13 Ekim 2026, Salı
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 13.10.2026 14:27 | Son Güncelleme: 13.10.2026 14:54

Barcelona'nın Türk takımları ile geçmiş randevularında neler yaşanmıştı?

Barcelona'nın Türk takımları ile geçmiş randevularında neler yaşanmıştı?
Sedat Hacıkerimoğlu

Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcilerimizden Galatasaray bu akşam sahasında bir dünya devini, Barcelona’yı ağırlayacak. Ancak, Türk takımları Barcelona ile yeni tanışmış değil. Meraklısına, mazisi derin bir Barcelona hikayesi…

İlk tanışma Trabzonspor'dan

1989/90 sezonunu Kral Kupası zaferiyle noktalayan Barcelona ve aynı sezonun Türkiye Kupası finalisti Trabzonspor, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nın ikinci turunda eşleştiler. Trabzonspor’un o dönemde Avni Aker’de Avrupa takımlarına yenilmemek gibi bir geleneği vardı.

Barcelona’nın başında o dönem efsanevi futbol ikonu Johan Cruyff bulunuyordu. Cruyff’un maç önü söyledikleri ise ilginç tartışma kapıları açacaktı. Trabzonspor’u tanımadığını, sadece yardımcısının hazırladığı notlarla maça hazırlandığını söyleyen Hollandalı teknik adam, Barcelona’nın daima kendi oyununu oynayan bir takım olduğunu ve deplasman maçlarında az gollü sonuçları yeğlediğini söylüyordu.

Açıklamalarında 3-5-2’yi önemsemez, hatta gereksiz gören Cruyff’a yanıt, dönemin A Milli Takım Teknik Direktörü Sepp Piontek’ten geliyordu. Maçtan bir gün önce Trabzon’a gelerek iki takımın da antrenmanını izleyen Piontek, önce Cruyff’la Özkan Sümer’in Orhan’ı orta sahanın solundan hücuma katıp katmayacağı üzerine sohbet ediyor; sonrasında Türk basınına Cruyff’un taktik diziliş hakkındaki demeçleri için “Cruyff Allah mı?” sorusunu da içeren zehir zemberek bir cevap veriyordu.

Trabzonspor’un hocası Özkan Sümer’e göre ise galibiyet sürpriz olmazdı. Nitekim baskın bir oyun ortaya koyan Trabzonspor, Hamdi Aslan’ın 68. dakikada attığı golle Barcelona'yı 1-0 mağlup etti. Hamdi, maçtan sonra ‘hayatının golünü’ attığını söyleyecekti. Rövanş maçında ise işler istendiği gibi gitmeyecek, Özkan Sümer’in inanılmaz ofsayt taktiğinin de etkisiyle art arda goller yiyen Trabzonspor, Hami Mandıralı ile 1-0 öne geçtiği maçı 7-2 kaybederek kupaya veda edecekti.

"Azgın Boğalar"

1993/94 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nin yeni formatına katılmayı başaran ilk Türk takımı olan Galatasaray, grup aşamasında Barcelona ile eşleşmişti. Sabah’ın kura çekimi öncesi “Azgın Boğalar” başlığıyla tanıttığı Barcelona’yı, yakın zamanda ışıklandırılan Ali Sami Yen’de ağırlayan Galatasaray rakibine ezilmedi. Hatta Tugay ve Suat’ın ayağından net fırsatlar kaçırdı. Hatta Barcelonalı yıldız Romario’nun karşısına dikilen bir dev vardı…

Performansı her daim uçlarda olmuş Hayrettin Demirbaş, Brezilyalının önce bir aşırtma vuruşunu, sonra da iyi noktaya giden bir kafa vuruşunu çıkartmayı başarmıştı. Abidin Aydoğdu’nun ‘Guardialo’ telaffuzu ve Talay Erker’in “ahhhh” nidalarıyla geçen maçtan çıkan 0-0’lık sonuç ile Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk puanımızı kazanmıştık. Rövanş maçı ise tecrübe eksikliğinin somut bir göstergesiydi. Yarı final şansı çoktan kaybedilmiş, maç sadece bir prestij mücadelesine dönmüş olsa da Milliyet’in Camp Nou’ya “Vur boğayı, titret dünyayı” dileğiyle gönderdiği Galatasaray, sahadan 3-0’lık yenilgiyle ayrılmıştı. Ancak ertesi yıl işler farklı olacaktı…

“Boğayı öldürdük!”

O sezonu Türkiye Ligi’nin zirvesinde tamamlayan Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde yine Barcelona ile eşleşti. Bu defa ilk randevu İspanya’daydı. Galatasaray, Kubilay Türkyılmaz’la öne geçmeyi de başardı ancak Camp Nou’dan 2-1 yenik ayrıldı.

Rövanşta ise yine önceki yıla benzer şekilde Galatasaray gruptan çıkma şansını çoktan yitirmişti. Ali Sami Yen’deki maça Galatasaray her ne kadar iyi başlasa da geri düşmekten kurtulamadı. Sedat Balkanlı’nın ayağından kaçırdığı topu yakalayan Romario, Litvanyalı kaleci Stauce’nin yanından topu ağlara bıraktı. Galatasaray, yenik duruma düşmesine rağmen pes etmedi ve rakip kalede üst üste pozisyonlar buldu. Ancak son vuruşlar zayıf kalıyordu. Kulağa abartı gibi gelecek ama Norman Mapeza’nın ceza yayının biraz gerisinden, kaleyi karşıdan gören bir serbest vuruşu korner bayrağına yakın bir noktadan auta dahi gitmişti.

Maçın ikinci devresinde baskı daha da arttı. Önce Hakan’ın 90’a bıraktığı penaltı golü geldi. Ardından, maçın bitimine iki dakika kala Arif’in kaleye yükselttiği plaseyi çok rahat tokatlayabilecek -Sergio’nun da babası olan- Carlos Busquets, yere inerken dengesini kaybedip kalenin içine doğru adımladı. Hakemler arasında kısa bir bakışma, ardından da maçın yorumcusu Hayri Hiçler’in “Boğayı öldürdük!” çığlıklarına neden olan gol kararı… Galatasaray, nihayet Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk galibiyetini almayı başarmıştı.

Sahne Beşiktaş'ın

Kurada Barcelona ile denk gelme alışkanlığına 2000 yılına kadar ara verildi. 1999/00 sezonunu ligde ikinci sırada tamamlayan Beşiktaş, ön eleme turunu aşmış ve Şampiyonlar Ligi gruplarına kalmayı başarmıştı. İlk maçta deplasmanda Milan’a mağlup olan Siyah-Beyazlıların ikinci maçtaki rakibi Barcelona’ydı. Maç öncesinde Beşiktaş’ın İtalyan teknik direktörü Nevio Scala kendinden emindi. Barcelona ‘olağanüstü’ olsa da yenilecekti. Maç öncesi Galatasaray’ın Brezilyalıları Jardel ve Capone Barcelona’nın yıldızı Rivaldo’yu otelde ziyaret ederken, gazetelere göre vatandaşlarının Beşiktaş hakkında bilgi istemesi üzerine ona tepki gösteriyorlardı.

Beşiktaş, o gün Barcelona karşısında muhteşem bir futbol sergiledi ve rakibini 3-0 mağlup etti. Basında Galatasaray’ın henüz dört ay önce kaldırdığı UEFA Kupası’nın özgüveni vardı. Sahadaki futbol, bu özgüveni bir kat daha yukarı taşımıştı. Oysa bu, Beşiktaş için saman alevi bir sonuçtu. Üçüncü maçta Leeds United deplasmanında alınan 6-0’lık mağlubiyet, umutları sonlandırdı. Barcelona ile oynanan rövanş da 5-0 gibi acı bir skorla bitecekti.

Ancak o maçın Beşiktaş adına önemli bir kazancı vardı. Milliyet’in konuk yazar olarak maçı yorumlattığı ünlü edebiyatçı Duygu Asena, köşesinde Beşiktaş’tan beğendiği bazı futbolcuları sayıyor ve en son '19 numaralı futbolcuyu beğendiğini', 'bu futbolcunun kısa mesafede iyi çalımlar attığını' belirtiyordu. Beşiktaş’a o sezon Gaziantepspor’dan gelen 19 numara, yıllar boyunca Beşiktaş’ın sol kulvarının değişilmez futbolcusu olan İbrahim Üzülmez'den başkası değildi.

Önce Fener, hemen ardından Cimbom

Ertesi sezon Türk takımları Barcelona’ya adeta abone oldu. Fenerbahçe, birinci grup aşamasında Barcelona ile eşleşti. İnşaat halindeki Şükrü Saracoğlu Stadı’nda rakibini ağırlayan Fenerbahçe, Mustafa Denizli’nin fazla cesur kadro tercihi nedeniyle zorlandı, maçı da 3-0 mağlup tamamladı. Stadın elektriklerinin kesilmesi ve maçın tam 20 dakika durması da gecenin bir başka eksisiydi. Rövanş ise bir başka acı hatıra olacaktı. Gruptaki beş maçta puan alamayan Fenerbahçe, Camp Nou’daki rövanşın 90+2’nci dakikasına 0-0’lık eşitlikle girdi. En azından bir prestij puanı alınıyor denirken Barcelona, kaleye uzak ve biraz da çapraz bir mesafeden serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Rivaldo, zoru başardı ve topu 90’a yolladı...

Diğer temsilcimiz Galatasaray ise Barcelona ile o dönemki formatta ikinci grup aşamasında karşı karşıya geldi. Camp Nou’daki ilk maçta Ergün'ün sol ayak dışıyla yaptığı müthiş ortaya uzanan Ümit Karan, Sarı-Kırmızılıları 1-0 öne geçirdi. Sonra da Fleurquin’le fark ikiye çıktı. Ancak bu üstünlük korunamadı. Hakan Ünsal ve Capone’nin oyundan atılmasıyla 9 kişi kalan takım, maçı 2-2’lik eşitlikle tamamladı. Ali Sami Yen’deki rövanş maçı ise yine grubun son karşılaşmasıydı. İlk beş maçının tamamından beraberlikle ayrılan Galatasaray’a çeyrek final için galibiyet gerekiyordu. Ama olmadı. Maçın 58. dakikasında şimdilerde PSG'nin teknik patronu olan Luis Enrique’nin ofsayttan attığı gol, hayallerimizi yıkmaya yetmişti.

İki ekip ertesi yıl da karşı karşıya geldi. Ancak Galatasaray artık eski gücünde değildi. İstanbul’daki 2-0’lık mağlubiyet acıydı; İspanya’daki 3-1’lik yenilgi ile hem Şampiyonlar Ligi’ne hem de UEFA Kupası şansına veda anlamı taşıyan rövanş daha da acı oldu.

2002'den sonra 20 yıl bekledik

Bu yirmi yılda Barcelona altın çağını yaşadı. Lionel Messi dünyayı kasıp kavurdu. Biz fanilere ise onu Türkiye’de izlemek bir türlü kısmet olmadı. 2022’de Galatasaray ile Barcelona bu defa UEFA Avrupa Ligi’nin son 16 turunda eşleştiğinde Barça artık Messi’den yoksundu.

İki takımın da kendince sorunları vardı. Hatta Galatasaray, tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşıyordu. Yine de İspanya’dan 0-0’la dönüldü. İstanbul’da ise iyi oyuna rağmen gelen 2-1’lik mağlubiyet, Sarı-Kırmızılıların o sezon tutunabileceği tek dalın da kırıldığını işaret ediyordu. Ama akıllarda hep aynı soru kalmıştı… Acaba Kerem İspanya’daki maçta o golü atsa neler olurdu?

Şimdi önümüzde yeni bir tarih var. Barcelona’ya İstanbul cehennemini yeniden hatırlatmak için bir fırsat bu. Umalım ki, sonu güzel olsun…

Kaynak: Gazete Oksijen