06 Ekim 2022, Perşembe
Haber Giriş: 06.07.2022 23:22 | Son Güncelleme: 07.07.2022 12:31

Açken sinirli olmak bir bahane değil: Bilim insanları açlık ve öfke arasında doğrudan bir bağlantı buldu

Bilim insanları 21 gün boyunca, 64 kişinin açlık ve duygu durumlarını inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Buna göre katılımcıların birçoğunun açlık durumlarının öfke haliyle ilişkili olduğu tespit edildi
Açken sinirli olmak bir bahane değil: Bilim insanları açlık ve öfke arasında doğrudan bir bağlantı buldu

Genellikle ken, insanların öfkeli olması bir bahane gibi görülse de artık bilim böyle düşünmüyor. İngilizce’de angry (kızgın/sinirli) ve hungry (aç) kelimelerinin birleşiminden oluşan hangry kelimesi Y kuşağı tarafından yıllarca kullanıldı. 2018’de kelime o kadar yaygınlaştı ki Oxford Sözlüğü’ne eklendi. 

Şimdi bilim insanları, açlığın doğrudan duygusal durumumuzla bağlantılı olduğunu buldular. Katılımcılardan bir uygulamayı kullanarak günde beş kez ne kadar acıktıklarını ve nasıl hissettiklerini yazmaları istendi. 

Londra'daki Anglia Ruskin Üniversitesi'nde psikolog olan baş yazar Profesör Viren Swami, açlıkla ilgili şaşırtıcı bir araştırma eksikliği olduğunu söyledi. Swami, “İnsanları günlük yaşamlarında takip ederek açlığın öfke, sinirlilik ve zevk düzeyleriyle ilişkili olduğunu gördük" dedi.

Swami ‘hangry’nin gerçek bir şey olduğunu kanıtlayarak insanların bunu fark edip ondan kurtulacağını umuyor. Swami, “Birçoğumuz aç olmanın duygularımızı etkileyebileceğinin farkındayız ancak şaşırtıcı bir şekilde çok az bilimsel araştırma hangry’ye odaklandı” diye konuştu.

64 kişi 21 gün boyunca izlendi

Ne yazık ki çalışmanın bu olumsuz duyguları hafifletmek için bir öneri sunmadığını belirten Swami, “En azından araştırmalar, bir duyguyu etiketleyebilmenin, örneğin sadece aç olduğumuz için kızgın olduğumuzu kabul ederek, insanların onu düzenlemesine yardımcı olabileceğini öne sürüyor” dedi. 

Swami, bu nedenle aç ve kızgın olma konusundaki farkındalığın, açlığın bireylerdeki olumsuz duygu ve davranışlarla sonuçlanma olasılığını azaltabileceğini söyledi. Araştırmacılar, 21 günlük bir süre boyunca açlık düzeylerini ve çeşitli duygusal refah ölçümlerini kaydeden Orta Avrupa'dan 64 kişiyi işe aldı. Bu katılımcılar günde beş kez bir akıllı telefon uygulamasından açlık durumlarını ve duygularını bildirdiler.

Açlık, katılımcılar tarafından kaydedilen asabiyetteki varyansın yüzde 37'si, öfkedeki varyansın yüzde 34'ü ve zevkteki varyansın yüzde 38'i ile ilişkilendirildi. Etkiler yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, diyet alışkanlıkları ve bireysel kişilik özellikleri gibi faktörler dikkate alındıktan sonra bile oldukça önemliydi. Bulgular Plos One dergisinde yayınlandı. 

Avusturya'daki Karl Landsteiner Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nde psikolog olan ve çalışmaya katılan Profesör Stefan Stieger, "Bu takıntı etkisi ayrıntılı olarak analiz edilmedi. Bu nedenle, katılımcıların bir uygulama üzerinde kısa anketleri tamamlamaları için yanıt vermeye davet edildiği, saha tabanlı bir yaklaşım seçtik” dedi.

Bu soruların kullanıcılara üç haftalık bir süre boyunca yüzde 50 oranda rastgele günde 5 kez gösterildiğini aktaran Stieger şunları söyledi:

“Bu geleneksel laboratuvar tabanlı araştırmalarla mümkün olmayan bir şekilde yoğun boylamsal veriler üretmemize izin verdi. Bu yaklaşım, yalnızca katılımcılar için değil, aynı zamanda bu tür çalışmaları tasarlayan araştırmacılar için de çok fazla çaba gerektirse de, sonuçlar laboratuvar çalışmalarına kıyasla yüksek derecede genellenebilirlik sağlayarak, insanların  günlük yaşamlarında açlıktan dolayı oluşan duygusal sonuçları nasıl deneyimlediklerine dair bize çok daha eksiksiz bir tablo sunar” 

2019'da BBC'nin Good Food dergisi, 30. yaş günlerini kutlamak için bir gastronomi sözlüğünün parçası olarak 'hangry' kelimesini kullanmıştı. Bu ifade, bir psikanalitik dergide yayınlandığı 1956 yılına kadar uzanıyor, ancak ancak son zamanlarda popüler hale geldi.

 (Kaynak: DailyMail)