30 Haziran 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 29.06.2026 22:52 | Son Güncelleme: 29.06.2026 23:08

Dünya petrol kıtlığının pençesine düşerken, Çin Hürmüz'deki krizi fırsata çevirdi

İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'ndaki kriz birçok ülkeyi enerji, gübre ve kimyasal maliyetleriyle sarsarken, Çin stratejik rezervleri ve temiz enerji yatırımları sayesinde krizi rakiplerine göre daha hafif atlattı. Bu süreç Pekin'in küresel üretimdeki rekabet gücünü daha da artırdı
Dünya petrol kıtlığının pençesine düşerken, Çin Hürmüz'deki krizi fırsata çevirdi
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Ana Swanson / New York Times

İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması, birçok ülkeye ağır ekonomik zarar verdi ve enerji, gübre ile kimyasal fiyatlarındaki artış nedeniyle bazı sektörleri adeta çıkmaza sürükledi.

Ancak bu süreç Çin'e rekabet avantajı kazandırmış olabilir.

Savaşın yol açtığı enerji şokları ve tedarik zinciri sorunları Çin'i de belirli ölçüde etkilese de ülke, birçok ülkenin karşı karşıya kaldığı enflasyon patlaması ile ekonomik ve siyasi sarsıntıların büyük bölümünden kaçınmayı başardı.

Çin rekabetçi konumunu daha da güçlendirdi

Washington merkezli danışmanlık şirketi The Asia Group'un pazartesi günü yayımladığı analize göre bunun nedeni ise, Çin'in sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleri ile temiz enerji kaynaklarının ülkeyi krizin en ağır etkilerinden koruması oldu. Bu durum da Çin'in üretim açısından rekabetçi konumunu daha da güçlendirdi.

Şirket, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların Asya ekonomileri ve siyasetini nasıl etkilediğini inceledi. Analizin temel sonuçlarından biri, krizin Pekin'in fiyat politikaları, ihracat kontrolleri, sübvansiyonlar ve kontrollü döviz kuru sayesinde ekonomisindeki şokları absorbe edebilme kapasitesini ortaya koyması oldu.

ABD'nin yol açtığı bu kesintiler aynı zamanda Pekin'in kendisini diğer ülkelere "istikrarlı ortak" olarak tanıtmasına yardımcı olurken, güneş panelleri, bataryalar ve elektrikli araçlar gibi Çin'in küresel ölçekte hakim olduğu temiz enerji teknolojilerine yönelik talebi de hızlandırdı.

The Asia Group Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucu ortağı, aynı zamanda Biden yönetiminde ABD Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Kurt Campbell, "Burada kazananın Çin olduğu sonucuna varmamak zor" dedi.

İran'daki savaş nedeniyle enerji üretimi ve deniz taşımacılığında yaşanan aksamalar son üç ayda küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltti. Dünyanın en büyük üretim merkezi olan Asya ise enerji ve sanayi ürünlerinde Orta Doğu'ya büyük ölçüde bağımlı durumda. Bölge, petrolünün yüzde 80'ini ve doğal gazının yüzde 90'ını Hürmüz Boğazı üzerinden temin ediyor.

Ancak etkiler enerji piyasasıyla sınırlı kalmadı. Savaş aynı zamanda plastik ve kimyasal üretiminde kullanılan nafta, yarı iletken fabrikaları ile MR cihazlarında kullanılan helyum ve elektrikli araç bataryaları ile elektrik sistemlerinde ihtiyaç duyulan bakır, nikel ve kritik minerallerin rafinasyonunda kullanılan kükürt gibi kritik ürünlerin üretimi ve taşınmasını da sekteye uğrattı.

Trump yönetimi bir barış anlaşmasına varıldığını ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin yeniden artmaya başladığını açıkladı. Ancak son birkaç gündür İran ile ABD yeniden karşılıklı saldırılar ve tehditlerde bulundu. Ateşkes yeniden rayına otursa bile birçok analist savaşın etkilerinin uzun süre devam edeceğini düşünüyor. Boğazın yeniden kapanabileceği ya da gemilerin zarar görebileceği endişesi, sigorta maliyetlerini artırırken şirketleri daha uzun ve daha pahalı deniz rotalarına yöneltiyor.

Çin'de kimyasal, metal ve sentetik elyaf üreten fabrikalar hâlâ Hürmüz Boğazı üzerinden gelen ithal kükürt, helyum ve naftaya büyük ölçüde bağımlı.

Buna rağmen Çin, enerji rezervlerini devreye alarak ve rafinerilerine ihracat kotaları ile kısıtlamalar uygulayarak küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin önemli bölümünden korunmayı başardı. Çin'in petrol ithalatı mayıs ayında yıllık bazda yüzde 30'dan fazla gerileyerek küresel piyasada diğer ülkelerin satın alabileceği daha fazla petrol arzı oluşmasını sağladı.

Raporda, yapay zeka kullanılarak hükümetlerin, şirketlerin ve diğer aktörlerin Hürmüz Boğazı'nda yaşanabilecek farklı senaryolara nasıl tepki vereceği modellenirken, son dönemde yaşanan tedarik zinciri kesintilerinin diğer Asya ülkeleri açısından çok daha ciddi sorunlar yarattığı belirtildi.

Hindistan'da artan gübre, yakıt ve gıda fiyatları hükümete yönelik siyasi muhalefeti güçlendirdi. Gübre maliyetlerindeki yükseliş ve muson yağmurlarının zayıf geçme ihtimali, iş gücünün yüzde 40'ından fazlasının çalıştığı tarım sektörünü olumsuz etkileyebilir.

Japonya'da ise yakıt sübvansiyonlarının halihazırda savunma bütçesinin yaklaşık yarısına ulaşması nedeniyle yükselen enerji fiyatları kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırabilir. Otomotiv parçalarının üretiminde kullanılan alüminyum ve nafta fiyatlarındaki artış ile yaşanan arz sıkıntısı Japon otomobil üreticilerinde üretim kesintilerine ve gecikmelere yol açtı.

Ekonomik ve siyasi etkiler Güneydoğu Asya'da ise daha da belirgin hissediliyor. Enerjide net ithalatçı konumundaki birçok ülke ekonomilerini koruyabilmek için acil borçlanmaya giderken sübvansiyon programlarını da genişletti.

Filipinler'de işçi grevleri yaşanırken ulusal enerji acil durumu ilan edildi. Endonezya'da sülfürik asit sıkıntısı yaşayan nikel üreticileri üretimlerini azaltırken, artan uçak biletleri nedeniyle Bali'de turizm de geriledi.

Enerji şokunun etkisiyle Güneydoğu Asya ülkelerinin önemli bölümü güneş panelleri, batarya enerji depolama sistemleri ve elektrikli araçlar için Çin'e yönelirken, Çin'in bu ürünlerdeki ihracatı da hızla arttı.

Grubun analistlerine göre enerji krizi, Güneydoğu Asya'nın üretim merkezi olarak rekabet gücüne yönelik algıyı da zayıflatabilir. Bu da şirketlerin üretimlerini Çin dışına taşıma eğilimini yavaşlatabilir.

Hürmüz Boğazı'nın kapanması, güçlü enerji üretimi sayesinde ABD'yi çok daha sınırlı ölçüde etkiledi. Ancak kriz özellikle yapay zekâ sektörü açısından bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Rapora göre Hürmüz krizi, yarı iletkenler, transformatörler, enerji sistemleri, bakır ve ABD'deki veri merkezlerinin inşasında kullanılan diğer kritik malzemeleri üreten Asya tedarik zincirleri üzerinde ciddi baskı oluşturdu.

Şimdi en büyük soru ise krizin ne kadar süreceği.

Campbell, birçok ülke ve tedarik zinciri üzerindeki etkinin "derin ve çok ciddi" olduğunu belirterek, krizin uzaması hâlinde tablonun daha da ağırlaşabileceğini söyledi. Japonya ve Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkenin, şimdiye kadar ekonomilerini koruyan stratejik rezervlerinin önemli bölümünü tükettiğini ifade etti.

Campbell, "Jet yakıtından dizel yakıtlara kadar birçok alanda artık neredeyse depolarımız tamamen boşalmak üzere" dedi.

© 2026 The New York Times Company