21 Temmuz 2024, Pazar Gazete Oksijen
05.07.2024 04:30

Fransa’da yeni bir sağ-sol denklemi kuruluyor

Seçimlerin ikinci turu öncesi herkesin aklında “Macron’un ittifakı, sol ve Cumhuriyetçi parti RN’ye karşı birleşecek mi?” sorusu var. Ancak Macron ve Mélenchon’un aşırı sağa karşı birleşme çağrısının RN’nin birinci parti olmasını engellemesi kolay değil. Bu durumda Macron’un amacı, RN’nin parlamentoda çoğunluğu sağlayamaması belli ki...


Fransa’da erken genel seçimlerin ilk turu geçen pazar günü yapıldı. Ben seçimlerin öncesinde Lyon’daydım. Seçimi ise Marsilya’da izledim. Gerçi ne Lyon’da ne Marsilya’da insanlarla özel olarak konuşmaya gayret göstermezseniz bu kadar önemli bir seçimin cereyan ediyor olduğunu fark etmezdiniz.

Erken seçim yerine baskın seçim desek daha doğru olur. Geçen ay Avrupa parlamentosu seçimleri sonrası Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bir ay içinde baskın seçime gidileceğini ilan etmişti. Partiler baskın seçime ne kadar hazırlıklıydılar tartışılır. Lyon ve Marsilya sokaklarında ne bir flama ne bir bayrak dikkati çekiyordu. Arkadaşlarımdan duyduğum kadarı ile Paris daha farklıymış. Lyon ve Marsilya’da duvarlara yapıştırılmış tek tük afişlerde ise daha çok yerel siyasetçiler kendilerini tanıtıyordu. 

Gerçi Fransa’da her zaman ilk tur seçimler ikinci tura göre daha az heyecanlı geçiyor. Ben 7’sinde gerçekleşecek ikinci tur seçimlerde Fransa’da olmayacağım. Geçen hafta yazdığım gibi, dün (salı günü) 4 Temmuz’daki İngiltere seçimlerini izlemek için İngiltere’ye geçtim. (Yanlış anlaşılmasın, sadece seçimleri izlemek için burada değilim; Oxford’da yürütmem gereken akademik işlerle seçimleri denk getirdim).

Geçen hafta küresel seçim fırtınası içinde (2024’te dünyanın dört bir yanında seçimleri izliyoruz) Fransa ve İngiltere seçimlerine giriş mahiyetinde bir yazı yazmıştım. Hadi devam edelim.

Baskın seçime niye gidildi?

Fransa seçimlerinde Marine Le Pen ve Jordan Bardella liderliğindeki aşırı sağcı Rassemblement Nation (RN) %33 oy oranı ile birinci parti çıktı. Tarihi bir zafer bu.

Peki buraya nasıl gelindi ve buradan sonra ne olacak?

Macron’un baskın seçime gitme kararının arkasında haziran başında Avrupa Parlamentosu'nda uğradığı büyük seçim yenilgisi vardı. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde RN o zaman da tarihi bir başarı kaydetmişti. Macron belki de baskın bir seçimde RN’nin bu başarıyı tekrarlayamayacağını, Fransa halkının RN’ye karşı Macron’un liderliğindeki merkez ittifaka ya da Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki popülist-sol ittifaka, Nouveau Front populaire’e (NFP) yöneleceğini düşündü.

Kim bilir?

Ya da başka bir yoruma göre, Macron’un asıl amacı farklıydı. 2027’ye kadar cumhurbaşkanı kalacak Macron bu seçimlerde RN’nin yüzde otuzları geçerek birinci parti çıkacağını zaten biliyordu. Birçok anket bu sonucu tahmin etmişti. Macron’un stratejisi bir şekilde RN’nin başbakan adayı Bardella’yı başbakan seçtirmek, cumhurbaşkanı ve başbakanın ayrı partilerde olduğu cohabitation hükümeti kurmak ve Fransa’nın bu zor döneminde bu 29 yaşındaki genç siyasetçiye dev bir sorumluluk yüklemek. Bu sayede RN’nin toplumdaki oluşan büyüsünü kıracağını düşünüyor olabilir. Asıl amaç 2027’de gerçekleşecek başkanlık seçiminde Marine Le Pen’in seçilmesini engellemek.

Macron ilginç bir siyasetçi. 2010’larda genç yaşta Sosyalist Cumhurbaşkanı François Holland ve başbakan Manuel Carlos Valls Galfetti hükümetinde ekonomi ve teknoloji bakanı iken, Fransa’da merkez sol ve merkez sağın krizini ve toplumdaki aşırı sağı seçtirmemek için stratejik oy veren seçmen davranışını iyi değerlendirdi. Klasik parti formatını kıran bağımsız bir siyasal hareket başlattı. Yarı teknokratik, yarı merkez siyaseti yeniden kurmaya yönelik liberal bir siyasal hareket.

Macronizm çökmekte mi?

Liderlik ettiği Renaissance klasik anlamda bir parti sayılmaz. Macron’un liderliğinde ona yakın teknokratların oluşturduğu pragmatik ve oldukça elastik bir siyasal örgüt. Aslında Renaissance’a klasik siyasal partiler sonrası bir ad hoc siyasal parti diyebiliriz. Macron bir yandan merkez sağı ve merkez solu birleştiren bir siyasal iddiaya sahip. Ama öbür yandan tüm Avrupa’ya, Avrupa federalizmine liderlik etmek iddiasında. Son dönemde bu klasik partiler sonrası yarı popülist, yarı teknokratik merkez siyasete Macronizm denmeye başladı.

Her neyse, Macron, parti siyasetinin krizini çok iyi değerlendirdi ve 2017’de sürpriz bir şekilde cumhurbaşkanı seçildi. 2022’de ikinci kez bu göreve seçilmeyi bildi.

Pazar günkü ilk tur seçim sonuçlarına göre aşırı sağcı Rassemblement Nation (RN) %33’ü aşan bir oyla birinci parti oldu dedik. Sosyalist ittifak Nouveau Front populaire %28 ile ikinci, Macron’un ittifakı ise %21 ile üçüncü, geleneksel Gaullist merkez sağ temsil eden Cumhuriyetçi parti ise %10 ile dördüncü oldu.

RN Fransa’nın birçok seçim bölgesinde birinci parti konumunda. İstisnalar tabii ki Paris ve çevresi, Fransa’nın Batı burnu, Britanya ve Lyon, Strasburg, Toulouse gibi şehirler. Le Monde seçim sonuçlarını verirken RN’yi biraz da tarihi olarak aşırı sağı temsil eden açık kahverengi ile göstermiş. Le Monde’un yayınladığı haritada Fransa kahverengiyle kaplanmış durumda. 

Çoğu yerde %28 ile (2022 seçimlerinde sol ittifakın %25.7 oyu vardı) ikinci gelen ise sol ittifak olmuş. Yani bir yönüyle Fransa’da Macronist merkez sağ siyaseti ciddi bir güç kaybına uğramışken (2022’de %26 oyu olan Macron hareketi % 21.6’ya geriledi), Fransa’da aşırı sağ ve aşırı solu içinde barındıran sol ittifak güçlenmiş ve karşı karşıya gelmiş.

Peki ikinci turda ne olacak?

Marsilya’da konuştuğum birçok kişi ya sağa ya sola oy vermişti. Macron’a oy verene pek rastlamadım. Özel olarak Marsilya da zaten RN ve NFP’nin seçmenin büyük oranda oyunu aldığı, bu iki hareketin ya bir ya ikinci olduğu bir şehir.

Macron’un ittifakı, Sol ve %10’luk oy oranı ile Cumhuriyetçi parti RN’ye karşı birleşecek mi? Macron ve Mélenchon aşırı sağ adaylara karşı birleşilmesi için çağrıda bulundular. Ama bu çağrıların RN’nin birinci parti olmasını engellemesi kolay değil. Macron’un amacı RN’nin birinci parti olsa da parlamentoda çoğunluğu sağlayamaması belli ki.

Tartışma RN’nin birinci parti çıkması üzerinde değil. Herhalde bu artık kaçınılmaz. Tartışma RN’nin Fransız parlamentosunda çoğunluğu elde edip edemeyeceği üzerine.

Aşırı sağın dönüşümü

Burada benim çok ilgimi çeken bir olgu var. Geçen haftaki yazıda değindim. RN’nin eski aşırılıklarına son verdiği, merkez siyasete doğru evrildiğini düşünen bir TikTok fenomeni olan 29 yaşındaki Jordan Bardella, sadece soldan uzak duran genç kesime seslenmiyor. Aynı zamanda bir teknokrat havasıyla RN’nin mesajlarını somutlaştırıyor.

Daha ilginci şu: RN bir yönü ile II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerle işbirliği yapan Vichy rejiminin mirası üzerine oturan bir parti. Baba Le Pen ve partiyi kuran arkadaşları Fransız milliyetçisi oldukları kadar müdanasız bir antisemitizmi seslendiriyorlardı.

Bugün ise RN’nin ana vurgusu göçmen ve İslam karşıtlığı. Fransa’da 5 milyona yakın Müslüman yaşıyor. Malum bu Müslüman kitlenin çoğu Kuzey ve Orta Afrika’dan. Fransa’daki Müslümanlık Fransız sömürgeciliğinin de bir mirası. Bugün Müslüman nüfus ile Fransız devleti arasındaki gerilimler bitmiyor. Dinin kamu hayatındaki konumundan sömürgecilik şiddeti ile dolu tarihin nasıl yazılacağına dair gerilimler Fransa’daki siyasi hayatın önemli bir parçası. Aynı zamanda 2015-18 arasında Fransa’da yaşanan, onlarca kişinin öldüğü İslamcı terör faaliyetlerinin ülkede Müslümanlar ve toplumun geneli arasındaki gerilimleri artırdığını söylemek gerekiyor. 

13 Kasım 2015’teki Bataclan Tiyatrosu'na ve koordineli bir şekilde başka yerlerde gerçekleştirilen saldırılar olduğu zaman ben Paris’te yaşıyordum. Bu saldırı evimin birkaç blok ilerisinde olmuşu. Silah seslerini dahi duymuştum. Arkasından yeni saldırılar geldi...

O günlerde ev sahibim dahil bazı Fransızlardan Le Pen’in, antisemitik bir faşist olmasa, göçmen, İslamcı terör ve güvenlik konusunda sert adımlar atabilecek tek siyasetçi olduğu iddialarını duyuyordum. 

RN bu süreçte çok güçlendi. Terör saldırıları arkasından da yaşanan göçmen krizi RN’nin göçmen ve Müslüman karşıtı dilini iyice güçlendirdi. 7 Ekim Hamas saldırısıyla da RN açık bir şekilde İsrail’e destek verdi. İsrail-Hamas savaşı RN’nin üzerindeki antisemitizm damgasını silmesi için bir fırsata dönüştü.

Sol, İslam ve antisemitizm

Bu arada Jean-Luc Mélenchon liderliğindeki popülist-sol ittifak, İsrail’in korkunç Gazze saldırıları sürecinde açık bir şekilde Filistin halkının yanında olduğunu açıklıyordu. Öyle ki, Mélenchon Filistin mülteci kampında doğmuş sonra Fransa’ya göç etmiş Rima Hassan Mobarak’ı partisine davet etmiş, kefiyeli Rima ile basın açıklaması yapmıştı. (Rima Hassan geçen seçimlerden Avrupa Parlamentosu’na seçilmeyi bildi).

Bugün RN Mélenchon liderliğindeki solu antisemitizm ve İsrail düşmanlığı ile suçluyor. Hatta öyle ki, gerek M. Le Pen gerek Bardella solun antisemitizme battığı iddiasını sürekli iç ve dış güvenlik, göçmenlik meselesi ve Fransız değerlerinin ihyası konuları ile yan yana kullanıyor.

Ben uzun süredir dünyada yeni popülist solun temsilcilerinden biri olan Mélenchon’u takip ediyorum. Nouveau Front populaire nereye evrilir göreceğiz. Sol ittifak bu seçimlerde oyunu artırdı. 2022 başkanlık seçimlerinde Mélenchon %25’lik bir oy almıştı. Bugün sol ittifakın oyu %28’i aşmış. Dramatik bir artış sayılmaz, yine de kayda değer. Mélenchon bir zamanların kudretli Fransız solunu yeni popülist bir çehre ile yeniden diriltme iddiasında.

Ama Mélenchon’un liderliğini fazla tedbirsiz bulanlar ve solun "sorumlulukla davranıp" İngiltere İşçi Partisi gibi merkeze kaymasını isteyenler de az değil. Bu arada iki eski film yönetmeni François Ruffin ve Raphaël Glucksmann gibi genç siyasetçilerin de sol cenahta önü açık. Ruffin Türkiye’deki Gezi hareketinin muadili sayabileceğimiz Nuit debout’un liderlerinden. Glucksmann ise Avrupa Parlamentosunda Sol ve Sosyal Demokrat ittifakın renkli temsilcilerinden. İki siyasetçi de kendilerini Mélenchon’a göre daha geniş bir çevreye açma, sol, sosyalist, Yeşil gruplar ile ılımlı grupları daha kolay yakınlaştırabilecekleri iddiasında.

Fransız solunu takip etmek gerekiyor. Özellikle Türkiye’de solu temsil etme iddiasındaki parti ve hareketlerin Fransa’daki yoldaşları ile daha kuvvetli bir ilişki içinde olmaları iki tarafın ufku için de önemli...

Bugün burada bitirelim. Bakalım 4’ünde İşçi Partisi’nin büyük bir zaferle çıkması beklenen İngiltere seçimleri ve 7’sindeki ikinci tur Fransa seçimleri nasıl sonuçlanacak. Siz bu satırları okuduğunuzda sonuçları görmüş olacaksınız. Londra’dan sevgilerle...