28 Mayıs 2022, Cumartesi
Haber Giriş: 03.12.2021 04:29 | Son Güncelleme: 16.02.2022 15:18

Yurt dışı eğitimde zorunlu ders: Ay sonunu getirme

Kariyerlerine katkı olsun, yabancı dillerini geliştirsinler, dünyayı tanısınlar diye eğitimlerine yurt dışında devam eden binlerce genç kur kapanına sıkıştı. TL’yle kazanan ailelerinden aldıkları paralar pula dönünce, daha hayata atılmadan ay sonunu getirme derdine düştüler
Yurt dışı eğitimde zorunlu ders: Ay sonunu getirme
Editör Editör
Yusuf Akcakaya
yusuf@gazeteoksijen.com Çok değil daha geçtiğimiz Eylül ayında euro 10 liranın altında, dolar 8 liranın biraz üstündeydi. Yurt dışında okuyan, okumaya gitmek isteyen öğrencilerin çoğunluğu bu kuru dahi yüksek bulsa da şimdi o günleri mumla arıyor. Zira kurlardaki yükselişle masrafları yaklaşık yüzde 50 artmış durumda... Yurt dışına gittiğinden beri dışarıda yemek yemeyen de var, saatlerce gıda desteği kuyruğunda bekleyen de. Öğrenciler ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayan aileler döviz kurlarından nasıl etkilendiklerini ve krizle nasıl mücadele ettiklerini anlattı.

Neyse ki kapandık evden çıkmıyorum

Deniz İpek (26) Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu: “İki ay kadar önce Viyana Üniversitesi’nde medya alanında master yapmak için Avusturya’ya geldim. Ailem tek çocuk olduğum için birikimlerini bana ayırabiliyor. Onlardan gelen ve kendi birikimlerimle birkaç aylık paramı elime almıştım. Kur o dönemde 10 TL civarındaydı. Yaptığım hesaba göre 400 euro kaldığım yere, 400 euro da diğer masraflarıma gidecekti. Ama gün geçtikçe kur beni paramparça etti gerçekten, masrafım 8 bin liradan 12 bine çıktı. Neyse ki Avusturya Covid nedeniyle kapandı da dışarıya çıkamıyorum. Cebimden daha az para çıkıyor.”

Yardım kuyruğunda saatlerce bekledim

Ece Iraz Çam (21) Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü:  “Eylülde 1 yıllığına Paris’e geldim. Erasmus’tan aylık 500 euro destek geliyor. Dışarıda yemek, kahve gibi bütün sosyal ve hatta temel ihtiyaçlarımı sıfırladım, masrafların hepsini kaldırdım ve maliyetimi ancak 570 euro’ya kadar düşürebildim. Hatta giderleri azaltmak için yardım başvurusu kuyruğunda saatlerce sıra bekledim. En acısı da yurtta kalan diğer ülkeden öğrenciler haftanın en az 3-4 gününü dışarıda geçirirken bizim onları ‘story’lerinden izlememiz.”

Dışarıda kahve içmeyi bıraktım

Ömer Gündüz (25) İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği mezunu:  “Aachen Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği yüksek lisans programında okumak üzere Almanya’dayım. Okulun dönemlik harç ücreti 300 euro, 12 metrekarelik yurt odası aylık 250 euro, market alışverişim 150 euro, diğer harcamalarım da yaklaşık 450 euro. Aylık masrafım harç hariç yaklaşık 850 euro. Bursum yok, ailemin desteği ve kendi çalışmamla geçinmek durumundayım. Haftada 2 gün toplamda 6 saat çalışarak 385 euro kazanıyorum, kalanını ailemin benim için biriktirdiklerinden tamamlıyorum. Ama çok zorlanıyorum mesala okulda yemek 2.5 euro olduğundan hep üniversitenin yemekhanesindeyim. Yemek sonrası karton bardakta kahve içmeyi bile bıraktım, çünkü 2 euro. Haftada 5 kahve içseniz ayda 600 TL yapıyor. Bunun yerine kahve çekirdeği alıp evde yapıyorum, porsiyonu 30 cente geliyor.”

5 ay diye planladığım para 2 aya yetmiyor

Yaren Öner (24) İzmir Ekonomi Üniversitesi Moda Tasarımı mezunu: “Satış ve pazarlama alanında 2 yıllık bir master programı için Kanada’ya geldim. Öncesinde hesap yaptık ve ailem okul param ile birlikte yaklaşık 4-5 ay yetecek harçlığımı ayırdı. Okul ücreti 43 bin lira tutuyordu, aylık harçlığım ise yaklaşık 1200 Kanada dolarıydı. İşlemlere başladığımda döviz yükseldi ve harç 43 binden 55 bine çıktı. Ben eğitime başlayana kadar döviz yükselmeye devam etti ve 4-5 ay yetecek param ancak 2 ayı karşılar oldu. Sadece ev kiram 700 dolar. Market, harçlık gibi giderleri söylemiyorum bile. Tek çıkış yolum iş bulmak ama yasalar gereği haftalık 20 saatten fazla çalışamıyorum. Bu yüzden kazanabileceğim para aylık maksimum 1000 dolar, asgari koşulları bile karşılamıyor yani.” Öner’in ailesi ise yıllardır bu hayali kurduklarını ve dövizdeki dalgalanma yüzünden çok zorlandıklarını söyledi: “13 yıl önce kızımızın hayallerini gerçekleştirmek için hazırlık yaparak bireysel emeklilik hesabı açtık. Ne kadar zor durumda olsak da bu hesaba para yatırmayı ihmal etmedik. Sonunda planımızı hayata geçirdik ama dövizin artışı bizi çok zorladı ve anladığımız kadarıyla bu zorluğu yaşamaya da devam edeceğiz. İlerisini göremiyoruz çünkü dövizin nereye kadar yükseleceğini kimse tahmin edemiyor.”

Yarıda bırakıp dönebilirim

Rana Dagız (22) Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi son sınıf öğrencisi:  “Erasmus ile Fransa, Lille’e geldim. Proje kapsamında 400 euro hibe almaya hak kazanmıştım, yoksa gelmem imkansızdı. Kalacağım yurda 280 euro, temel ihtiyaçlarıma 260 euronun biraz üstünde gidecekti, bunu ailem tek başına karşılayamazdı. Hibenin yetmediği 100-150 euro kadar miktarı verebilirlerdi yalnızca, ben de iş bulabilirsem çalışacaktım. Ama olmadı. Kurdan dolayı da aralık ayı kirasını karşılamak için ayırdığım para eridi, hesaplarımı bir türlü denkleştiremedim. Euronun 15 liralara çıkması beni psikolojik ve ekonomik çöküntüye itti. Burs veren birçok yere de başvurdum ve hala araştırmaya devam ediyorum. İkinci dönem de burada kalmak istiyordum ama burs başvurularından olumlu sonuç alamazsam dönmek zorundayım.”

Parka gitmek bile imkansız

Gülce Keskin (23) Bilkent Üniversitesi Hukuk son sınıf öğrencisi: “Erasmus için bir dönemliğine Floransa’ya geldim. Anlaşma gereği aylık 500 euro civarında hibe alıyorum, bu para kaldığım eve ve faturalara gidiyor. Yaklaşık 400 euro olan aylık giderimi ise ailem karşılıyor. Annem öğretmen, babam özel sektörde yönetici. Geldiğimde bu harcamalar için 4 bin TL kadar paraya ihtiyacım oluyordu, bu miktar şimdi 6 binlere çıktı. Ben de masrafları kısmak için harcamalarımı azaltmaya çalışıyorum. Haftada 4-5 defa dışarı çıkarken bunu 1-2’ye düşürdüm. Dışarıda yemek çok pahalı zaten. Mesela bir restoranda lazanya 8 euro, hadi bunu karşıladık diyelim 4 euro hizmet bedeli yansıyor fişe. Sadece oturmak için 60 TL vermek akıl alır değil. Bir tarihi park var mesela şehirde. Giriş için Avrupa Birliği vatandaşlarından 2 euro, diğerlerinden 8 euro istiyor. Evi paylaştığımız Belçikalı arkadaşım istediğinde parka gidiyor ben gidemiyorum.”

Kahvemi suyumu yanımda taşıyorum

Merve Demirkaya (22) İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu:  “Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Passau Üniversitesi’nde kalkınma alanında master yapıyorum. Burs kazanarak gelmedim, ekonomik açıdan aileme bağımlı olarak yaşıyorum burada. “Dönemlik 85 euro harç ödüyorum. Paylaşımlı olarak oturduğum üç katlı evde altı kişi kalıyoruz. Kira ve faturalar 282 euro tutuyor. Özel sağlık sigortası zorunlu tutulduğundan ona da aylık 106 euro veriyorum. Aylık yaşam masrafı olarak da 40-50 euro ayırıyorum. Tüm giderlerimi topladığımda 430 euro civarı ediyor, bunun hepsini Bodrum’da tesisatçılık yapan babam karşılıyor. Bir ay kadar önce geldim buraya, geldiğimden beri dışarıda hiç yemek yemedim. Marketten aldıklarımla öğünlerimi hazırlıyorum. Ama buraya verdiğim haftalık 10 euro’yla bile çok şey alabiliyorum, zeytinyağı da dahil buna, meyve de... Türkiye’den gelirken kahve makinemi ve termosumu yanıma aldım hesaplı olmak için. Her sabah suyumu ve kahvemi bunlara doldurarak okula gidiyorum, cebimden çıkanı minimumda tutuyorum.” Berrin Adıyaman - Öğrenci velisi:  “Kızımız Zeynep, Paris’te Sorbonne Üniversitesi Sinema Bölümü’nde ikinci sınıf öğrencisi. Gittiğinde 1 euro 7-8 TL bandındaydı, şimdi iki katına çıktı. O da bu kurla ne yapacağız, giderlerim çok artıyor diyerek çalışmak istediğini söyledi. Ama derslerine odaklansın, zaten pandemi de var diye müsaade etmedik. Devlet yurt ücretine destek verdiği için 650 euro gibi bir konaklama bedeli ödüyor, bunun üstüne bir de yaşama masrafı var. Bunu karşılamak için ister istemez kendimizden kısıyoruz, geriye düşüyoruz. Kızımın doğum günü 26 Ocak’ta, onu kutlamak için plan yapmıştım mesela ama astronomik bilet rakamlarından iptal ettim.”