22 Nisan 2026, Çarşamba
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 22.04.2026 07:26 | Son Güncelleme: 22.04.2026 07:56

Ateşkes var, anlaşma yok: İran savaşında belirsizlik sürüyor

Trump, İran ile "ateşkesi uzatmak istemediği" yönündeki açıklamasından saatler sonra bu açıklamasından geri adım atarak ateşkesin süresiz uzatıldığını duyurdu ancak İran ve İsrail ateşkese uyacaklarına dair bir açıklama yapmadı
Ateşkes var, anlaşma yok: İran savaşında belirsizlik sürüyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ateşkesi barış görüşmelerine zaman tanımak amacıyla süresiz olarak uzatacağını açıkladı. Ancak çarşamba sabahı itibarıyla İran ya da ABD’nin iki aydır süren savaşta müttefiki olan İsrail’in bu kararı kabul edip etmeyeceği netlik kazanmadı.

Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, ABD’nin Pakistanlı arabulucuların talebi üzerine “İran’a yönelik saldırıyı, ülke liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri üzerinde uzlaşana ve görüşmeler bir şekilde sonuçlanana kadar askıya almayı” kabul ettiğini belirtti.

Pakistan yönetimi, binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve küresel ekonomiyi sarsan savaşı sona erdirmek amacıyla İslamabad’da barış görüşmelerine ev sahipliği yapıyor.

Ancak Trump, ateşkesin uzatıldığını duyururken aynı zamanda ABD Donanması’nın İran’ın deniz ticaretine yönelik ablukasını sürdüreceğini de ifade etti. İran tarafından savaş nedeni olarak değerlendirilen bu uygulama, gerilimin devam edebileceğine işaret ediyor.

İran: Ateşkesi biz talep etmedik

İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı Tesnim Haber Ajansı, İran’ın ateşkes uzatımı talep etmediğini belirterek ABD’nin deniz ablukasını güç kullanarak kırma tehdidini yineledi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın başdanışmanlarından biri ise Trump’ın açıklamasının “fazla bir ağırlığı olmadığını” ve bir taktik olabileceğini söyledi.

Trump’ın savaş sürecindeki söylemleri zaman zaman sert tehditlerle diplomatik mesajlar arasında gidip geldi. İki hafta önce İran’a yönelik küfür içeren bir açıklamasında “bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” ifadelerini kullanan Trump, diğer yandan şiddeti ve piyasalardaki belirsizliği sona erdirme isteği de dile getirmişti.

Son açıklamasıyla birlikte Trump, İran’ın enerji santralleri ve köprülerini bombalama tehdidinden bir kez daha son anda geri adım attı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres başta olmak üzere birçok isim, bu tür tehditleri kınayarak uluslararası insancıl hukukun sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları yasakladığını hatırlatmıştı.

5 binden fazla sivil hayatını kaybetti

ABD ve İsrail, savaşı 28 Şubat’ta İran’a yönelik hava bombardımanlarıyla başlattı. Çatışmalar kısa sürede, ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine ve İran destekli silahlı grup Hizbullah’ın çatışmalara katılmasıyla birlikte Lübnan’a da yayıldı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, uzun yıllardır İran’daki yönetimi devirmeyi hedefliyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşa İsrail’le birlikte katılma gerekçeleri ve savaşın nasıl sona ereceğine dair açıklamaları zaman içinde değişiklik gösterdi ve zaman zaman çelişkili oldu. Bu durum, küresel piyasalarda belirsizliğe yol açtı.

Trump’ın son açıklamasının ardından ABD vadeli borsa endeksleri yükselirken, dolar dalgalı bir seyir izledi, petrol fiyatları ise geriledi.

Şu ana kadar bölgede 5 binden fazla sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi. Bu kayıpların büyük bölümü İran ve Lübnan’da yaşandı. Savaş ayrıca, İran ile Umman arasında küresel enerji piyasaları açısından kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasına yol açtı. Bu gelişme petrol fiyatlarını yükseltirken, küresel ekonominin resesyona girebileceği yönündeki endişeleri artırdı.

Hürmüz Boğazı krizi sürüyor

İran, ABD ve İsrail saldırılarına karşılık olarak, boğazdan geçen petrol tankerleri ve diğer gemilerin geçişini kontrol etme kapasitesini defalarca kullanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesi uzatma kararına gerekçe olarak “İran hükümetinin ciddi şekilde parçalanmış durumda olduğunu, bunun da beklenmedik bir durum olmadığını” söyledi. Bu ifade, savaşın ilk haftalarında ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen suikastlara gönderme olarak yorumlandı. Bu saldırılarda aralarında hayatını kaybeden İran’ın dini lideri Ali Hamaney de bulunuyordu.

"Ateşkesi uzatmak istemediğini" söylemişti

Trump, bu açıklamadan yalnızca birkaç saat önce CNBC’ye verdiği röportajda ise geçici ateşkesi sürdürmeye sıcak bakmadığını ve ABD ordusunun “harekete geçmeye hazır” olduğunu söylemişti.

Bu açıklamalar, İslamabad’da yapılması planlanan barış görüşmelerinin dağılma noktasına geldiği bir dönemde yapıldı. İran tarafının talep ettiği ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in salı günü Pakistan’a dönmesi bekleniyordu. Ancak bir Beyaz Saray yetkilisi, Vance’in henüz Washington’dan ayrılmadığını ve ek politika toplantılarına katıldığını bildirdi.

Trump’ın son açıklamasından önce konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, ABD’nin baskı ve tehdit politikasından vazgeçmesi halinde İranlı müzakerecilerin yeni bir görüşme turuna katılmaya hazır olduğunu, ancak teslimiyeti hedefleyen müzakereleri reddettiklerini söyledi.

İran, ABD Donanması’nın deniz ablukası kapsamında iki ticari İran gemisini durdurarak el koymasını da sert şekilde kınadı. İran Dışişleri Bakanlığı, bu adımı “deniz haydutluğu ve devlet terörü” olarak nitelendirdi. ABD ise birçok ülkeyle birlikte İran’ı Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü engellemekle suçladı.

Trump, ateşkesi uzattıktan saatler sonra yaptığı bir başka sosyal medya paylaşımında deniz ablukasını sürdürme konusundaki kararlılığını yineledi. Ablukanın kaldırılmasının, “ülkenin geri kalanını ve liderlerini yok etmedikçe” bir barış anlaşması ihtimalini zayıflatacağını savundu.

Yaklaşık 10 gün önce yapılan ilk tur görüşmelerden ise herhangi bir sonuç çıkmadı. Görüşmelerin önemli bir kısmı, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları üzerinde yoğunlaştı.

Trump, İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesine ulaşmasını engellemek için bu uranyumun ülkeden çıkarılmasını istiyor. İran ise nükleer programının yalnızca sivil amaçlı olduğunu ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na taraf bir ülke olarak bu programı sürdürmenin egemenlik hakkı olduğunu savunuyor.