16 Nisan 2024, Salı
11.02.2022 04:30

Aşkın yalın hali var mı ki?

Kimi hikâyeler bize çok uzak zamanlardan yaşadığımız yakınlıkları anlatmak için gelir. Dilden dile dolaşarak. Anlatılanlar ve dinleyenlerle değişerek... Neyi, ne kadar görebiliriz? Narkissos’a duyduğu umutsuz aşkın uyandırdığı kahırdan öldükten sonra da kemikleri kayalara ve dağlara yazılan Ekho, yüzyıllar boyunca sesiyle bize kaçamayacağımız gerçekleri anlatmaz mı mesela? Ekho veya aks-i seda... Sesimizin aksi... Ya dillere destan güzelliğiyle herkesin hayranlığını kazanmış bu su perisinin aşkını reddettikten sonra, tanrıçaların gazabına uğrayarak günün birinde ırmaktaki aksine aşık olan Irmak tanrısı Kephissos ile Narkissos’un hikâyesi? Dilimizdeki adını bu akse aşkının esaretinde ölen kahramanımıza borçlu olduğu söylenen muhteşem kokulu nergisi tarihimizin bir yerlerine koyalım. Günümüzde tedavisi en zor bilinen kişilik bozukluklarından narsisizmi göz ardı edemeyiz ama, değil mi? Neden? Sakın aşkta en sık rastlayabileceğimiz hali ortaya koyduğundan olmasın? Soru çok mu kışkırtıcı? Hemen karar vermeyelim. Bir sevgiliye seni seviyorum derken beni sev, hatta sevmelisin de demez miyiz aslında? Echo’nun kayalardan gelen sesini yeniden hatırlayalım. Yankılanan sesiniz ne anlatır? Bir aşka ne verirseniz onu alırsınız desek? Aşklarına bekledikleri ve hak ettiklerine inandıkları karşılığı alamadıklarına inananlar bu ihtimali kabullenmekte zorlanabilir. Herkes istediğine inanabilir, inandıklarıyla kendini teskin edebilir, kendisine koruyucu bir sığınak inşa edebilir tabii. Ya gerçek? Ya biz sadece haklı olduğumuzu veya doğru bir yerde durduğumuzu sanıyorsak?  Bize Orta Çağ’ın Endülüs’ünden seslenen İbnî Arabî’nin “Tanrın senin aynandır ve sen O’nun aynasısın. Ben sendeysem sen bendesin,” sözlerini hatırlayalım o zaman. Bu tanrı, öldükten sonra katına çıktığımızda bize ‘Neden kendin olmadın?’ sorusunu bu yüzden mi soracaktır? Tanrı imgesine fazla kapılmanın bizi nerelere götürebileceğini görüyor musunuz? İnsanın en çok içinde inşa ettiği hapishanede özgürlüğünü kaybedebileceğini... Kendine yakınlaştıkça ve bağlandıkça öz benliğinden uzaklaşacağını... O zaman?