Astrofotoğrafçı Dr. John Goldsmith, Batı Avustralya'daki Lake Ballard'da yer alan Pyramid Hill'den yıldızları fotoğraflıyor. Eskiden görüntülerinde yalnızca yıldızlar ve gökyüzüne yerleştirilmiş heykeller yer alıyordu.
Bugün ise fotoğrafları parlak uydu izleriyle kaplanıyor. Goldsmith, iki dakikalık bir pozlamada en az 20 Starlink uydusunun lensinden geçtiğini söylüyor.
Uydu sayısı hızla artıyor
CelesTrak verilerine göre bir önceki on yılda Dünya yörüngesinde 5 binden az uydu vardı. Bugün bu sayı 17 bini aşıyor. SpaceX, düşük yörüngeye bir milyona kadar veri merkezi uydusu yerleştirmeyi öneriyor. Çin de 203 bin uydu için başvuru yaptı. Uydular güneş ışığını yansıtarak teleskop görüntülerinde parlak izler bırakıyor; radyo sinyalleri ise uzak galaksilerden gelen zayıf sinyalleri bastırma riski taşıyor.
Reflect Orbital adlı şirket de hareketli aynalarla donatılmış 50 binden fazla uydudan oluşan bir ağ öneriyor. Bu uydular güneş ışığını geceleri Dünya'ya yansıtarak aydınlatılan bölgeleri parlak hale getirebiliyor.
Radyo astronomisi risk altında
Curtin Üniversitesi ve Uluslararası Radyo Astronomi Araştırma Merkezi'nin (ICRAR) çalışmalarına göre dört ayda test görüntülerinin yüzde 30'unda uydu girişimi tespit edildi. Girişim, yasal olarak korunan radyo astronomi frekans bantlarına da sızıyor.
Cheshire'daki Jodrell Bank merkezli Kilometre Kare Dizisi Gözlemevi (SKAO), Avustralya ve Güney Afrika'da inşa ediliyor. SKAO'nun spektrum yöneticisi Federico Di Vruno, radyo teleskoplarının son derece hassas aletler olduğunu, bir uydunun teleskobun görüş alanından geçmesinin karanlığa alışmış bir kişinin yüzüne ansızın el feneri tutulmasına benzediğini söylüyor.
Uzay hukuku 60 yıl önce şekillendi
Dünyadaki aktif uyduların dörtte üçünden fazlası ABD'ye ait; büyük bölümü Musk'ın Starlink ağına bağlı. Uzayı düzenleyen uluslararası hukuki çerçeve ise yaklaşık 60 yıl önce, yalnızca üç ülkenin uzaya ulaşabildiği dönemde oluşturuldu. 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması, devletleri kendi uzay faaliyetlerinden sorumlu tutuyor ve tüm ülkelere uzaya erişim hakkı tanıyor.
Goldsmith, tüm dünyayı etkileyen kararların tek bir ülke tarafından alındığını belirterek bunu bir yönetişim sorunu olarak tanımlıyor. SKAO, SpaceX ve diğer paydaşlarla Birleşmiş Milletler Dış Uzayın Barışçıl Kullanımları Komitesi (COPUOS) ve Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) üzerinden temas kuruyor.
Avustralya Uzay Yönetişimi Merkezi CEO'su Dr. Cassandra Steer, SpaceX'in uzayı fiilen özelleştirdiğini, mevcut ABD yönetimi altında düzenleyici mekanizmanın yetersiz kaldığını söylüyor.
Uzay çöpü ayrı bir tehdit
Steer, devre dışı kalan uydular, kullanılmış roket gövdeleri ve çarpışmalardan kaynaklanan uzay çöpüne de dikkat çekiyor. 1 santimetreden büyük 1,2 milyondan fazla parçanın yörüngede dolaştığı tahmin ediliyor. Bu parçalar saniyede yaklaşık 7 kilometre hızla hareket ediyor; bu da bir mermiden on kat daha hızlı anlamına geliyor. Avrupa Uzay Ajansı, 2030 yılına kadar uzay çöpünü dengelemeyi hedefleyen Sıfır Çöp Sözleşmesi'ni oluşturdu.
Avustralyalı uydu şirketi Myriota'nın CEO'su Ben Cade, tek bir şirketin yörüngede erken yer kaplayarak egemen hale gelmesinden endişe ettiğini söylüyor. Cade, uzaktaki Avustralya topluluklarının uydu iletişimine bağımlı olduğunu ve bağlantı kaybı durumunda yedek sistemlerinin bulunmadığını belirtiyor.
Kaynak: Gazete Oksijen

