Yeni Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM'de operasyonlar, okul saldırıları, fon krizi ve Cemil Tugay hakkında açıklamalarda bulundu.
İlk olarak fon konusu hakkında konuşan Başarır, "Tabii ki fon kriziyle, faciası ile başlayacağız. Dün Meclis çalışmalarına başladık ilk kez. Bu Meclisin asli görevi bu ülkenin en temel sorunlarını ve krizlerini çözmek, araştırmak. Bununla ilgili tüm muhalefet partisi araştırma önergesi verdi. Eğer bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmayacaksa hangi konuda kurulacak?" sözlerini kullandı.
500 bin mağdur olduğunu ifade eden Başarır, "Asrın dolandırıcılığı, yaklaşık 90 milyar dolarlık tahmin edilen bir vurgun var ama AK Parti Grubu tarafından yoklama istendi, salon boşaltıldı, araştırılmadı. Bugün Cevdet Yılmaz geliyor, Meclise bir sunum yapacak. Bakalım dinleyeceğiz... Umarım bildiklerimizi, umarım sürekli konuştuklarını anlatmaz. Tüm gruplar da 30 dakika konuşacak; hepimiz de kamuoyuyla, Türkiye ile düşüncelerimizi, tespitlerimizi paylaşacağız. O yüzden bu konuyu Meclise bırakıyorum, Genel Kurul'a bırakıyorum. Zaten basın uzun uzun bu konuyu konuşacak" diye konuştu.
Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçişi
Başarır, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rozeti takılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a ilişkin ilk kez konuştu.
Başarır şöyle dedi:
"İzmir Belediye Başkanını kendi saflarına üye olarak kaydettiklerini, aldıklarını açıkladı. Utanç verici bir durum. İki gün önce de Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı iki dönem milletvekilliği yapmış, iki dönemdir Mersin'i yöneten, yüzde 60 civarında oy almış Sayın Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı, Yenişehir Belediye Başkanı tutuklandı. Aynı şekilde Eyüp Belediye Başkanı, aynı şekilde Ataşehir Belediye Başkanı gözaltına alındı. Demek ki kendi saflarına geçen insanlar yargılanmıyor, yargıdan muaf tutuluyor ama bir şekilde direnen, dik duran insanlar cezaevine gidiyor" sözlerine yer verdi.
Başarır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Utanç verici bir video paylaştılar yapay zekayla, İzmir'de bir çöp tepesi oluşturmuşlar. İzmir'de hiç öyle bir yer görmedim ben ama böyle bir video paylaştılar. Peki İzmir'i kim yönetiyor? Cemil Tugay... İzmir'i çöp haline getiren bir belediye başkanı, sizin iddianız. Benim öyle bir iddiam yok, İzmir'de hiç öyle bir şey görmedim. Almaya utanmıyor musunuz? Çöpü İzmir'deki varsa alkışlayan bakanlar, milletvekilleri mi toplayacak? Hem bir belediye başkanını, İzmir'in nasıl yönetildiğine ilişkin bir video paylaş, daha sonra o belediye başkanına rozet tak. Ya bu nasıl bir utanmazlık? Bakın direnenler cezaevinde, onurlu bir şekilde dik duranlar cezaevinde; eğilip bükülenler, sokağa çıkacak yüzü olmayanlar AK Parti grubunda rozet takıyor.
Cemil Tugay'a soruyorum: İzmir'de gezebilecek misin? Sokağa çıkabilecek misin? Ona tek önerim var. Biliyorsunuz onun mesleği doktor, estetik cerrah; önce kendine bir işlem yapsın, yüzünü değiştirsin. Çünkü o yüzle İzmir sokaklarında gezemez, ancak rozet törenine, gruba gelir. Sonra İzmir'i kazandığınızı mı düşünüyorsunuz siz? Üsküdar'ı kazandığınızı mı düşünüyorsunuz siz? Ataşehir'i alırsanız kazandığını mı düşünüyorsunuz? Siz sadece o binaları işgal ediyorsunuz. Oradaki demiri, betonu alıyorsunuz. İzmir'i mi alıyorsunuz, Üsküdar'ı mı alıyorsunuz? Aldığınızı düşünüyorsunuz. Çok meraklıysanız İzmir'i kimin alacağına, Üsküdar'ı kimin alacağına; getir sandığı. Kelepçeyle alamazsın, tehditte alamazsın; hadi getir sandığı. İnsanları, siyaset kurumunu tehdit etme; getir sandığı, görelim İzmir'i kim alıyor? Yazık, gerçekten yazık. Utanç verici bir durum."
Okul saldırıları
"Eylül 2023'ten bugüne kadar maalesef ki okullarımız güvenli değil. Bunu sürekli olarak söyledik. Eylül 2023'ten bugüne kadar 8 öğretmenimizi kaybettik. 16 öğrencimiz, 2 okul çalışanımız, bir velimiz katledildi. MESEM'de iş kazalarında 23 çocuğumuz öldü ve sürekli olarak bunu gündeme getirdik. Buna kulaklarını tıkayan bir Milli Eğitim Bakanı var. Dün Başakşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut evladımız hayatını kaybetti. Dün... Bugün neredeydi Milli Eğitim Bakanı? Bundan utanması, sıkılması, sorumluluk alması gereken bakan neredeydi? Cemil Tugay'ın transfer toplantısında müzik eşliğinde alkış tutuyordu gülerek. Senin o okulda, o ailenin yanında olman gerekiyordu sayın bakan. O müzikler eşliğinde senin ihmalin, sizin ihmaliniz yüzünden bir çocuğumuz okulda bir kez daha katledilmişken alkışlarla sevinç gösterileri yapmaktan utanmıyor musun? Okullar ne hale geldi bakın.
Eskiden hatırlarsınız okullarımız böyleydi. Ne derlerdi: Yaklaşmayın. Kum tanesi bile alınmazdı, bırakın baltayı, bırakın küreği. Şimdi bıçaklarla, silahlarla çocuklar geliyor ve biz bununla ilgili hiçbir önlem almıyoruz. Neden? Neden?.. Neden çocuklarımız bu durumda? Neden çocuklarımız ölüyor? 10 yaşındaki bir kızımızı, evladımızı bir okula emanet edemiyorsak, güvenliğini sağlayamıyorsak o bakan ne işe yarıyor? Daha kaç çocuğumuz ölmeli? Orada çocuklar ölürken beyefendi İzmir partisinde! Yazık, gerçekten yazık. Bir parça artık sorumluluk alın. Bu kadar sorumsuz bir iktidar Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar gelmedi. Bu konuyu Meclis gündemine getirmeye devam edeceğiz. Ben buradan tüm bakanlara sesleniyorum: Artık yeter"
'Karanlık bir Türkiye'ye izin vermeyeceğiz'
Ülke bu durumda. Fon krizi patlamış, herkes bir şeyler söylüyor, bir şeyler yazıyor ve bunu sosyal medyadan yapıyor ama dijital bir sıkıyönetim ilan edildi. İfade Özgürlüğü Derneği Eylül ayında en az 1270 X hesabının kapatıldığını söyledi. Aradan 3 gün geçti, bu sefer İfade Özgürlüğü Derneğinin de hesabı kapatıldı. Ne durumdayız biz? SPK denetlemez, yargı denetlemez. Sosyal medyayı kapatırsın, basının, T24'ün hesaplarını kapatırsın. Bu ülkede sorgulamayı kim yapacak? Bugün dünyanın neresinde böyle bir şey var? Bakın 2025'te toplam 995 hesap kapatılırken, Eylül ayında 1270 X hesabı kapatılmış. Yıllardır bize internetten T24 bilgi veren, haber aldığımız bir haber sitesi kapatılmış. Neden ya neden? Sosyal medya, basın önemli bir denetim. Bildiklerini söylüyorlar. Zaten yanlış bir şey söyleyene hemen soruşturma yapıyorlar. İşte Berna Laçin'e bir tweet attığı için saniyesinde soruşturma açıyorlar. Ama neden kapatmak, neden yasak? Dijital bir sıkıyönetim ilan edilmiş. SPK -bir kez daha söylüyorum- denetlemez, yargı denetlemez, sosyal medya hesaplarını kapatalım, haberleri kapatalım... Karanlık bir Türkiye; hayır, buna izin vermeyeceğiz.
AYM'nin Tayfun Kahraman kararı
Yine bir durum bakın Tayfun Kahraman. 31 Temmuz 2025'te bir Anayasa Mahkemesi kararı hak ihlali verildi. Ne oldu? Uygulamadı. Bu sefer 27 Kasım 2025'te uygulanmaması Anayasa Mahkemesine taşındı. Bu durumun da Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edildi. Yani düşünebiliyor musunuz, 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararına kafa tutuyor. Yapması gereken şey çok basit; yeniden yargılama kararı verip tahliye kararı vereceksin ve bir daha Anayasa Mahkemesi kararında sert bir şekilde mahkemeyi uyarmak zorunda kalıyor. Bak Türkiye bu duruma gelmiş. Anayasa tanınmıyor. Anayasa'nın normlarından, hukuk normlarından, hukuk devletinin normlarından, kurallarından, kuramlarından günden güne uzaklaşıyoruz. Eğer bir ülkede bir yurttaş hakkında iki defa Anayasa, Anayasa Mahkemesi ihlal kararı, hak ihlali kararı vermişse, yerel bir mahkeme direniyorsa sözün bittiği yerdeyiz. Olacak şey değil.
Son olarak bunu söylediğimiz zaman TÜİK bize dava açıyor. Enflasyon... TÜİK neye göre belirliyor bunu ben çok merak ediyorum. Bakın gıda yüzde 27.62 artmış, konut 39.99 artmış, ulaştırma 35.10 artmış, sağlık 43.26 artmış, eğitim 48.62 artmış. Şimdi bunların hangisinden vazgeçebiliriz? En temel barınma, beslenme, ulaşım, sağlık, eğitim... Bunu aldığımız zaman 34'ü geçiyor ama bunları düşük tuttuğu zaman 29. Bu kötülüğü TÜİK kime yapıyor? Milyonlarca açlık sınırının altında yaşayan emekliye ve işçiye yapıyor. Bu ortalamaya göre Ocak ayında zam alacak insanlar. Ama beslenme, gıda, konut, sağlık önemsiz... Neyi kıstas olarak alıyorsun? Artış burada.
Ekonomi
Bakın geldiğimiz durum: Yine 200 liradan örnek vermek istiyorum. Bakın 2009 paranın ilk tedavüle çıktığı gün 82.6 litre mazot alıyorduk 200 lirayla, şimdi 2.1. Dana eti 12.4 kilo 200 TL ile alabilirken şimdi 200 gr. alıyoruz, tavuk 45 kilo alırken 1.6 kilo alıyoruz, yumurta 870 adet alırken şimdi 30 adet alıyoruz, süt 151 litreyken şimdi 3.20 litre alıyoruz. Ülke bu hale gelmiş. Gıda enflasyonunda Avrupa'da birinciyiz, dünyada ilk üçteyiz. TÜİK pespembe bir fonla düşük gösteriyor. Gerçekler?.. Gerçekler burada; gıdada, beslenmede, konutta... Suç işliyorsun dediğimiz zaman, insanların cebine, sofrasına, dolabına, filesine, torbasına el uzatıyorsun dediğimiz zaman bana dava açıyor. Senin bana açtığın davada kazandığın 60 bin lirayı ben veririm sana ama sen 86 milyonun hakkını yiyorsun, rızkını yiyorsun. Bu dünyada, öbür dünyada günün birinde bunun hesabını verebilecek misiniz? Bana dava açın...
Maalesef ki ülke günden güne bir felakete gidiyor ama konuştuğumuz şeyler transferler. Fon rezaleti patlamış, hesap veren yok, hesap soranlardan hesap soruluyor; bunlar konuşulmuyor, transferler. Bugün bir düğün yaptılar genel merkezde, bir düğün yaptılar. Açlık bitmiş, her şey bitmiş, fon krizini çözmüş, İzmir Belediye Başkanıyla bir halay çekmedikleri kaldı orada. Yazık, gerçekten yazık. Ben onların yerinde olsam sokağa çıkamam ama bugünkü tabloyu herkes gördü. 86 milyonun takdirine bırakıyorum"
Başarır, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin fon konusunda ifadeye çağrılmasına yönelik soru üzerine şunları dile getirdi:
"Güzel... Niye bu kadar beklendi? 2.2 milyarlık bir para... Parayı fondan kazandığı belli, "iade edeceğim" diyor, savcılık da bir yazı yazıyor. Onu gördünüz mü bilmiyorum, "şüpheli" bile yazmıyorlar savcılık yazısında. Peki, ne sıfatla Betül Fatma Kaya ifade verecek İlyas Kaya ile birlikte? Şüpheli sıfatıyla. Peki, dünkü yazıda neden yazmadı şüpheli olduğu? Demek ki davetiye ile eski bakanlar, milletvekilleri ifadeye çağırılıyormuş. Peki benim Mersin Belediye Başkanım, Mezitli, Yenişehir Belediye Başkanım, diğer belediye başkanları, eski milletvekilleri niye davetiye ile çağrılmıyor?
Hiç kimsenin tutuklu yargılanmasını istemem bakın. Delilleri toplarsın, adli kontrolü uygularsın, ifadeyi alırsın. Ama 2.2 milyar... Emeklimiz şey diyor: "Ya 25 milyar maaş alıyoruz." Hayır, 2.2 katrilyon eski parayla arkadaşlar ve gidecekler, ifade verecekler. Sonra iş bitecek öyle mi? İşte Türkiye bunu hak etmiyor. Eğer tutuksuz yargılama, daveti ile ifade verme bir usulse bunu lütfen seçilmişlerin hepsine uygulasınlar. Birileri sabah 6'da alacaksın, birileri saat 4'te protokol kapısından girip ifadesini verip çıkacak. Hayır, herkes eşit bir şekilde bu ülkede hesap versin."
Kaynak: Gazete Oksijen