17 Nisan 2024, Çarşamba
Haber Giriş: 07.03.2023 20:54 | Son Güncelleme: 07.03.2023 22:45

İYİ Parti lideri Akşener'den Kılıçdaroğlu'nun adaylığının ilanı sonrası önemli açıklamalar

Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesi sonrası İYİ Parti lideri Akşener katıldığı canlı yayında önemli açıklamalar yaptı. Akşener "Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağımızı söyledik, dolayısıyla milletvekili olmayacağız. Milletvekili adayı olmaya kalksam bu işe inanmıyorum demektir" dedi
İYİ Parti lideri Akşener'den Kılıçdaroğlu'nun adaylığının ilanı sonrası önemli açıklamalar

Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karşı çıkarak 6'lı masadan kalkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener dün aldığı karar ile masaya geri döndü. Gerçekleştirilen toplantının ardından Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğu açıklandı. Akşener, yaşanan süreç sonrası Habertürk'te katıldığı programda önemli açıklamalarda bulundu.

Mutsuz değil, uykusuzdum

Akşener, Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği anda yüz ifadesinin asık olduğu iddialarına yanıt verdi. Akşener, bir gece öncesinde hiç uyumadığını söyledi ve bu nedenle yüzündeki görüntünün oluştuğunu söyledi. Müzakere neticesinde uzlaşı sağlandığını söyleyen Akşener, altına altı genel başkan olarak imza attıklarını, mutsuz olunacak bir durumun olmadığını söyledi.

Akşener'in açıklamaları şöyle:

Ben değil masa kalktı

*Pazar gününün gecesinden bahsediyorum. Hiçbir şey gizli saklı değil. Perşembe günkü müzakere masasında, müzakereye kapalı ortam oluştu.

*Yani; siz bir fikir ortaya koyuyorsunuz diğer 5 kişi tek bir konuda karar almış, onun üzerinden geri gitmiyor.

*Siz de bunun tartışılmasını arzu ediyorsunuz. Dolayısıyla orada ne oluyor? Herkes bana masadan kalktı diyor ama; masa kalktı.

Elbette sertleşmeler olur

*Müzakere alanı tıkandığı zaman ben bir tarihçiyim, Lozan görüşmelerini babamın amcasının anlatımlarından bilirim. Elbette sertleşmeler, zıtlaşmalar, zaman zaman şu harekete varan tutumlar olur. Her şey güllük gülistanlık olmaz.

*Lozan’daki müzakereye baktığınızda herkes ortak nokta bulmak üzere. Biz orada 6 kişi, her birimizin birey olarak hayata bakışı, hayata baktığımız yerde prolemlere çözüm anlayışı, çözüm anlayışımız, duruşumuz birbirinden farklı.

Farklılıklarımıza saygı duymayı öğrendik

*O masanın en büyük kıymeti Türkiye’nin büyük bir siyasi ve sosyal alanını temsil etmesi. Orada oturuyorsunuz, öncelikle farklılıklarına saygı duymayı öğreniyorsunuz.

*Babamın ailesi, rahmetli Atatürk, rahmetli İnönü’nün dostu arkadaşı. Hiç solcu bir aile olmadık. Üzgünüm bizi dinleyenlerden. Ama Atatürkçü, CHP’nin kurucu, Cumhuriyet kurucu iradesinin belki kenarında payı olan bir ailenin çocuğuyum.

*Ama annemin öz dayısı Menderes’in İstanbul il başkanı. Bir tarafım da orası. Ben espri yapardım aileme, bu ülkede annemin oy kullanmasında halalarım yanında dururdu, kime oy verecek diye.

*Babasının tarafı Demokrat Partili, öbür taraf İsmet Paşacı. Bu alanın bir biriyle olan çatışmasını o masada en iyi bilen benim.

*Bir taraftan İsmet Paşa, bir taraftan da rahmetli Menderes. Birbirine bunları masanın altından söyleyen geçmişimizden bahsediyorum.

*Bu ülkede ucube sistemden kurtulmanın yollarını aramak üzere oturup birbiri anlamaya çalışması çok kıymetli. Farklılıklarımıza saygı duymayı öğrendik.

*Vazgeçebildiğimiz sabitelerimizi konuştuk, müştereklerimizde birleştik. Her bir siyasetçinin sabitesi vardır. Hızlı değişen dünyanın yeni değer setleri var.

*Sonuç itibariyle elbette birçok konuda ortaklaşabilmek için pek çok münakaşa, müzakere ve ondan sonra bir noktaya geliş oluyor.

Adaylığı daha önce konuşmadık

*Biz Kemal Bey’le buluşmadık. O toplantılar şöyle geçiyor; ev sahibi benim diyelim ki, o toplantının önce gündemini yazıyoruz arkadaşlarla. Sonra diğer genel başkanları dolaşıyorum, ekleme ve çıkarmalar yapılıyor.

*Ondan sonra kendi arkadaşlarımızla basına söyleyeceklerimizi planlıyoruz. Ondan sonra yazılan metni bütün siyasi partilere gönderiyoruz.

*O metin eklemelerle geri dönüyor, yeni baştan düzenleme yapılıyor, o masada tekrar gözden geçiriliyor.

*Perşembe günkü toplantıda başkanlık konuşmasını birazcık öne alma konusunda katkım olduğunu düşünüyorum. En azından yöntemini konuşalım diye.

*Gerçekten daha önce konuşmadık. Aniden aday konuşulduğu takdirde önce farklılıklar ortaya çıkar. Parlamenter sisteme geçişle ilgili olarak yol haritasını, parlamenter sistemden ne anladığımızı yazdık.

*Ona bağlı olarak kanun ve anayasa değişikliklerinin ne olduğunu yazdık. Daha da enteresan, şimdi bizim adayımızın elinde her şeyi var. Mutabakat metni kamuoyuyla paylaşıldı. Anayasa değişikliği, güçlendirilmiş parlamenter sistem önerileri.

*Örneğin Taha Akyol benim ağabeyimin arkadaşıdır, değer verdiğimiz büyüğü. İlk çıktıyı ona da gönderdim. Dolayısıyla onun da katkısı da var. Muhtemelen diğer partilerin de var.

*Saadet’in, DEVA’nın, Geleceğin, Demokrat Parti’nin, isim asla konuşmadık. Biz hep bir şey dedik, sayın Erdoğan ve arkadaşlarına. Bize soru soranlara ‘seçim tarihini açıkla adayımızı açıklayacağız’. Ve öyle oldu.

*Dün sayın Erdoğan 10 Mart’ta seçim tarihini açıklayacağını 14 Mayıs’ı ilan edeceğini ilan etti, biz de adayımızı açıkladık.

Aday olmadığıma hiç pişman olmadım

*Ben aday olmadığımı ilan etmiştim. Hiç pişman olmadım. Bugün sizin karşınızda ferah ferah oturuyorsam, her ne kadar Perşembe’den Pazar’a sürekli taş yağmuruna tutulduysam da önemi yok.

*Kendine bir şey yontuyor duygusunun olmamasını sağlamaya çalıştım. Seçiliriz, seçilemeyiz herkesin Cumhurbaşkanı olmaya hakkı var.

Ersan Şen'i çok severim

*Ersan Bey’i çok severim, huzurunuzda aracılığınızda teşekkür ederim. Kendisini evimde ağırlamak isterim. En fazla taş atıldığı zaman kendimi şeytan taşlamasında hissettim.

*Ben hacca gitmiş insanım. O gün Ersan hoca, sizin kanalınızda bizimle ilgili çok kolay değildi o sözleri söyleyebilmek. Benim için çok kolay değildi o sözleri söylemek. Ben kendisinin fikirlerini almak istedim, konuşacaktım kendisiyle, daha müzakere sona ermediği için.

*Çok insan tarafından saygınlığı olan hocamız. Evimde yemekte ağırlayıp fikirlerinden faydalanacağım.

O konuşma metnini ben yazdım

O konuşmam evet sertti! Sert olmalıydı. O metni kendim yazdım. Ben tarihçiyim neticede, sosyal bilinciyim. 28 yıldır aktif politika yapıyorum. Bir siyasi partinin mutfağını yönettim.

*Sert olarak algılanabilir; ama aslında net olmasına dikkat ettim. Aşırı netlikler genel olarak sinir bozar.

*Bu ‘hayır biz beşimiz böyle düşünüyoruz, senin önerilerin herhangi bir takdire uygun değil’ gibi tutum alınırsa, o zaman net olursunuz. Çünkü siz, kendimden bahsediyorum, kişisel olarak hiçbir şeyin talibi değilim.

Kılıçdaroğlu’nu seçtireceğiz

*Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 1,5 evvel vazgeçmemiş olsaydım. 5 erkeğin arasında tek kadınım ben. Belki bana gelirdi top. Bugünkü sistemi oluşturabilmek için gayretim oldu.

*Şu anda sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı. Elbette liderlerle bir sorunumuz yok, başından beri destekleyeceğiz çıkan adayı.

*Popülaritesi yüksek milletin hadi hadi dediği 2 büyükşehir belediye başkanını da onun koşu partneri haline getirdi o masa. Bunu değerli buluyorum.

*Millet İttifakı’nın adayı sayın Kılıçdaroğlu onlarla birlikte koşacak. Koşu partneri üçü birden. En önde sayın Kılıçdaroğlu’nu elbette seçtirmek üzere.

Hesabım kitabım yok

*Dengemi kaybetmiş değildim. Nettim Ben. Ben kalbi açık insanım, hesabım kitabım yok. O masada uzunca dönem geçtikten sonra aday işine doğru yavaş yavaş gittik ama, alan sıkıştığı andan itibaren şunlar konuşmaya başlandı; Meral Akşener birinci başkan yardımcısı olmak istiyor, kazanacak aday onun için diyor.

*Bu külliyen yalan. Başta sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, diğer 4 arkadaş dahil olmak üzere bir kişiyle buna dair tek bir harf konuşmuşsam, bu arkadaşlar derlerse ki Meral Hanım bununla bizimle konuştu derlerse, şu programdan hemen çıkışta, politikayı bırakmaya hazırım.

Bir menfaat söz konusu değil

*Siz kazandığınız zaman x, y, z oy almanın elbette Meclis için önemi vardır. Ama önemli olan Cumhurbaşkanlığını kazanmaktır. Bu ülkede bir şekilde siyasi olarak sağ kalmış kadın politikacıyım.

*Ailesinin de her bir ferdinin ciddi know-how’ı olan, bir dizi eğitimden geçmiş insanım. Burada herhangi bir menfaat söz konusu değildi.

*Müzakere tıkanınca sizi aradım, ‘Pazartesi gelemeyeceğim’ demiştim. Sizin de sorumlu olduğunuz insanlar var. Ben buyum. Burada size söylerken kişisel menfaatim var mı?

*Ben bu milletin, bu ucube sistemden, burada özne de sayın Erdoğan değil, bizim bu ucube sistemden kurtulmamız lazım, bunun için kazanacak formülü düşündüm.

*Tartışılması gereken, müzakere edilmesi gereken durumdu. Başardık çok şükür. Hepimiz bir adım attık.

Yavaş ve İmamoğlu’nun ziyareti

*Saat 02.15’te her iki belediye başkanı geldi. Ekrem Bey beni aradı, 22.30 gibi. ‘Yola çıktım, Mansur Bey’i de alacağım, gelebilir miyim’ dedi. ‘Hayhay’ dedim bir tek şey sordum; Kemal Bey’in bilgisi var mı dedim.

*Ben insanlara dikkat ederim. Sitenin girişine tembih etmiştim. Sonra haber çıktı. Beni değil iki belediye başkanını rencide eden haber. Kendileri talep etti, kendileri iptal etti.

*Gece soru sordum, siz bunu Kemal Bey’de izinli mi yapıyorsunuz, evet dediler. Sonra dedim ki, ne olur ne olmaz size bir arkadaşımı göndereyim, onların arabasıyla gelin, en azından görünmeyin ne olur ne olmaz.

Bu iki arkadaşımızın popülaritesi benden fazla

*Benim amacım bu ülkenin feraha çıkması. Geldiler, bazı seçenekler ileri sürdüler. İzin almadığım için söyleyemem. Kazanmaya odaklandığım için, bu iki arkadaşımızın popülaritesi benden fazla, doğrusunu konuşalım.

*Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın mutlaka o süreçte aktif olmaları gerekiyor. Belediye başkanı görevi üzerinden yardım başka bir şey, ama bu işin içinde bu kampanyada ve sonrasında, kazanma halinden sonra taşın altına ellerini, gövdelerini koyacaklarının da ispatı lazımdı. Orada uzlaştık. Önce üçümüz uzlaştık.

Kemal Bey beni aradı

*Bu konuşurken ortaya çıkan bir şeydi. Ancak bu kadar anlatabilirim. Dolayısıyla onlar gittiler Kemal Bey’e. Yanlış anlaşılmasın, onlar Kemal Bey’in bilgisi dahilinde geldiler.

*Sonra saat 21.30’da Kemal Bey beni aradı. İki arkadaşımız sizi ziyaret edecekler, bilginiz olsun, dediler. Ben de dedim ki, dün iki belediye başkanımız, sizin bilginiz dahilinde geldiler, konuşma yaptık.

*Bazı şeyleri yazıya döküyorum, belli süre geçince insanlar unutabiliyor. Yazı haline döktüm ve her iki arkadaşımıza gönderdim dedim.

Buna kimse inanamıyor

*Bu bilgiler size geldi mi dedim, ‘evet bana geldi’ dedi. Benim görüşlerimi getirecekler dedi. Yeniden geldiler ve el sıkıştık. Partiye gittim sonra. Buna kimse inanamıyor.

*Başarı öyküsü olan yöneticilerden bir kadromuz var bizim. Enteresan bir yapıyız. Ben kendimi sadece operasyonu yöneten bir kişi gibiyim. Orkestra şefi diyebilirsiniz.

*Habire imza atmak gerektiği zaman, o tür imzalar için yetki alıyorum, gerisini vallahi almadım bugüne kadar.

*Perşembe günü şu kişileri şöyle getir bana dendi. Söz kesmem, başlangıçta fikrimi söylemem, herkes fikrini söyler, ben de GİK’te son sözlerimi söylerim. Oylamaya katılmam. Evet çıkar, hayır çıkar.

Herkes hakkını helal etsin iyi bir şey oldu

*Masadan kalkma gibi kavram yok, orada önerimizin arkasında durma kararı çıktı. Tekrar gidip yetki almam gerekiyordu. Jet hızıyla giyinip, genel merkeze gittim.

*Bütün arkadaşlar milletvekilleri, GİK üyeleri, divan üyelerini topladık. GİK’le Zoom üzerinden kayda alınmak kaydıyla genel sekreterimiz görevlendirildi. Bu yetkiyi bana aldı.

*Bunu nasıl kamuouyla paylaşacağız. İki belediye başkanımız geldiler, son durum oldu. Sonra ben masaya katılacağımı ilan ettim Kürşad Zorlu Beyefendi üzerinden. Amma uzun şeyler yaşamışız, kalbim yoruldu anlatırken. Hakkını helal etsin herkes, iyi bir şey oldu.

Biz milletvekili adayı olmayacağız

*Şu anda biz Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağımızı söyledik, dolayısıyla milletvekili olmayacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim, milletvekili adayı olmaya kalksam bu işe inanmıyorum demektir.

*Sayın Mansur Yavaş ve sayın Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı iş bizden biraz daha farklı.

*Başkan yardımcılığını sayın Kılıçdaroğlu atayacak. 

*Her partide birçok arkadaşımız milletvekili seçilecek, bazı yerlerde işbirliği yapılacak, mümkün olacak en fazla milletvekilini çıkartmak isteyeceğiz. Ama bizler aday olmayacağız. Bakanlıkları konuşmadık.

*O kadar insanı bir araya koymuşuz, ben daha büyüğüm, sen daha küçüksün denemez. Bu çok ayıp bir şeydir. Neticede kader birliği yapılmış.

*Herkesin sosyal çevresi var. Kimbilir ben başka türlü, diğer arkadaşlarımız başka eleştiri alır. Biz her bir siyasi partiye seçim öncesi söz, şu bakanlık değil ama birer bakanlık.

*An itibariyle 6 siyasi partinin birer bakanlığı var şu anda. Liderlerin başkan yardımcılığı sayın Fuat Oktay gibi değil. Bir danışma kurulu aynı zamanda. Son aldığımız oy oranlarına göre bakanlık konuşulacak. Oradan koalisyon kurarız.

*Asıl mesele bizim Cumhurbaşkanlığını kazanmak. Bu son seçim. Parlamenter sistemi konuştuğumuz son seçim. Biz bu cumhurbaşkanlığı seçimini alamazsak, Türkiye ölmeyecek ama velakin bir daha parlamenter sistemini konuşarak seçime girmeyeceğiz.

*Özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Sayın Erdoğan’ın son dönemi. Partisinde iki damadının dışında kimse yok.

*Ama velakin burada da hangi görüşte olursa olsun, seküler kesimden bahsetmiyorum, dindarı seküleri gittikçe nefret duyguları, haksızlığa uğramış, öfke yumağı bir alan doğuyor. Bir daha ki seçimde kesinlikle burası kazanacak. Ucube sistemin başına birini seçeceğiz.

*Şimdi parlamenter sisteme geçeceğiz. Hukuk hakim olacak, hukukun üstünlüğü hakim, denge ve denetleme mekanizmaları hakim.

*Ben kimim ki intikam alacağım. Hukuk dışılığından elbette hukuk, bağımsız, tarafsız, korkusuz yargı soracak.

Siyasi partilerin ziyaretlerine saygı duyduk

Samimiyetle söyleyeyim; Türkiye’de siyasi partilerin birbirileriyle ilişkilerine her bir siyasi parti saygı duymak zorundadır. Biz bugüne kadar buna saygı duyduk.

*X partisinin y partisiyle ahbaplığına, tutumuna, görüşmemesine saygı duyduk. Kurumsal sistem üzerinden ne AK Parti’yi niçin görüştün demedik, diğer partilere de…

*Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu hem MHP hem CHP’nin adayıydı. Onun otobüsünün üstünde konuşmalar yaptım. Selahattin Demirtaş da adaydı. Bir baştka Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a kendi bütcçesinden yardım etmişti.

*Burada 2014’ün Türkiye’sinde MHP’nin adayı olan İhsanoğlu’nun tutumuna kimse bir şey demedi.

*Herkesin hakkına hukukuna saygı, vatanın birliğine bütünlüğüne saygı, hukukun üstünlüğüne saygı, anayasanın ilk dört maddesine saygı ve Türkiye’deki birlik ve beraberlik vurgusuna saygı.

*Atatürk’le insanların derdi olmayacak. HDP’nin yöneticilerinin de, diğer insanların, partilerin düşünmesi gereken o. 2014’de MHP’nin adayı Selahattin Demirtaş’ın bütçesine sembolik yardım yapmışsa, buna sayın Bahçeli dair herkes saygı duymuşsa burada bir şey var demektir.

*Bugün niye böyle? Türkiye’de siyasi partiler üzerinden ayrışma yerine etnik ayrıştırma oluşturuldu.

*Tayyip Bey’in maalesef kavramsal bilgisi eksik. Pratik yanı çok kuvvetli. Ama velakin 100 sayfa tarih, sosyoloji, felsefe, mantık, sosyal bilimlerden bir şeyler okumuş, yanındakiler özet çıkarmış olsaydı bugün Türkiye başka olurdu. Bizim güneydoğuda belediye başkan adaylarımız ve meclis üyelerimiz oldu.

*Yeni Şafak gazetesinde bütün kimlikleriyle 29 adayımızın ismi yayınlandı, ‘PKK’lı diye yayınlandı’. İkisi hariç, Türk, geri kalanların ortak özelliği Kürt olmaları.

*Kürt olup seçilen belediye başkanlarımızın üçünü de AK Parti bizden transfer etti Muş’ta. Bir tanesi de Süleyman Soylu beyefendinin genel başkanı olduğu dönemde DP’nin belediye başkanı. Sayın Soylu’nun İçişleri Bakanlığı sürecinde kendisinin belediye başkanı PKK’lıymış.

CHP HDP ile görüşebilir, ama masaya asla getiremez

*Bir Abdullah Uçar vardı. İçim yanıyor. Kemal Bey’le ortak mitingler yaptım. Bursa’dan aday göstermişiz. Abdullah’ı çağırdım, mitinge çıkaracağım.

*Kemal Bey de yanımda. Başka arkadaşlar da var. ‘Abdullah ne diyeceksin oğlum’ dedim. ‘Abla diyeceğim ki, Kürdüm amma PKK’lı değilim’ dedi gözleri dolu.

*’PKK ile nasıl mücadele ettiğimi dünya alem bilir’ dedim. Dün ile bugün arasındaki fark bu. Abdullah diyor ki, ‘Kürdüm amma PKK’lı değilim’.

*Bu dilin düzeltilmesi lazım.Bu dili başlatan sayın Erdoğan. Bu ucube sistemden kurtulacaksak, herkes bu gerçekliğin farkında olmalı.

*Dün kavga edilmeyen konuda görüşme bile problem yaratıyorsa herkesin dikkat edilmesi lazım. O masada defalarca iddia edildiği gibi, o masada HDP yok.

*Mithat Hoca’nın söylediğine göre kendileri de ikrar ediyor. Zaman zaman HDP yöneticilerinden farklı söylemler oldu. Ben o söylemlerin her birini bu ucube sistem ateşine odun atmaktır dedim.

*Bu sağduyunun devam etmesi ve derinleşmesi gerekiyor. Bakanlık gibi alışveriş olması mümkün değil. Diyalog başka bir şeydir, CHP diyebilir, anlayışla karşılardım. ‘Sizin oy oranınızla HDP’nin oyu farklı hadi size güle güle’ deselerdi o masadan kalkardık.

*Alengirli işe karşıyım, dürüstlük ve açıklıktan yanayım. CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez.

Nasıl başbakan olacak?

*Partim diyelim ki 1. çıktı. Başbakan partimden başka arkadaş olur. Tayyip Erdoğan olamadı Abdullah Gül oldu ya. Ben fedakarlık ve feragat konusunda uzmanım. Hiç sakıncası yok.

*Biz milletvekili adayı olmayarak bu işi kazanacağımızı iddia ediyorum. Ben 1. parti olma konusunda iddialıyım.

*Sonuçta o gerilim çözüldü, en iyi çözüldü. O gerilim ortaya çıkmasaydı, cici cici gezseydim ne olacaktı. Birinin ‘Münasebetsiz Mehmet Efendi’ olması gerekiyor.



Ayrıntılar geliyor...