11 Eylül 2026, Cuma
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 11.09.2026 13:19 | Son Güncelleme: 11.09.2026 15:23

BRICS’te Çin-Hindistan rekabeti: Gelişmekte olan dünyanın lideri kim olacak?

The New York Times, Yeni Delhi’de düzenlenecek BRICS Zirvesi öncesinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Küresel Güney’in liderliği için yürüttüğü rekabeti ve iki ülkenin değişen güç dengesini analiz etti
BRICS’te Çin-Hindistan rekabeti: Gelişmekte olan dünyanın lideri kim olacak?
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

David Pierson ve Alex Travelli / New York Times

Gelişmekte olan dünyaya kim öncülük edecek: Çin Devlet Başkanı Şi Cinping mi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi mi? Bu soru, gelişmekte olan ülkelerin liderlerinin yıllık BRICS Zirvesi için bu hafta sonu Yeni Delhi'de bir araya gelmesiyle yeniden gündeme geliyor.

Savaşlar, yüksek enerji fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifeleri ve yapay zekaya ilişkin endişeler küresel dengeleri sarsıyor. Ülkeler de Washington ve Batılı ortaklarıyla mı yoksa Pekin'le mi daha yakın ilişkiler kuracaklarını yeniden değerlendiriyor.

Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın isimlerinin baş harflerinden oluşan BRICS, 2009'da Batı'ya ve ABD'nin ağırlıkta olduğu G7 gibi platformlara karşı bir denge oluşturmak amacıyla kuruldu.

Ancak kuruluşundan bu yana örgüt, dünyanın en büyük iki gelişmekte olan ülkesi Çin ve Hindistan'ın farklı hedefleri arasında şekilleniyor. Çin, ABD'nin küresel etkisini azaltmak için BRICS'in genişlemesini destekliyor. Hindistan ise grubun büyümesine daha temkinli yaklaşıyor ve BRICS'i Batı ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir köprü olarak görüyor. İki ülkenin farklı yaklaşımları, ülkelerinin yakın tarihindeki en güçlü liderler arasında gösterilen Şi ve Modi'nin politikalarında da kendini gösteriyor.

İlişkilerde yumuşama var, rekabet devam ediyor

Şi'nin zirve kapsamında Hindistan'a yapacağı ziyaret, yedi yıl aradan sonra gerçekleşecek. Ziyaret, 2020’deki sınır çatışmasının ardından bozulan ilişkilerin yeniden yumuşamaya başladığı bir dönemde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

2020'de Hindistan ve Çin askerleri tartışmalı bir sınır bölgesinde ölümcül bir çatışmaya girmişti. İki ülke arasındaki doğrudan uçuşlar askıya alınmış, taraflar karşılıklı olarak gazetecileri sınır dışı etmişti. Hindistan, TikTok gibi Çin merkezli uygulamaları yasaklamış ve Çin yatırımlarını sınırlandırmıştı. Pekin ise Hindistan sınırındaki tahkimat çalışmalarını hızlandırmıştı.

İki lider 2024'te Rusya'daki BRICS Zirvesi'nde ilişkileri yeniden yumuşatmaya başladı. Trump'ın gümrük tarifeleri ve küresel ticarette yarattığı belirsizlikler konusundaki ortak rahatsızlıkları da iki ülkeyi birbirine yaklaştırdı. Washington'daki Stimson Center'ın Çin Programı Direktörü Yun Sun'a göre Pekin'in Hindistan'la ilişkileri düzeltmek istemesinin temel nedenlerinden biri, Yeni Delhi'nin ABD'ye daha fazla yaklaşmasını engellemek. Ancak uzmanlara göre ilişkilerdeki yumuşama, iki ülke arasındaki rekabeti ortadan kaldırmış değil.

Brookings Institution uzmanı Tanvi Madan, Çin ve Hindistan'ın rekabeti çözmekten çok yönetmeye çalıştığını belirtiyor. Madan'a göre Şi, Hindistan'a yaptığı ziyaretle dünyaya Çin'in istikrarlı ve güvenilir bir diplomatik ortak olduğu mesajını vermek istiyor.

Hindistan zirvenin gündemini belirliyor

Bu yıl BRICS'in dönem başkanlığını yürüten Hindistan, zirvenin gündemini belirleme avantajına sahip. Yeni Delhi'de zirvenin resmi logosu kentin birçok noktasında yerini aldı. Beş renkli bir çiçekten oluşan logoda BRICS'in kurucu beş üyesi temsil ediliyor. Hindistan ise Modi'nin siyasi hareketini simgeleyen safran rengi ve çiçeğin merkezindeki birleşmiş ellerle gösteriliyor.

Hindistan hükümeti zirvenin gündemine ilişkin fazla ayrıntı paylaşmasa da “Kapsayıcı Küresel Büyüme” başlığı öne çıkıyor. Bu yaklaşım, Hindistan'ın 2023'te ev sahipliği yaptığı G20 Zirvesi'ndeki tutumunu hatırlatıyor. Yeni Delhi o dönemde Afrika Birliği'nin G20'ye dahil edilmesinde ve Rusya-Ukrayna savaşı konusunda taraf seçmeyen ortak bir bildiri hazırlanmasında rol oynayarak kendisini gelişmekte olan ülkelerin sözcüsü olarak konumlandırmıştı.

Ancak Hindistan'ın o dönemdeki konumu bugün daha zayıf. Modi'nin Hindistan'ı “vishwaguru”, yani “dünyanın öğretmeni” olarak konumlandırma çabası iç siyasette beklenen karşılığı bulmadı. G20 Zirvesi'nden dokuz ay sonra Modi parlamentodaki çoğunluğunu kaybetti ve iktidarını korumak için eyalet seçimlerine odaklanmak zorunda kaldı.

Hindistan ayrıca Çin'in ekonomik hızına yetişmekte zorlanıyor. Ülke dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi olmaya devam etse de yüksek teknoloji ve stratejik sektörlere yönelik devlet teşvikleri, batarya üretimi ve güneş paneli gibi yeşil dönüşümün temel alanlarında beklenen yatırımı ülkeye çekemedi.

İran'daki savaşın enerji maliyetlerini artırması da Hindistan'ın geleneksel ağır sanayisini olumsuz etkiliyor. Yapay zeka alanındaki küresel yatırım yarışında ise Hindistan'ın önde gelen yerli şirketlerinin bulunmaması borsanın durgun kalmasına neden oluyor.

Çin'in elindeki avantajlar

Gelişmekte olan dünyanın liderliği konusunda Çin'in avantajları daha belirgin görünüyor. Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisine sahip. Teknolojik ve askeri gücünü de artırıyor. Kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasılası Hindistan'ın beş katından fazla. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olan Çin'in aksine Hindistan bu konuma sahip değil.

Çin, geçen yıl ABD ile yaşadığı ticaret savaşında önemli bir ekonomik güç gösterdi. Kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinden üretilen mıknatıslardaki hakimiyeti de Pekin'e gelişmiş ekonomiler karşısında önemli bir avantaj sağlıyor.

Şanghay'daki Fudan Üniversitesi Güney Asya Çalışmaları Merkezi Müdür Yardımcısı Lin Minwang ise Çin ile Hindistan arasındaki rekabetin boyutunu sorguluyor. Lin'e göre iki ülkenin uzun vadeli ilişkilerine bakıldığında Hindistan'ın Çin'le hangi alanda gerçekten rekabet ettiği belirsiz. Hindistan ise Çin'in kendisini hala “gelişmekte olan ülke” olarak tanımlamasını sorguluyor. Yeni Delhi, Çin'i 100'den fazla gelişmekte olan ülkenin katıldığı “Global South” zirvelerine de dahil etmiyor.

Pekin'in devlet destekleri ve düşük faizli kredilerle güçlenen ihracata dayalı ekonomik modeli, gelişmekte olan ülkelerin imalat sektöründe Çin'le rekabet etmesini zorlaştırıyor. Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal da geçen yıl Çin'in ekonomik büyümesini eleştirerek bu büyümenin “adil olmayan ticaret uygulamaları” sayesinde gerçekleştiğini savunmuştu. BRICS Zirvesi böylece yalnızca ekonomik iş birliğinin değil, gelişmekte olan dünyada Çin ve Hindistan'ın nasıl bir liderlik kuracağına ilişkin rekabetin de önemli bir sahnesi haline geliyor.

© 2026 The New York Times Company

Kaynak: Gazete Oksijen