25 Eylül 2022, Pazar
Haber Giriş: 21.03.2022 14:55 | Son Güncelleme: 21.03.2022 16:09

Putin B planına geçti, başaramazsa C ve D planı nedir?

The New York Times’ın bölgeyi uzun yıllardır yakından takip eden üç Pulitzer ödüllü yazarı Thomas L. Friedman, Putin’in ikinci planının da Biden ve Zelenskiy karşısında çöktüğünü yazdı. Fakat C, hatta D planları çok daha vahim olabilir
Putin B planına geçti, başaramazsa C ve D planı nedir?

Thomas L. Friedman / The New York Times

Bir aylık kafa karışıklığının ardından Ukrayna'da hangi stratejilerin oynandığı artık açık: Vladimir Putin'in B planına karşı Joe Biden ve Vladimir Zelenskiy'nin A planlarını izliyoruz. Umalım ki kazanan Biden ve Zelenskiy olsun, çünkü Putin'in olası C planı gerçekten korkutucu ki D planı olmasından korktuğum şeyi yazmak bile istemiyorum.

Bu konuda Kremlin'de gizli bir kaynağım yok, sadece Putin'in Orta Doğu'da uzun yıllar neler yaptığını izlememe dayanan deneyimim var. Putin, Rus ordusunun Ukrayna'ya yürümesini, ülkedeki Nazi liderliğinin kellesini almasını ve ardından tüm ülkenin barışçıl bir şekilde Rusya'nın kollarına düşmesini öngören A planının çöktüğünü fark etti ve B planına geçti.

B planı mülteci krizi yaratmak

Rus liderin B planı, Rus ordusunun kasıtlı olarak sivillere ateş açarak ve konutları, hastaneleri, işyerlerini, hatta sığınakları bombalayarak Ukraynalıları evlerini terk etmeye sevk etmek, böylelikle ülke sınırları içinde ama daha da önemlisi yakınlardaki NATO üyelerinin sınırları içinde büyük bir mülteci krizi yaratmak. Geçtiğimiz haftalarda bunların hepsi gerçekleşti.

Ukrayna’dan göç eden bir aile Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki bir tren istasyonunda.
(Fotoğraf: Mauricio Lima/The New York Times)

 

Zelenskiy'e baskı yapmalarını umuyor

Bana kalırsa Putin Ukrayna'nın tamamını işgal edip askeri yoldan ele geçirerek kendi barış koşullarını dayatamazsa geriye kalan en doğru seçeneğin çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere 5 ila 10 milyon Ukraynalı mülteciyi Polonya, Macaristan ve Batı Avrupa'ya sürmek olduğunu düşünüyor. Böyle bir göçün getireceği sosyal ve ekonomik yük nedeniyle söz konusu NATO üyelerinin nihayetinde Zelenskiy'e, Putin'in savaşı sona erdirmek için dayattığı tüm şartları kabul etmesi için baskı yapmasını umuyor.

B planı istediği gibi ilerliyor

Bu plan büyük olasılıkla savaş suçları işlemeyi de içerdiğinden Rus liderini ve devletini dünyanın gözünde kalıcı paryaya dönüştürebilir. Ancak Putin muhtemelen Rus petrol, gaz ve buğdayına ve yaklaşmakta olan İran nükleer anlaşması gibi bölgesel meselelerde Moskova'nın desteğine duyulan ihtiyaç nedeniyle dünyanın kısa süre içinde Kötü Çocuk Putin ile eskisi gibi iş yapmaya döneceğini umuyor.
Putin'in B planı istediği şekilde ilerliyor gibi görünüyor.

Fransız haber ajansı Agence France-Presse geçtiğimiz pazar günü Kiev'den şunları bildirdi: “Birleşmiş Milletler'e göre savaşın başlamasından bu yana 3.3 milyondan fazla mülteci Ukrayna'dan kaçtı ki bu Avrupa'nın II. Dünya Savaşı'ndan bu yana gördüğü en büyük mülteci krizi. Buna ek olarak 6.5 milyon kişinin de ülke içinde yerinden edildiği düşünülüyor.”

Haberin devamı ise şöyleydi: Cumartesi günü geç saatlerde yapılan bir istihbarat güncellemesinde, İngiltere Savunma Bakanlığı Ukrayna'nın hava sahasını etkili bir şekilde savunmaya devam ettiğini ve Rusya'nın kendi hava sahasından fırlatılan silahlara mahkum kaldığını söyledi. Rusya'nın operasyonel yaklaşımını değiştirmeye zorlandığı ve artık bir yıpratma stratejisi izlediği belirtildi. Bu durumun sivil kayıpların artmasına, Ukrayna altyapısının tahrip edilmesine ve insani krizin ağırlaşmasına yol açacak olan ayrım gözetmeksizin ateş gücü kullanımını beraberinde getirmesi muhtemeldir."

Zelenskiy'nin A planı

Yine de Putin'in bu B planı Biden ve Zelenskiy’nin kucağına doğru ilerliyor. Zelenskiy'nin umduğundan daha iyi sonuç verdiğini düşündüğüm A planı, Rus ordusuyla sahada başa baş mücadele etmek, ordunun iradesini kırmak ve Putin'i kendi barış anlaşması şartlarını kabul etmeye zorlamak. Kremlin liderine sadece itibarını kurtarmaya yetecek kadar bir kazanım bırakmak. Rus kuvvetleri tarafından barbarca dökülen tüm kana ve bombardımana karşın akıllılık eden Zelenskiy'nin bir gözü halen diplomatik çözümde, bir yandan güçlerini ve halkını bir arada tutarken sürekli Putin'le müzakere için bastırıyor.

The New York Times'da geçtiğimiz pazar günü yayınlanan habere göre “Ukrayna'daki savaş, üç haftadan uzun süren çatışmaların ardından Rusya'nın yalnızca marjinal kazanımlar elde etmesi ve giderek artan bir şekilde sivilleri hedef almasıyla çıkmaza girdi. Washington merkezli bir araştırma grubu olan Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün analizine göre 'Ukrayna kuvvetleri Rusya'nın ilk harekatını başarısızlığa uğrattı.' Çalışma, Rusların başkent Kiev'i veya Harkov ve Odesa gibi diğer büyük şehirleri ele geçirecek insan gücüne veya teçhizata sahip olmadığı sonucuna varıyor.”

Biden'ın savaş başlamadan önce Putin'i caydırmak amacıyla açıkça uyardığı A planı, Batı'nın Rusya'ya daha önce hiç uygulamadığı derecede sert ekonomik yaptırımlar uygulaması, böylece Rus ekonomisini durma noktasına getirmekti.

Biden’ın A planı

Ukraynalılara silah göndererek Rusya'yı askeri açıdan da baskı altına almayı da içeren Biden stratejisi tam da bu işe yarıyor. Bu plan da muhtemelen Biden'ın beklentilerinin ötesinde başarılı oluyor çünkü Rusya'da faaliyet gösteren yüzlerce yabancı işletmenin oradaki faaliyetlerini gönüllü olarak veya çalışanlarının baskısı nedeniyle askıya alması bu planı daha da güçlendirdi.

Mikroçipler ve ihtiyaç duydukları diğer hammaddeleri artık Batı'dan alamayan bazı Rus fabrikaları kapanmak zorunda kalıyor. Rusya ve çevresinde hava yolculuğu kısıtlandı çünkü ticari uçaklarının çoğu aslında İrlandalı leasing şirketlerine aitti, Airbus ve Boeing de Rusya'nın doğrudan sahip olduğu uçaklara hizmet vermiyor. Bu arada, binlerce genç Rus teknoloji çalışanı, savaşa karşı elleriyle olmasa da ayaklarıyla oy verdi: Ülkeyi terk ediyorlar. Bunların hepsi Putin'in bu yanlış savaşı başlatmasından sadece bir ay sonra gerçekleşti.

The Washington Post, ekonomik araştırma şirketi Castellum.ai'ye atıfta bulunarak "Rusya'ya akan mal ve hizmetlerin yarıdan fazlası, kendisine yaptırım veya ticari kısıtlama uygulayan ve ABD ile Avrupa Birliği'nin başını çektiği en az 46 ülkeden geliyor" diye yazdı. The Washington Post haberinde şunlar da yazıldı: “Perşembe günü televizyonda yayınlanan konuşmasında meydan okuyan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin yaşadığı zorlukları da kabul ediyor gibiydi. Kapsamlı yaptırımların 'ekonomide derin yapısal değişiklikleri' zorunlu kılacağını söyleyen Putin, Rusya'nın kendisine yönelik 'ekonomik yıldırım harekatı organize etme girişimlerinin' üstesinden geleceğine dair söz verdi. Putin 'Durum şu anda bizim için zor. Rus finans şirketleri, büyük işletmeler, küçük ve orta ölçekli işletmeler eşi görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya' dedi.”

Günün sorusu

O zaman günün sorusu şu: Putin'in savaş makinesinin yarattığı mültecilerin NATO ülkeleri üzerindeki giderek artan baskısı mı galip gelecek yoksa Ukrayna'da ordusu, kendi topraklarında ise ekonomisi durma noktasına gelen Rusya üzerindeki yine giderek aratan baskı mı?

Bu sorunun yanıtı, savaşın ne zaman ve nasıl sona ereceğini, yani net bir kazanan ve kaybedenle mi yoksa belki de daha büyük olasılıkla Putin'in lehine veya aleyhine bir tür kirli uzlaşmayla mı biteceğini belirleyecektir.

Kirli uzlaşmaya tahammül edemeyebilir

“Belki” diyorum çünkü Putin herhangi bir yenişememe haline veya kirli uzlaşmaya tahammül edemeyebilir. Mutlak bir zafer dışında herhangi bir sonucu, otoriterce elinde tuttuğu iktidarını sarsacak bir aşağılama olarak görebilir. Bu durumda, Polonya sınırındaki Ukrayna askeri tedarik hatlarını uçaklarla ya da roketle vurmak gibi seçenekleri de içeren C planını seçebilir.

NATO'nun dağılabileceğine inanabilir

Polonya NATO üyesi. Topraklarına yapılacak herhangi bir saldırı diğer tüm NATO üyelerinin Polonya'yı savunmasını gerektirir. Putin bunu zorlarsa ve bazı NATO üyeleri Polonya'yı savunmaktan imtina ederse NATO'nun dağılabileceğine inanabilir. Böyle bir durum tüm NATO üyelerinde, özellikle de ABD'de Rusya ile olası bir III. Dünya Savaşı'na doğrudan dahil olma tartışmalarını alevlendirebilir.

Kievliler Rusya tarafından vurulan bir apartmandan geriye kalanlara bakıyor.
(Fotoğraf: Ivor Prickett/The New York Times)

 

Nükleer bomba fırlatmasından korkuyorum

Ukrayna'da sonuç ne olursa olsun NATO'yu parçalayabilmek Putin adına diğer tüm kayıpları örtebilecek bir başarı olur. Putin'in A, B ve C planlarının hepsi başarısız olursa köşeye sıkışmış bir hayvan gibi davranacağından ve D planını tercih edebileceğinden, yani ya kimyasal silah kullanmasından ya da Nagazaki'den sonraki ilk nükleer bombayı fırlatmasından korkuyorum. Böyle bir cümleyi yazmak bile zor, bunu düşünmek daha da zor. Ancak bu olasılığı görmezden gelmek aşırı derecede saflık olur.

 ©️ 2022 The New York Times Company