15 Nisan 2024, Pazartesi
Haber Giriş: 01.06.2023 09:40 | Son Güncelleme: 01.06.2023 10:21

Bloomberg yazdı: Maliye bakanının kim olacağı neden önemli?

Yeni Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin cumartesi günü açıklanması bekleniyor. En çok merak edilen atamalardan biri ise Hazine ve Maliye Bakanı'nın kim olacağı. Ancak Bloomberg yazarı Bobby Ghosh, yatırımcıları bu konuya fazla önem vermemeleri konusunda uyardı
Bloomberg yazdı: Maliye bakanının kim olacağı neden önemli?

Kim Türkiye'nin maliye bakanı olmak ister ki? Ülke ekonomisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardır uyguladığı politikaları nedeniyle kan kaybediyor ve çoğu analist, Erdoğan'ın yeniden seçilmesiyle birlikte yaraları sarma şansının kaybolduğu konusunda hemfikir. Ankara'dan gelen söylentiler, eski maliye bakanı ve başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek'in ekonominin başına getirilmek üzere olduğu yönünden. Ancak hafta sonu açıklanması beklenen Erdoğan'ın yeni kabinesine katılırsa bu, umudun deneyime karşı bir zaferi olacak.

Yatırımcılar aynı hataya düşmemeli. Cumhurbaşkanının ülkenin maliyesini yönetmek üzere uluslararası güvenilirliğe sahip bir ekip atayacağına dair muğlak vaadine de fazla itibar etmemeliler. Erdoğan, Türkiye'yi yükselen piyasa yatırımcılarının gözdesi olmaktan çıkarıp Venezuela ve Arjantin'le aynı seviyeye getiren saçma sapan ekonomik fikirlerinden açıkça vazgeçene kadar yapacağı tüm atamalar sadece vitrin süsü olarak görülmeli.

Daha önce denendi

Şimşek zaten bu rolü daha önce üstlendiği için bunları biliyor olalı. 2015 yılında, Erdoğan'ın alışılmışın dışındaki ekonomik fikirleri yatırımcıları tedirgin ederken, eski Wall Street bankacısı piyasalara güven vermek amacıyla başbakan yardımcısı olarak atandı. Şimşek, 2009-2015 yılları arasında ekonomi bakanı olarak mali disiplini sağlamasıyla tanınmıştı. Daha önce Wall Street'te UBS ve Londra'da Merrill Lynch'te bankacı olarak edindiği deneyimin yabancı yatırımcılar nezdinde büyük bir değer ifade etmesi bekleniyordu. Ancak yeni kabinedeki rolü tam olarak tanımlanmamıştı ve aylar içinde sorumlulukları azaltıldı.

Güvenilirliğini kaybetti

Ekonominin ana kaldıraçlarının çoğu, Erdoğan'ın para ve maliye politikası konusundaki kendine özgü ilkelerini özellikle de faiz oranlarını düşürmenin enflasyonla mücadele etmenin yolu olduğu fikrini takip edenlerin elindeydi. Piyasalar o zamana kadar Şimşek'in bir yem olduğunu anlamıştı. 2018'de başbakanlık ve başbakan yardımcılığı makamları kaldırıldığında Cumhurbaşkanı, Şimşek'e hükümette yeni bir rol bulmayı denemedi. Ancak belki de sadakatinden dolayı vitrinde ağırbaşlı bir şekilde oturan Şimşek, güvenilirliğinin bir kısmını kaybetmişti. 

Erdoğan'ın onu geri getirmeyi düşünmesi, Şimşek'i yine faydalı gördüğünün bir işareti. Ama tam olarak ne için? Cumhurbaşkanı, tüm kötülüklerin anası ve babası olarak gördüğü faiz oranlarını düşürme konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Şu anda yüzde 40'ın üzerinde olan enflasyonun vatandaşlara acı verdiğini kabul etse de buna yönelik reçetesi değişmedi. Pek çok analist, yeniden seçilmesini ekonomi politikalarının onaylanması ve devam etmesi için bir teşvik olarak göreceğinden korkuyor.

Piyasaları ikna etmek için daha fazlası gerekecek

New York'taki Medley Global Advisors'ın ürün müdürü Nick Stadtmiller, Business News'e yaptığı açıklamada faiz oranlarının muhtemelen düşük kalacağını, enflasyonun yüksek olarak devam edeceğini, ülke kredi spreadlerinin genişleyeceğini ve para biriminin müdahale sayesinde muhtemelen sadece daha yavaş değer kaybetmesini beklediğini söyledi. Dolayısıyla Şimşek'in hükümete geri dönmesi tek başına gerçek bir değişim anlamına gelmeyecektir. Şimşek'in yine Erdoğan'ın vitrinini süslemek için kullanılmadığına piyasaları ikna etmek için çok daha fazlası gerekecek.

Analistler, Erdoğan'ın ekonomi yönetimindeki yetkilerini devretme konusundaki istekliliğini değerlendirmek için Merkez Bankası Başkanı gibi diğer atamaları da yakından takip edeceklerdir. Ancak uluslararası güvenilirliğe sahip yeni bir yönetici kadrosu bile yeterli olmayacaktır. Cumhurbaşkanı tarafından atandıkları sürece sadece onun yönlendirmelerine göre hareket edeceklerdir. 

Bağımsızlığı garanti etmeye en yakın şey, başkanın ekonominin kaldıraçları üzerindeki kontrolünü gevşeten bir anayasa değişikliği olacaktır. Ancak 2017'deki referandumla yetkilerini büyük ölçüde genişleten Erdoğan, bunlardan vazgeçme eğilimi göstermedi. Böyle bir kanıtın yokluğunda, yatırımcılar Erdoğan'ın yönetimdeki üçüncü döneminde Türkiye'nin beklentilerini ölçerken bir sonraki maliye bakanının kim olacağına daha az önem vermeli. 


Hint asıllı ABD'li gazeteci Bobby Ghosh Bloomberg'de dış haberler alanında köşe yazarlığı yapıyor. Daha önce Hindustan Times'ta baş editör, Quartz'da yönetici editör ve Time'da uluslararası editör olarak görev yaptı.