23 Temmuz 2024, Salı Gazete Oksijen
Haber Giriş: 25.04.2023 13:10 | Son Güncelleme: 25.04.2023 13:47

Depremin vurduğu illerde yeni bir tehdit yükseliyor: Moloz dağları

6 Şubat depremlerinin yıktığı illerde enkaz kaldırma çalışmaları henüz tamamlanmadı. Ancak moloz yığınlarının oluştuğu birçok şehirde, endişeler de yükselmeye başladı. Washington Post muhabiri Kareem Fahim, Hatay'daki korkuyu ve tartışmaları yazdı
Depremin vurduğu illerde yeni bir tehdit yükseliyor: Moloz dağları

Hatay Samandağ'da her saat başı gelen damperli kamyonlar, deniz kenarında giderek büyüyen bir dağa dönüşen deprem molozlarını taşıyor. Yükselen bu yığınlar, beton çelik, battaniye, bisiklet gibi birçok şeyin parçalarından oluşuyor. Ayrıca bölge sakinlerini de endişelendiren zehirli maddeler içeriyor. Yayılan tepeciğin bir tarafında depremde evlerini kaybedenlerin kaldığı bir çadır kent bulunuyor ve burada yaşayanlardan bazılarının gözleri yanmaya başladı. 

Diğer tarafta ise Samandağ'ın Akdeniz kıyısında balık servisi yapan Çapa Restoran bulunuyor. Washington Post'a konuşan restoranın sahibi İsa Miçooğulları, "Çok protesto ettik. Ama hiç durmadılar" dedi ve restoranı yakında yeniden açmayı planladıklarını söyledi. Ancak enkaz yığını büyüyüp restorana doğru toz bulutları esmeye başladıkça, personelinin ve müşterilerinin güvenliği için yeniden düşünmeye başladı.

210 milyon ton moloz

Türkiye ve komşusu Suriye'de 6 Şubat'ta meydana gelen iki depremde binlerce bina bir anda çökerek 50 binden fazla insanın ölümüne ve tüm mahallelerin yerle bir olmasına neden oldu. Hasarlı on binlerce bina da yıkılma aşamasında. Birleşmiş Milletler'in tahminlerine göre bu felaket 210 milyon ton moloz yarattı, inşaat malzemeleri sayısız yaşamın kalıntılarıyla karıştı ve çevre aktivistlerinin korktuğu asbest lifleri gibi zararlı maddeler yaydı.

Tüm bunların güvenli bir şekilde nasıl bertaraf edileceği sorusu, ülkenin güneyindeki şehirleri yasa boğan ve milyonlarca insanı evsiz bırakan ulusal bir travma olan depremlerin ardından Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı birçok kritik ikilemden biri olan karmaşık bir görev. Samandağ'da çöplük alanları, yaralı bir kente vurulan bir başka darbe olarak kent sakinlerinin ve çevre aktivistlerinin protestolarına yol açtı.

Yönetmelikleri ihlal ediyor

Burada ve Hatay'ın diğer bölgelerinde, bertaraf çalışmalarının pervasızca yürütüldüğüne dair şikayetler giderek artıyor. Samandağ sahilindeki enkaz yığınının yanı sıra molozlar ana yolların kenarlarına, nüfusun yoğun olduğu bölgelere dökülüyor ve kepçeler enkazı karıştırırken toz bulutları yayıyor.  Çevre aktivistlerine göre bu tür atıkların bertarafı, Türkiye'de bu tür atıkların taşınmasına ilişkin yönetmelikleri ihlal ediyor.

Miçooğulları, bölge sakinlerinin hükümetin planları hakkında çok az bilgiye sahip olduğunu söyledi. Bazı yerel yetkililer bile detaylardan habersiz gibi görünüyor. Miçooğlları, "Tüm sorularımız cevapsız kalıyor" dedi. Sosyal medyada enkaz yığınına dikkat çeken kuş gözlemcisi ve yaban hayatı uzmanı Emin Yoğurtçuoğlu, bir kıyı kuşu olan halkalı yağmurcunun, yuva yaptığı ve ürediği sulak alanlarda gezinmeye çalışırken çektiğini söylediği videoları yayınladı. Yoğurtçuoğlu, bu durumun yürek burkucu olduğunu yazdı. 

Türkiye'nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, Twitter'da yaptığı bir dizi paylaşımla hükümetin yıkım politikalarını savunarak, Hatay'daki döküm alanlarının yerel yetkililerin katkılarıyla seçildiğini ve enkazın zararlarını azaltmak için hava testi de dahil olmak üzere önlemler alındığını söyledi. Restoran dışındaki moloz yığınında tozlanmayı önlemek için düzenli sulama ve toprak yerleştirme yöntemlerinin kullanıldığını da 16 Nisan'da yaptığı bir paylaşımda ifade etti. Birpınar, "Şu ana kadar havada asbest izine rastlanmadı" ifadelerini kullandı. Pazar günü, Yoğurtçuoğlu'nun paylaşımına cevaben Birpınar, kıyıdaki moloz yığınının geçici belirterek "Kuşlarımızı ve yavrularını korumak bizim görevimiz" dedi. 

"Molozlara dur deyin"

Bu ayın başlarında küçük bir protesto gösterisine katılan Samandağ sakini Deniz Aslan, molozların yerleşim yeri olmayan yerlere atılabileceğini söyledi ve dağların kenarları gibi diğer uzak bölgelerin daha uygun boşaltma alanları olduğunu belirtti. Aslında, bu tür alanlarda şimdiden birkaç moloz yığını oluştu bile. Samandağ'da, yol kenarına kurulmuş derme çatma bir çadır kampı da dahil olmak üzere, endişe kol geziyor. The Post muhabiri Kareem Fahim, Samandağ'da olduğu sırada küçük bir grubun yürüyüş yaptığını ve "Molozlara dur deyin" sloganı attığını yazdı.  

Bir pankartta "Enkazla öldüremediğinizi asbestle öldürürsünüz" yazıyordu. Diğerleri ise öfkelerini dile getirdi ve depremin şok edici ölü sayısı için adalet talep etti. Bu durumdan yaygın olarak kalitesiz inşaat uygulamaları ya da acil durum müdahale ekiplerinin geç müdahalesi sorumlu tutuldu.  Samandağ'da bazıları, temizlik çalışmalarının önümüzdeki ay Türkiye'de yapılacak önemli bir seçime denk getirilerek gereksiz bir acelecilikle yürütüldüğünü düşünüyor. Beklenmedik derecede güçlü bir muhalefetle karşı karşıya olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yüz binlerce yeni konut inşa etmek de dahil olmak üzere, depremin hızlı bir şekilde iyileştirilmesini kampanyasının ana planlarından biri haline getirdi.

Çevre grupları analiz ediyor

Protestoların organize edilmesine yardımcı olan İstanbullu çevre aktivisti Fernur Bahçeci, Antakya'nın da içinde bulunduğu Hatay ilinde, bir kısmı depremler nedeniyle tamamen yıkılmış 22 çöplük alanı bulunduğunu söyledi. Bahçeci, çevre gruplarının da sahaların çevresindeki havayı analiz etme sürecinde olduğunu ekledi. Sadece 2010 yılında Türkiye'de yasaklanan asbestten değil, mikrofiberler gibi diğer tehlikeli maddelerden de endişe duyuluyor.

"20 yıl içinde kanserle dolacağını söylüyorlar"

Bahçeci, ayrıca şantiyelerdeki inşaat ekiplerinin molozları ayırdıklarını ve bunu yapmamaları gerektiğini aktardı.  Bahçeci'nin verdiği bilgilere göre enkazın sürekli sulanması ve zehirli maddelerin uzmanlarca uzaklaştırılması gibi bir süreç gerekiyor. Bu alanlarda çalışan işçilerin çok azı koruyucu maske takıyor. Şehir merkezinde yaşadığı bina depremde yıkılan 36 yaşındaki Güney Oruç, teyzesiyle birlikte bir domates serasında yaşıyor. Moloz yığınlarının belki de gelecek başka bir felaketin başlangıcı olduğunu belirten Oruç, "Hatay'ın 20 yıl içinde kanserle dolacağını söylüyorlar" dedi.