13 Temmuz 2026, Pazartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.07.2026 09:38 | Son Güncelleme: 13.07.2026 10:06

7 ülkede yaklaşık 1 milyon kişi incelendi: Obez genç yetişkinler yüksek risklerle karşı karşıya

Yedi sanayileşmiş ülkeden elde edilen otuz yıllık veriler, yaşlı obez bireylerle normal vücut kitle indeksine sahip yaşıtları arasındaki kan basıncı ve kolesterol farklarının zamanla azaldığını gösterirken, obez genç yetişkinlerin yüksek kardiyometabolik risklerle karşı karşıya kaldığını gösteriyor
7 ülkede yaklaşık 1 milyon kişi incelendi: Obez genç yetişkinler yüksek risklerle karşı karşıya
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

The Lancet dergisinde yayımlanan yeni bir çalışma, sanayileşmiş ülkelerde obez bireylerle normal vücut kitle indeksine (VKİ) sahip kişiler arasında kan basıncı, kolesterol düzeyleri ile tansiyon ve kolesterol düşürücü ilaç kullanımını karşılaştırdı.

Obezite ve kardiyovasküler risk faktörlerinde küresel eğilimler yüzyılın sonlarından bu yana obezite oranları dünya genelinde hızla arttı. Ancak bu artış her ülkede aynı hızda gerçekleşmedi. Obezite; özellikle yüksek HDL dışı (non-HDL) kolesterol, düşük HDL kolesterol ve yüksek kan basıncının başlıca nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Obezitede kalp hastalığı riskini esas olarak kan basıncı ile HDL dışı kolesterol belirlerken, yüksek HDL kolesterol daha düşük riskle ilişkilendiriliyor. Ancak bu ilişkinin nedensel olduğu henüz kanıtlanmış değil.

Önceki çalışmalar, kan basıncı ve kolesterol düzeylerinin yalnızca obeziteden etkilenmediğini göstermişti. Sigara kullanımı, alkol tüketimi, fiziksel aktivite ve beslenme gibi yaşam tarzı faktörleri de önemli rol oynar ve obezite oranları değişmese bile bu etkenler zaman içinde farklılık gösterebilir.

Son yıllarda klinik kılavuzlarda yapılan değişikliklerle kan basıncı ve kolesterol tedavisi için belirlenen eşik değerler düşürüldü. Böylece daha fazla kişi, özellikle de obez bireyler, ilaç tedavisi veya beslenme önerileri almaya başladı. Bu durum, obez bireylerle normal VKİ'ye sahip kişiler arasındaki sağlık farklarının azalmasına katkı sağladı. Buna karşın, işlenmiş karbonhidrat tüketiminin artması gibi yaygın risk faktörleri obez bireylerin sağlığını olumsuz etkilemeye devam edebilir ve bu farkların yeniden büyümesine neden olabilir.

Bu değişimlere rağmen, obez bireylerle normal VKİ'ye sahip kişiler arasında kan basıncı ve kolesterol düzeylerinin zaman içindeki değişimini karşılaştıran kapsamlı veriler hâlâ sınırlı. Bu veri eksikliği, obezitenin değişen etkilerini anlamayı ve obezite, hipertansiyon ile kolesterol bozukluklarının tedavisine yönelik öncelikleri belirlemeyi zorlaştırmakta.

Yedi ülkede kardiyometabolik eğilimler otuz yıl boyunca takip edildi

Araştırmada Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki yedi sanayileşmiş ülkede yaşayan normal kilolu, fazla kilolu ve obez yetişkinlerin kan basıncı ile kolesterol düzeyleri incelendi. Çalışmaya Japonya, Güney Kore, Tayvan, Tayland, Finlandiya, İngiltere ve ABD dahil edildi.

Analize, 1990-2024 yılları arasında yürütülen ve boy, kilo ile en az bir kan basıncı veya kolesterol ölçümünü içeren, ulusal düzeyde temsili 110 çalışma dahil edildi. Toplam 20-79 yaş aralığında 978.425 yetişkin değerlendirildi. Her çalışma yılı, cinsiyet, yaş ve VKİ'ye göre en fazla 24 gruba ayrıldı.

Değerlendirilen sonuçlar arasında sistolik kan basıncı (SKB), HDL dışı kolesterol, HDL kolesterol ile tansiyon ve kolesterol düşürücü ilaç kullanımı yer aldı. Bulgular; cinsiyet, yaş grubu ve VKİ kategorilerine göre normal (20,0-24,9), fazla kilolu (25,0-29,9), sınıf I obezite (30,0-34,9) ve sınıf II/III obezite (35,0 ve üzeri) olarak raporlandı.

Kardiyometabolik risk farkları en çok yaşlı yetişkinlerde azaldı

Araştırmacılar, çalışma süresi boyunca yedi ülkenin tamamında obezitenin daha yaygın hâle geldiğini belirledi. En büyük artış ABD'de görülürken, obezite prevalansı en düşük düzeyde Japonya ve Güney Kore'de kaldı. Buna karşın, obezite ile bazı önemli kardiyovasküler risk faktörleri arasındaki ilişki zaman içinde önemli ölçüde değişti.

Özellikle HDL dışı kolesterol ve sistolik kan basıncı açısından VKİ grupları arasındaki farklar küçüldü. Bu değişim en belirgin şekilde yaşlı yetişkinlerde görüldü. Normal VKİ'ye sahip kişilerde HDL dışı kolesterol İngiltere, Finlandiya ve ABD'de, ayrıca Güney Kore ve Tayvan'daki yaşlı yetişkinlerde azaldı. Buna karşılık, Asya ülkelerinin çoğundaki genç ve orta yaşlı yetişkinlerde önemli bir değişiklik gözlenmedi.

HDL kolesterol, Tayvan dışında normal VKİ'ye sahip kişilerde genel olarak arttı. Finlandiya ve ABD'deki artış ise daha sınırlı kaldı.

Kan basıncı açısından da benzer bir tablo görüldü. Sistolik kan basıncı ülkelerin çoğunda, özellikle yaşlı yetişkinlerde düştü. En büyük azalmalar Japonya, Güney Kore ve İngiltere'de kaydedildi. Tayland ise istisna oluşturdu ve burada sistolik kan basıncı zaman içinde arttı.

Bununla birlikte, hem HDL dışı kolesterol hem de sistolik kan basıncındaki düşüşler fazla kilolu veya obez bireylerde, normal VKİ'ye sahip kişilere kıyasla daha belirgindi. Sonuç olarak VKİ grupları arasındaki farklar giderek azaldı.

Bu yakınlaşma en belirgin olarak yaşlı yetişkinlerde ve ileri derecede obez bireylerde görüldü. Çalışma döneminin sonunda İngiltere ve ABD'de ileri derecede obez yaşlı yetişkinlerin HDL dışı kolesterol düzeyleri, normal VKİ'ye sahip yaşıtlarından daha düşüktü. Benzer bir durum Tayvan'daki kadınlar dışında bazı Asya ülkelerinde de gözlendi.

Orta yaşlı yetişkinlerde de farklar, özellikle daha ileri obezite gruplarında azaldı. Ancak obezite, yüksek HDL dışı kolesterol ile ilişkili olmaya devam etti. Buna karşılık genç yetişkinlerde bu farklar büyük ölçüde değişmedi, hatta bazı durumlarda daha da arttı.

HDL kolesterol ise farklı bir eğilim gösterdi. Tüm yaş gruplarında fazla kilolu veya obez bireylerin HDL kolesterol düzeyleri, normal VKİ'ye sahip kişilere göre sürekli daha düşük kaldı. Üstelik normal VKİ grubunda HDL kolesterolün daha fazla artması nedeniyle bu fark zamanla daha da büyüdü.

Sistolik kan basıncı açısından da ülkelerin çoğunda farklar azaldı. Ancak Tayvan yine istisna oluşturdu. Kadınlarda daha büyük düşüşler görülmesine rağmen VKİ grupları arasındaki fark genişledi. 2022 yılına gelindiğinde ABD'de fazla kilolu veya obez yaşlı yetişkinlerin sistolik kan basıncı, normal VKİ'ye sahip yaşıtlarından daha düşüktü.

Genel olarak, yaşlı yetişkinlerde VKİ ile hem kolesterol hem de kan basıncı arasındaki ilişki zayıflarken, genç yetişkinlerde güçlü kalmaya devam etti.

Araştırmacılar ayrıca risk faktörlerindeki bu değişimlerin, koruyucu ilaç kullanımındaki artışla aynı döneme denk geldiğini belirledi. 2000 yılından önce nadiren kullanılan kolesterol düşürücü ilaçlar, özellikle Güney Kore, Tayland, İngiltere ve ABD'deki yaşlı yetişkinler arasında giderek daha yaygın hâle geldi. Buna karşılık Tayvan, çalışma boyunca en düşük tedavi oranlarına sahip ülke oldu.

Kolesterol düşürücü ilaç kullanımı Güney Kore'deki orta yaşlı yetişkinlerde de arttı, ancak genç yetişkinlerde yaygın değildi. Çalışma süresince fazla kilolu veya obez yaşlı ve orta yaşlı yetişkinlerin kolesterol düşürücü tedavi alma olasılığı, normal VKİ'ye sahip kişilere göre daha yüksekti. Bu fark özellikle İngiltere, ABD ve Tayland'da zamanla daha da belirginleşti.

Benzer bir eğilim tansiyon düşürücü ilaçlar için de gözlendi. Normal VKİ'ye sahip yaşlı yetişkinlerde ilaç kullanımı bazı Asya ülkelerinde, özellikle Tayland ve Güney Kore'de arttı. Buna karşılık ABD'de ve orta yaşlı yetişkinlerin çoğunda önemli bir değişiklik görülmedi.

Bununla birlikte, tüm ülkelerde tansiyon düşürücü ilaçlar en sık fazla kilolu veya obez yaşlı ve orta yaşlı yetişkinler tarafından kullanıldı. Bu durum özellikle İngiltere ve ABD'deki yaşlı erkeklerde belirgindi. Genç yetişkinlerde ise VKİ'den bağımsız olarak tedavi kullanımı yaygın değildi.

Obezite artmasına rağmen kardiyovasküler risk farkları azaldı

Tüm ülkelerde obezite oranları artmasına rağmen, VKİ grupları arasındaki kolesterol ve kan basıncı farkları zaman içinde azaldı. Bu durum özellikle yaşlı yetişkinlerde belirgindi. Araştırmacılar, kolesterol ve tansiyon düşürücü ilaçların daha yaygın kullanılmasının bu iyileşmeye önemli katkı sağlamış olabileceğini belirtirken, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerin de rol oynamış olabileceğini vurguladı.

Bununla birlikte, HDL kolesterol farklı bir seyir izledi. Obez bireylerde HDL kolesterol düzeyleri düşük kalmaya devam etti ve zamanla bu fark daha da arttı. Ayrıca kardiyometabolik risk farklılıkları, özellikle VKİ'den bağımsız olarak nadiren tedavi gören obez genç yetişkinlerde varlığını sürdürdü. Bu bulgular, erken önleme, tarama ve uygun durumlarda tedaviye yönelik halk sağlığı çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Kaynak: Gazete Oksijen