14 Ağustos 2022, Pazar
16.04.2021 06:00

Beş kıtada çalışmanın sırları

Merkez Bankası Avrupa Temsilcisi olan babasının görevi ve Fransız eşi nedeniyle, eğitim ve iş hayatı İstanbul, Ankara, Zürih, Paris arasında geçiyor.  Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde İç Mimarlık okuyor. Üzerine, Paris Tolbiac Üniversitesi’nde dizayn yüksek lisansı yapıyor. 2005’te L’Occitane en Provence’ın Perakende ve Konsept Mağaza Tasarım Müdürü oluyor. Dünya üzerinde 2000 mağazası olan bir şirketle çalışırken, en yaratıcı ve yenilikçi fikirlerin, farklı kültürlerden çıktığını fark ediyor. 2017’de hayatı boyunca deneyimlediği “çeşitlilik” üzerine bir kitap yazmaya karar veriyor. “Secrets of Working Five Continents: Thriving Through the Power of Cultural Diversity” (Beş Kıtada Çalışmanın Sırrı: Kültürel Çeşitlilikle Yükselmenin Gücü)” 2020 Kasım ayında yayınlanıyor.  Bu hafta Paris’teyiz, konuğumuz mimar, yazar, kültürel zeka danışmanı Meltem Etcheberry. İstanbul-Ankara-Zürih-Paris arasında geçen bir yaşam size ne öğretti?  Çocukluğum Ankara ve Zürih arasında geçti. “Çeşitlilik” kavramı ile çok küçük yaşta tanıştım ve iş hayatında ondan çok beslendim. Ankara’da Fransız okulundaydım, Zürih’te Almanca konuşulana geçtim. Küçük yaşta farklı dile ve kültüre çabuk adapte oldum.  

Meltem Etcheberry
Meltem Etcheberry
Paris’e de evlenince taşındınız değil mi? Evet, eşim Bask kökenli bir Fransız. Oğlumuz her iki kültürün de varisi; Bask’ın gezgin ruhunu ve Orta Asya’nın göçebe kalbini taşıyor. Müthiş bir zenginlik ve miras. Mimarlık yaparken “çeşitlilik” üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz? 2005’te, L’Occitane en Provence’ın Perakende ve Konsept Mağaza Tasarım Müdürü oldum. 2000’den fazla satış noktasıyla çalışarak hem mimarideki uzmanlığımı geliştirdim, hem de dünyanın her yerinden insanla çalışma fırsatı yakaladım. Toplantılarımızda farklı kültürlerden gelen insanların ne kadar yaratıcı ve yenilikçi projeler çıkarttığını gördüm. Yeni fikirler duymak için haftalık toplantıları iple çeker oldum. Kendi referanslarımla değil, başka kültürlerin referanslarıyla iş yapmayı öğrendim.  Kitabın ortak yazarı Bettina Von Stamm ile nasıl tanıştınız? 2008’de Bettina, Fransa Nancy Üniversitesi, İnovasyon ve Tasarım bölümünde misafir hoca olarak “Topluluklar arası işbirliğinin zorlukları ve fırsatları” üzerine bir çalışma yapıyordu. Ona katıldım, öyle tanıştık. İkimizin de çeşitliliğe olan ortak bir inancı, farklı insanları bir araya getirmeye yönelik bir tutkusu vardı. Bir yıl sonra benden kitabı “İnovasyonun Geleceği” için bir yazı istedi. O kitapta “Yenilikçiliğin geleceği çeşitliliktir” dedim. Bunu sadece işimde değil, evimde de deneyimlemiştim. Nasıl? Farklı diller, farklı kişiliklere ve farklı düşünmeye neden oluyor. Çift kültürlü ve dilli büyüyen oğlum küçüklüğünde, bir sorunun üstesinden gelmek için birkaç yol düşünür, alternatifleri değerlendirir, sonunda da hiçbirimizin düşünemeyeceği orijinal bir sonuçla karşımıza çıkardı.  Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz? Farklı kültürlerde yaşamak ve çalışmak insana inanılmaz değerler katıyor. Kitabın ilk fikri 2017’de, bu değerlerin uluslararası iş dünyasına katkıları üzerine çıktı. Karar verir vermez de Bettina’yı aradım. Gençlere yeni ufuklar açabilmek en önemli motivasyonumdu. Fakat yazım sürecinde “çeşitliliğin” hayatın kendisi olduğunu gördüm, kültürel zeka kavramını çıkarttım ve bunun dünya barışı için gereklililiğini gördüm.  Başkalarını anlamak bize özgürlük kazandırıyor. Konfor alanımızdan çıkmak adaptasyon yeteneğimizi geliştiriyor. Adaptasyon empatiyi doğuruyor. Empati yaratıcılığı artırıyor. Daha akıllı hareket ediyoruz, bu da barışı getiriyor.   
“Secrets of Working Five Continents: Thriving Through the Power of Cultural Diversity” henüz Türkçe’ye çevrilmedi. Emerald Publishing’den çıkan kitap Amazon’da satışta
“Secrets of Working Five Continents: Thriving Through the Power of Cultural Diversity” henüz Türkçe’ye çevrilmedi. Emerald Publishing’den çıkan kitap Amazon’da satışta
Kültürel zeka nedir? Şu anda şirketlere bunun danışmanlığını veriyorum. Çeşitlilik kavramı iyi güzel de, bunu pratikte nasıl kullanacağız? Çeşitlilik global anlamda tarihi anlamak, ortak bilinçte olumlu deneyimleri tutup, olumsuzları eleyerek, sürdürülebilir bir kültürel zeka çıkartmak demek. İşte o kültürel zeka, bizim hep birlikte yaşama anahtarımız.  Kitabınızla gençlere ne tür ufuklar açmak istediniz? O kadar yapay ve görsel bir dünyanın içinde yaşıyoruz ki, insani ilişkilerin önemini unutuyoruz. Beş duyumuzu kullanmamız lazım; gör, dokun, konuş... Türk anneleri çocukları dizlerinin dibinden ayrılsın istemez. Ben “Git oğlum” dedim. “Git, keşfet, yerinde öğren ve kendini de bir şey zannetme.” Yeni jenerasyon, çeşitliliğin dünyaya açılarak, başka dilleri, kültürleri tanıyarak gerçekleşeceğinin farkında ama bunun yollarını pek bilmiyor. Bunu yapabilmiş insanların gerçek hikayelerini okuyarak, kendilerine bir yol haritası çıkartabilecekler. Covid çeşitliliğin yayılmasını nasıl hızlandıracak? Salgınla birlikte “Ben”den “Biz”e geçmenin ne kadar gerekli olduğu anlaşıldı. Covid Çin virüsü değil, dünya virüsü. Bu hepimizin problemi, hepimiz birlikte dayanışmayla çözeceğiz. Başka yolu yok. Baştan beri yapılması gereken buydu. Liderler uzlaşma yöntemlerini bilmiyor. Kültürel zekadan haberleri yok. Mecbur öğrenecekler. “Bir musibet, bin nasihatten iyidir” derler. Aynı Japonların Kinsugi sanatında olduğu gibi, kırılmış seramikleri, altın tozlarıyla birleştirip, yeni ve daha güzel bir dünya kurmaya çalışmamız gerek. Sizce insanlar lüks marka tüketmeye devam edecek mi? Gerçek lüks markalar çalışanına saygılı, insanları sömürmeden üreten, modası geçmeyen, otantik markalardır ve bunlar tüketilecek. Lüksmüş gibi davranıp çocuk işçi çalıştıranların, doğayı kirletenlerin sonu gelecek. Yeni bir akım daha başladı: ReCommerce. Ekolojik lüks. Bünyesinde Van Cleef Arpels’dan, Cartier’e, Mont Blanc’a birçok marka bulunduran Richemont Grubu, kendi markalarının ikinci elini satmaya başladı. Doğa kaygısından çıktı bu. Gerçek lüks marka, yatırımdır. Her zaman ikinci el olarak satabilirsiniz.