01 Aralık 2022, Perşembe
18.02.2022 04:30

Bir savaşı bitiren kare ve o kız çocuğu

“Dünya ne zaman bu hale geldi, insan vicdanı ne zaman el kadar bir çocukta cinsellik görür oldu”

Meğer yaşlanmak, gövdenin ve ruhun yorulması anlamına gelmiyormuş; değişen dünyanın yeni değerlerine alışamamanın adıymış bu durum. Oysa ben hep tersini düşünürdüm. Şimdi bakıyorum da insan yorgun düşüyor ama gövdenin eskimesinden ya da ruhun yıpranmasından değil; dünyanın bazen kötüye doğru değişmesinden.

Son günlerde bana bunu düşündüren pek çok gelişme var: Her olağanüstü dönemde olduğu gibi yine gerçek suçluların değil yazarların yakasına yapışılması, yılların dostluğunu paylaştığımız arkadaşların cezaevlerine doldurulması.

Diyelim ki bu durum Türkiye’nin fıtratında var. Yaşar Kemal’in 1956 yılında Teneke oyununda söylettiği cümle gibi; dünya değişir Ankara değişmez.

Ne var ki dünya da iyi yöne doğru değişmiyor arkadaşlar.

Birkaç yıl önce Facebook’la, bazı Batı gazeteleri arasında bir tartışma çıktı. Vietnam Savaşı’nın cehennemini yansıtan, o dönemin ‘Aylan bebek’ fotoğrafı gibi simgeleşen, napalmdan yanmış bir kız çocuğunun resmi tartışma konusu oldu.

O zamanlar, hiç kimsenin aklına napalmdan yanmış bir çocuğa, seks nesnesi olarak bakabilecek bir sapık göz bulunabileceği gelmemişti. Mümkün olabilir miydi böyle bir şey.

Ama şimdi bazıları o resimde müstehcenlik görüyor.

Ben de içimden, hiç kusura bakmayın, ‘Allah kahretsin sizi!’ diyorum. Dünya ne zaman bu hale geldi, insan vicdanı ne zaman napalmden yanmış el kadar bir çocukta cinsellik görür oldu.

İşte bu dünya bana yabancı. Ya ben bunları anlayamayacak kadar yaşlandım ya da bazı çevreler iyice sapıttı.

‘Resimdeki kız’ diye tanınan Kim Phuc benim yakın arkadaşım. UNESCO’da yıllarca birlikte çalıştık, görev gezileri yaptık, yemeklere gittik. Yüzü iyi görünüyor ama boynundan itibaren yılan derisi gibi napalm yanıkları başlıyor. Kim bilir vücudu ne haldedir.

Fotoğrafçının vicdanı olmasa...

Bana Amerikan uçaklarının gökten cehennem ateşi yağdırdığı o dehşet gününü anlattı. Arkadaşlarıyla oynarken birden napalm yağmış tepelerine. Yanmaya başlamış. Deli gibi koştururken Amerikalı bir savaş fotoğrafçısı resmini çekmiş, sonra çocuğu kucakladığı gibi hastaneye yetiştirmiş. O fotoğrafçının vicdanı olmasa, resim çekmeye devam etse Kim bugün hayatta olmayacaktı.

Daha sonra ailesi, ağır yanıklar içinde bir hastanede yatarken bulmuş onu.

Şimdi evli, çocuk sahibi, neşeli bir kadın. Bu olayla ilgili olarak da hep şunu söylüyor: ‘’Affet ama unutma. Unutma ki bir daha tekrarlanmasın.’’

Ne yazık ki aynı bombalar şimdi başka çocuklarımızın başına düşmekte. Olmaz olası savaş belasından bir türlü kurtulamıyoruz.

Ama her şey aklıma gelirdi de Kim’in yanmış çocuk bedeninin cinsel istismar konusu olacağı gelmezdi.

Vietnam’la dayanışma yürüyüşlerinden, Franco’yu protesto gösterilerinden, Pinochet’ye karşı ‘’El pueblo, unido, jamas sera vencido’’ haykırışlarından, Nazımlardan, Lorcalardan, Nerudalardan; Che’nin anısına hakaret edilen, Hrant’ın katilinin sırtı sıvazlanan dönemlere geldik.

Evrensel değerlerdeki bu aşınmayı, yokoluşu, vahşeti gördükçe ‘’ört ki ölem’’ demiyorum ama iyi ki bunları anlayamayacak, haklı göremeyecek yaştayım, iyi ki ‘eski moda’yım  diyorum.

Ne yazık ki yeni dünya cesur değil Huxley.

Vietnam Savaşı’nın cehennemini yansıtan o fotoğraftaki Kim Phuc ile UNESCO’da yıllarca birlikte çalıştık

Kim Phuc diyor ki

Sevgili dostum Kim Phuc, Sarıyer Belediyesi’nin düzenlemek lütfunda bulunduğu ‘Livaneli Sempozyumu’na katılmak üzere İstanbul’a geldi.  Basının gerçekten çok ilgi gösterdiği sempozyumda yorgun Kim, yaşadıklarından çıkardığı dersleri anlatırken, dinleyicilerin çok duygulandığını gördüm. 

Bir savaşı bitiren güzel kız çocuğu, baştan başa yanan vücuduyla bir özgürlük meşalesine dönüşmüştü.

Ve dedi ki:

‘’17 ameliyat geçirdim, çok acı çektim, hala çekiyorum ama hayatta kaldım. Ergen çağımda bir subay okuldan aldı ve beni propaganda için kullandılar. Başka bir şans vermediler. Eğitimim kesildi ve tekrar bir kurban haline getirildim. 

Daha sonra, öfkeden nasıl kurtulacağımı, düşmanlarımı nasıl affedeceğimi öğrendim. Vücudumda oluşan yaralarım dıştan iyileşiyor ancak içimdeki yaralar hala kanıyordu. Ancak öfke duyacağıma affetmeyi seçtim. Bu şekilde kalbim özgürlüğe kavuştu.”

Yaşadığı olay sonrası birçok operasyon geçiren ve yaşaması mucize olarak görülen Kim Phuc “Bu bana verilen bir hediyeydi” diyor artık, “Bu şekilde özgürlüğe kavuştum. Bu fotoğraf karşısında sevgi, ümit ve affetmeyle ilgili mesajlar iletildi. Ben insanları daha çok çaba harcamaya ve çözüm bulmaya davet ediyorum. Resim, sanat, edebiyat ve müzikle insani değerleri hatırlayabiliyoruz. Bugünü sizinle paylaşmaktan çok mutluyum. Söz veriyorum, her birimiz her gün kendi tarzımızla bu dünyayı daha güzel, daha eli açık, daha sevgi dolu bir yere dönüştürmek için çaba harcayacağız.’’