Lily Kuo / The New York Times
Donald Trump geçen yıl Şi Cinping ile görüştüğünde Çin lideri, ülkesinin kritik mineraller üzerindeki kontrolünü önemli bir koz olarak kullandı ve bu durum Trump’ı bir yıllık ticaret ateşkesine ikna etmeye yardımcı oldu. Bu hafta Trump Pekin’e giderken Şi’nin elinde yeni ve güçlü bir koz daha bulunuyor: İran savaşı.
ABD savaşla meşgulken Şi Cinping barış çağrıları yaptı ve Körfez ile Avrupa’dan gelen liderleri ağırladı. Trump’ın ziyareti öncesinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Pekin’e gitmesi de Çin’in Orta Doğu’daki etkisini gösteren sembolik bir mesaj olarak yorumlandı.
Tsinghua Üniversitesi’nden ekonomist Li Daokui, “İran meselesi aslında Çin’e yardımcı oluyor” dedi. Li’ye göre Pekin, İran üzerindeki ekonomik nüfuzunu Washington’la pazarlıkta kullanabilir ve özellikle ABD’yi Tayvan konusunda geri adım atmaya zorlamayı hedefleyebilir.
Çin’in İran üzerindeki etkisi
Çin’in çatışmanın sona ermesini istemesinin kendi ekonomik nedenleri de bulunuyor. Artan enerji fiyatları Çin ekonomisini olumsuz etkiliyor, küresel resesyon riski ise ihracata dayalı büyümeyi tehdit ediyor. Bu nedenle Pekin’in İranlı yetkilileri ABD ile müzakereye teşvik ettiği belirtiliyor.
Analistlere göre Çin doğrudan savaşa dahil olmak istemese de, dünya petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda ABD ile iş birliğine açık olabilir. Pekin’in ayrıca İran’a kredi, yatırım ve savaş sonrası yeniden inşa desteği gibi teşvikler sunabileceği değerlendiriliyor.
Asıl hedef Tayvan
Habere göre Şi Cinping’in Trump’tan asıl beklentisi Tayvan konusunda ABD desteğinin yumuşatılması. Çin liderinin, Tayvan’a silah satışlarının azaltılması ya da Washington’dan bağımsızlığa karşı bir açıklama gelmesini istediği belirtiliyor. Trump yönetiminin de Şi’yi kızdırmamak için Tayvan’a yönelik 13 milyar dolarlık silah paketini açıklamayı geciktirdiği aktarılıyor.
Trump’ın bu hafta Tayvan’a silah satışlarını Çin’le görüşebileceğini söylemesi, ABD’nin Tayvan politikasındaki uzun yıllardır süren “Altı Güvence” yaklaşımından sapma olarak değerlendiriliyor.
Şanghay’daki Fudan Üniversitesi’nden Wu Xinbo ise İran savaşının ABD’nin askeri sınırlarını ortaya çıkardığını savundu. Wu, “İran’la yaşanan çatışma, ABD’nin Tayvan konusunda Çin’le büyük bir savaşı sürdüremeyeceğini gösteriyor” dedi.
Çin ne istiyor?
Pekin açısından zirvenin temel amacı belirli tavizlerden çok, ABD ile ilişkilerin çerçevesini yeniden tanımlamak olarak görülüyor. Şi Cinping’in Çin’in artık ABD ile eşit bir süper güç olduğunu kabul ettirmek istediği belirtiliyor.
Washington’daki Stimson Center’dan Yun Sun’a göre Şi, Trump’la eşit düzeyde bir lider olarak görülmeyi istiyor. Sun, “Eğer ABD başkanı özgür dünyanın lideriyse ve Şi onun eşitiyse, bu Şi’nin de küresel bir lider olduğu anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Çin devlet ajansı Xinhua da yayımladığı başyazıda ABD’nin Pekin’den fentanyl kaçakçılığı gibi konularda yardım isterken aynı anda Çin şirketlerine yaptırım uygulamasını eleştirdi.
Pekin zaman kazanmak istiyor
Uzmanlara göre Çin’in temel hedefi daha fazla istikrar ve mevcut ticaret ateşkesinin korunması. Pekin, yeni tarifeler, yaptırımlar ve ihracat kısıtlamaları istemiyor.
Eurasia Group analisti Amanda Hsiao, “Çinliler gelecekteki rekabete hazırlanmak için sadece zaman ve alan kazanmak istiyor” dedi.
Haberde ayrıca Çin’in son yıllarda teknoloji ve ticarette “ulusal kendine yeterlilik” stratejisini hızlandırdığı, ABD yaptırımlarına rağmen kendi çiplerini ve yapay zekâ sistemlerini geliştirdiği vurgulanıyor. Pekin’in olumlu atmosfer yaratmak için Boeing uçakları, Amerikan soya fasulyesi ve ABD sığır eti alımı gibi ekonomik adımlar atabileceği de belirtiliyor.
© 2026 The New York Times Company

