yol açan aynı sebeplerin tezahürü. Peki başka hangi sebepler enflamasyona yol açıyor?

Uykusuzluk bile kalp için bir risk

Dr. Cindy Geyer: Bağırsak mikrobiyomu… Artık daha karmaşık bağırsak testleri yapabiliyor, mikrobiyal paternlere bakabiliyoruz. Mikrobiyal imza dediğimiz bir şey var; bu bize insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıklarına dair ciddi öngörüler sağlıyor. Yediklerimiz mikrobiyomu etkiliyor.  Birçok şeyi yeni yeni öğreniyoruz. Mesela ilaçların işleyişini. Metforminin hücrelere daha iyi insülin cevabı vermesi için yardımcı olduğunu düşünürdük, ama mikrobiyoma da etkisi var. İlaçların yan etkileri söz konusu. Yani insanlar ilaç istiyor, ama polifenolik gıdalarla, taneli meyvelerle, renkli mevyelerle, yeşillik, sarımsak, soğan ve yabanmersiniyle de aynı sonuçlar elde edilebilir.  Dr. Mark Hyman: İnsülin direncinin bağırsakta başlayabileceği aklımıza gelmiyor. Şeker hastası olan birine ketojenik diyet uygulayıp şekerini 250’den 120 civarına düşürmüştüm. Ama hasta tam iyileşmedi. Bir gün midesinin ağrıdığını, gazı olduğunu, kendini rahat hissetmediğini söyledi. Biraz daha yakından inceledim. Aşırı bakteri üremesinden şüphelenince karbon tabletlerden verdim. Büyük fayda gördü. Karbon zehirli bakterileri ve toksik molekülleri alıp götürdü. Hasta rahatladı. Demek istediğim şu: Kalp hastalığını iyileştirmenin yolu kalpten geçmek zorunda değil, bağırsak veya toksinler gibi başka faktörler de göz önüne alınmalı. Örneğin şehirlerdeki hava kirliliği ve parçacıklı maddeler kalp hastalığı ile doğrudan bağlantılı. Dr. Cindy Geyer: Hava kirliliğinin yüksek olduğu kentlerde insanların atardamar esnekliğinin kaybolduğunu biliyoruz. Hatta strese, hamburgere veya kızartmaya tepki olarak atardamar spazmı bile görülebilir. İç damar zarını sağlıklı tutan şeyin ne olduğunu anlarsak, kardiyometabolik sağlık için gereken ipuçlarını bulabiliriz. Dr. Mark Hyman: Ağır metaller de ilginç bir konu. Kurşun, civa, arsenik gibi pek çok ağır metal var. Arsenik diyabetle ve başka hastalıklarla bağlantılı. Yaygın görüşe göre, kurşun seviyeniz ikinin üzerindeyse bu normal kabul ediliyor. Ama kurşun seviyeniz ikinin üzerindeyse, kalp krizi geçirme ve ölme ihtimaliniz, anormal kolesterole sahip birinden çok daha yüksek.  İyi de hangi doktor kurşun seviyenizi ölçer ki? Kısacası, kalp hastalığınız varsa bunun sadece yüksek tansiyon, sigara, kolesterol, diyabetten kaynaklandığını varsaymayın. Başka birçok faktör olabilir. Bağırsak mikrobiyomu, beslenme eksiklikleri, çevresel toksinler, uyku eksikliği veya stres yüzünden de olabilir. Dr. Cindy Geyer: Kardiyometabolik dengesizlikler varsa uykuyu da çok önemsiyorum, çünkü kalp ve metabolizma açısından sağlıksız olanların üçte ikisinde uyku apnesi var. Üstelik insanlar uyku eksikliği yaşadığını fark etmeyebiliyor.  Dr. Mark Hyman: 20 kilo fazlası olan avukat bir hastam vardı. Sağlıklı olmak için çabalıyor, egzersiz yapıyor, diyetini düzenli tutuyor, ama hiçbiri işe yaramıyordu. Saatlerce sandalyesiz bir masada, ayakta durarak çalıştığını anlattı. Nedenini sorunca, uyuyakalmaktan korktuğunu söyledi. ‘Muhtemelen uyku apneniz var’ dedim. Gerçekten de öyle çıktı. Hastayı CPAP (sürekli pozitif havayolu basıncı) cihazına aldık. Düzgün uyuyunca kısa sürede 20 kilo verdi; prediyabet, kolesterol, kilo ve tansiyonu eski haline döndü. Burada iki yönlü bir ilişki var. Fazla kilo uyku apnesine neden oluyor, ama uyku apnesi de fazla kiloya yol açabiliyor. Hasta sadece uyku makinesiyle 20 kilo verdi. Hastalar insana tıp fakültesinden çok daha fazla şey öğretiyor.  Dr. Cindy Geyer: Kan şekerinin sınırda olması gibi tabirlere alışmışız. Riski tahmin etmek için vücut kitle indeksine veya kiloya güvenemezsiniz. Kilolu olmayan bir hastanın trigliseriti 600 çıkabilir. Bel-kalça oranını ölçünce gerekenden epey yüksek olduğu, karın yağından kaynaklandığını görürsünüz. Bunu DEXA taramasına benzeyen vücut yapısına bakarak tespit edebiliyoruz. Kemik yoğunluğunu ölçmek için kullanılan teknolojinin aynısı. Vücut yapısı ölçümü kas kütlesini, yağ kütlesini, derin karın yağı miktarını söylüyor. Dr. Mark Hyman: ‘Normal’ konusu da karışık. Bir şeyin normal olması ideal olduğunu göstermez. Mesela bir Marslı Amerika’ya gelse aşırı kilolu olmayı normal sanabilir. Çünkü insanların yüzde 75’i fazla kilolu. Burada zayıf olmak anormal…  Kalp sağlığının beslenmeyle ilgisi hakkında başka neler söylenebilir? Dr. Cindy Geyer: Kalp sağlığı için damar esnekliği çok önemli. Buna katkı yapabilecek besinler var. Günde bir avokado yemek LDL kolesterolü azaltıyor. Kuruyemiş ve tohumlar, damar zarı esnekliği için yararlı. Polifenol yönünden zengin olan sızma zeytinyağı da antioksidan, anti-enflamatuvar özelliğe sahip ve atardamar esnekliğini artırıyor. Balık, kuruyemiş, tohum, avokado yağları ve sızma zeytinyağı bu konuda yardımcı. Bütün dünyada geleneksel beslenmenin temelinde renkli meyve ve sebzeler, bitkisel gıdalar var.  Öte yandan metabolik esneklik adı verilen bir kavram var. Avcı-toplayıcı olduğumuz dönemlerde elimizdeki gıda kaynağıyla yetiniyorduk. Bazı günler sadece kuruyemiş, tohum, meyve veya ne bulursak onu yiyorduk. Sonra avlanıyor, et yiyor, ardından biraz aç kalıyorduk. Şimdi ise bu metabolik esnekliği kaybettik. İşin aslı, insülin direnci de metabolik esnekliğin kaybolmasından kaynaklanıyor. Dr. Mark Hyman: Çok egzersiz yapıyor ve iyi besleniyorum; çünkü bazen kötü şeyler yapmak istiyorum ve bu sayede o kadarından zarar gelmez gibi geliyor. Tam olarak doğru olmasa bile insana böyle hissettiriyor. Bence de sağlıklı olmaya giden yol metabolik esneklik ve dirençten geçiyor.  Dr. Cindy Geyer: Bunun yolu da ketojenik diyetten geçiyor. Çilek ve nar gibi yoğun pigmentli yiyeceklerdeki polifenol çok faydalı. Biraz aç kalmak da kardiyometabolik sağlığa katkı yapabilir. Polifenol, aç kalma ve egzersiz. Dr. Mark Hyman: Eskiden çoklu haplar modaydı, şimdiyse çoklu öğünlerden bahsediliyor. Somon, yabanmersini, çikolata, kırmızı şarap, koyu yapraklı yeşillikler… Çok teşekkürler Cindy, görüşmek üzere.