14 Mayıs 2026, Perşembe
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 14.05.2026 10:37 | Son Güncelleme: 14.05.2026 11:25

Nurdan Bernard Cannes'dan bildiriyor: Sinema bir direniş olarak tanımlandı

22 filmin Altın Palmiye için yarışacağı 79. Cannes Film Festivali başladı. Festivalin jüri başkanlığı Park Chan-Wook'a emanet edilirken "Yüzüklerin Efendisi" yönetmeni Peter Jackson da yaşam boyu başarı ödülüne layık görüldü
Nurdan Bernard
Nurdan Bernard
Nurdan Bernard Cannes'dan bildiriyor: Sinema bir direniş olarak tanımlandı
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cannes Film Festivali’nin başladığı 12 Mayıs tarihli yazımı festival sarayının dev basın merkezinde basın toplantıları ve gösterimler arasında sıkışık bir vakitte yazdım. Açılış ve kapanış günlerin sıkışıklığı… Saat 18’de dünyanın gözünü diktiği Kırmızı Halı faslı başladığında notları önüme koyup yazıya başladım.

Merkezin La Croisette perspektifinden başlayıp, Kırmızı Halı’nın üzerinden geçerek denize kadar dönen çepeçevre terastaki gazetecilere özenmemeye çalışarak, bir kendi ekranımdaki yazıma, bir karşımdaki dev ekranda yayınlanan Kırmızı Halı geçidine göz atarak, Saraya en son kabul edilen “Elektrikli Venüs” ekibini görene kadar yazmaya devam ettim. Açılış töreninde bu filmin dünya prömiyeri gösterilecekti çünkü. Onları halıda görür görmez, yazıyı yollayıp, geç kalırsam girememeyi göze alamayacağımdan salona koştum.

Açılış seremonisini bu kadar zarif, ince ve de güçlü olduğunu bilmediğim Eye Haïdara, herkesin içine işleyen “Burada ve başka yerlerde, direnmeye çalışan hepiniz, iyi akşamlar, hoş geldiniz!” diyerek açtı. Konuşmasını başka biri yazsa, bu kadar içten olabilir miydi? Neticede aktris, olabilir. Ama o denli gerçekti ki, ezberledi ve oynuyorsa, büyük oyuncu! Uzun nefesli konuşmalarında ne bir eksik, ne bir fazla kelime vardı. Güldürürken gülmedi, gözleri yaşartırken hafifçe yutkundu. Her şey tam ölçülüydü.

Uzun konuşmalar yaptı ama 1 saat boyunca bir kere dahi teklemedi, duraksamadı, bekleme sesleri çıkarmadı. Fransızcası kadar mükemmeldi İngilizcesi ki her ne kadar artık çok gelişse de bir Fransız için hiç de kolay değildir, tersinin de aynen geçerli olduğu gibi. Fransız oyuncu Haïdara, belki de ilk sözlerinin yaratabileceği gerginlik riskiyle heyecanı duyulan sesine birkaç saniyede hakim oldu ve ömür boyu 20 milyon kişiye hitap etmiş gibi rahat, enerjik ve güvenli, konuştukça güzelleşti. Hayki film ve dizide oynayan bu aktrisi meğer yeterince izlememişim!

Büyük avangardist, Yeni Dalga yaratıcılarından Godard'ın, “İnsan, temkinli olmak için film yapmaz” cümlesini hatırlatması için ne doğru bir zaman! Sonra saygılarını sundu… görmeyi tercih etmeyeceğimiz şeyleri filme almayı seçenlere; filmleriyle bize hayatın kıymetli olduğunu hatırlatanlara. Ve de tüm hayata: Kahramanın ve isimsiz olanın hayatına; güçlülerin ve görünmezlerin hayatına; insanları güldürmeyi seçenlere de, “çünkü kahkaha her zaman hafife aldığımız bir cesaret biçimidir” diyerek. Direnişçiliği Cannes’a çok yakışan Haidara, sinema aşkını da nefis ifade etti: “Çünkü içimizde derin yankılar uyandıran bu hikayeler, tüm insanlığı kapsıyor. Çünkü diyorlar ki, bakın, burada böyle yaşıyoruz, burada böyle hissediyoruz, burada böyle umuyoruz. Çünkü gün ışığında başkalarını görmeyi ve dinlemeyi öğrenmek için karanlıkta iki saatten daha iyi bir şey bulamadık.”

Uzun Metraj Film Jürisini sahneye davet ederken kullandığı “örnek film tutkunları” nitelemesi, bu uluslararası jüriye başkanlık eden Güney Koreli yönetmen, senarist ve yapımcı Park Chan-wook’ı, “intikamı bir sanat, şiddeti bir şiir, Kore sinemasını ise bir takıntı haline getiren ve kendisine birkaç uykusuz gece borçlu olduğumuz adam” diye tanıtması son derece sempatikti.

Yüzüklerin Efendisi ile şöhrete ulaşan Yeni Zelandalı yönetmen Sir Peter Jackson'a Altın Palmiye Onur Ödülünü vermek üzere, eski dostu oyuncu Frodo (Elijah Wood) sahneye çgeldi. Sir Peter Jackson, “Teknoloji insanlık dokunuşu taşımadığı sürece hiçbir anlam ifade etmez” sözleri uzun alkış aldı. “The Beatles: Get Back” belgesel dizisine bir gönderme olarak, Theodora ve Oklou ikilisinin The Beatles'ın "Get Back" şarkısının cover'ını seslendirmesi, neredeyse Grande Theatre Lumiere Salonunu dans pistine çevirecekti!

Töreni kapatmak ve 79. Cannes Film Festivali'nin 12 günlük gösterimlerini başlatmak için ise iki dev aktris sahneye çıktı: Gong Li ve Jane Fonda. Biri Doğu'dan, diğeri Batı'dan, Çinli ve Amerikalı, "yaratmanın cesaretini, özgürlüğünü ve güçlü eylemini" kutlamak için bir ağızdan “79. Cannes Film Festivali Açıldı” dediler.

Festival Sarayından çıkışta, saat gece yarısını geçtiği halde, Kırmız Halı geçidine doymayan kameralı ve gece elbiseli ile şortlunun yan yana olduğu yabacı meraklılar ile hala dopdoluydu. Sokakları en az meraklılar kadar, biz akreditasyon rozetliler ordusu da dolduruyordu.

Bolloré’ye Canal+ ile tavır kondu

Sektörde küçük bir deprem yaşanıyor ve Cannes’dan da hissedildi. Açılışta, Pierre Salvadori'nin *Elektrikli Venüs* filminin gösterimi sırasında, benzeri görülmemiş bir protesto kendiliğinden patlak verdi. (Konuyla ilgili 15 Mayıs Cuma günü basılack Gazete Oksijen’deki yazımı okumanızı rica ederim). Buna karşılık Canal+ ile aynı gruba ait OCS logoları göründüğünde buz gibi bir sessizlik çöktü.

79. Cannes Film Festivali, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önceki son festival ve Ulusal Cephe'nin (RN) tehdidi her zamankinden çok gündemde.

Medyayı çok büyük boyutlarda ele geçiren milyarder Vincent Bolloré’nin sinema sektöründe de etkisinin büyümesine karşı çıkan yaklaşık 600 sinema profesyoneli ortak bir bildiri yayımladı. Çünkü Bolloré, Canal+, StudioCanal ve UGC sinemalarını satın alarak film üretiminden dağıtıma kadar tüm zinciri kontrol edecek güce yaklaştı. “Zapper Bolloré/ Bolloré’yı değiştirin” (tv kumandasında kanal değiştirmek için kullanılan argo terim) kolektifi, aşırı sağa yakın siyasi çizgisiyle bilinen Bolloré’nin kültürel alanı ve toplumsal hayal gücünü tekelleştirebileceği, bağımsız sinemayı zayıflatabileceği ve ileride ideolojik baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.

Auteur sinemasının tüm canlılığı ve çeşitliliğiyle sergilendiği en önemli festival Cannes'da bu endişelerin yankı bulması güzel. Sinema sektörü, ekonomik krizler, yapay zekâ korkusu, Hollywood’daki durgunluk ve bağımsız yapım şirketlerinin iflasları gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olmasına rağmen hâlâ ayakta kalmaya çalışıyor. Dünyadaki kriz ortamına rağmen Cannes sinema için bir vitrin ve direnç sembolü. Fransa’da salon seyircisinin yeniden artması umut veriyor. Özellikle aşırı sağ çevrelerin devlet destekli sinema sistemini hedef alması kültürel alanda yeni bir siyasi mücadele yaratıyor.

Kaynak: Gazete Oksijen