10 Aralık 2022, Cumartesi
Haber Giriş: 16.11.2022 14:59 | Son Güncelleme: 16.11.2022 15:42

Deterjan tabletlerin plastiği çevreye ve sağlığa zararlı mı?

Çamaşır ve bulaşıklarınızı yıkamak için daha kolay bir yol olarak deterjan tabletleri kullanıyorsanız tekrar düşünmeniz gerekebilir. Araştırmalar kapsüllerin etrafındaki plastiğin sağlık ve çevresel etkileri olabileceğini gösteriyor
Deterjan tabletlerin plastiği çevreye ve sağlığa zararlı mı?

Çevreyi korumak ya da daha pratik olmak adına çamaşır ve bulaşıklarınızı yıkarken kapsül deterjanları kullanıyorsanız iki defa düşünmek isteyebilirsiniz. Temizlik ürünleri şirketi ve plastik karşıtı gruplar EPA'dan(U.S. Environmental Protection Agency) deterjan kapsüllerini kaplayan polivinil alkolün güvenliğini değerlendirmesini istiyor. Kullanımı kolay deterjan kapsülleri, giysileri ve bulaşıkları temiz yapmak için  her yerde bulunur hale geldi. Ancak şimdi, insan sağlığıyla çevreyi tehdit eden ve giderek büyüyen plastik kirliliği sorununa katkıda bulunup bulunmadıkları konusu tartışılıyor.

Temizlik ürünleri satan çevre dostu bir şirket ve savunucu gruplar Salı günü Çevre Koruma Ajansı'na( EPA), kapsülleri çevreleyen plastik filmin kullanımına karşı harekete geçmesi için dilekçe verdi ve malzemenin reklamı yapıldığı gibi suda tamamen parçalanmadığını savundu. Dilekçede ajansın, kapsülleri kaplayan ve PVA ya da PVOH olarak da bilinen polivinil alkol için sağlıkla çevre güvenliği testleri talep etmesi isteniyor. Dilekçede EPA'ya, testler yapılıp PVA'nın güvenli olduğu kanıtlanana kadar bileşiği Safer Choice ve Safer Chemical Ingredients listelerinden çıkarması çağrısında bulunuluyor.

“Daha fazla incelenmeli”

Toz çamaşır deterjanı tableti satan Blueland şirketi, kapsüllerin daha fazla federal incelemeye tabi tutulması için öncülük edenlerden oldu. Şirketin eylemleri, deterjan kapsüllerinde kullanılan filmin üreticisi de dahil olmak üzere temizlik ürünleri endüstrisindeki büyük patronları kızdırdı. Blueland kurucu ortağı Sarah Paiji Yoo, "Polivinil alkol bir polimerdir, dolayısıyla tanımı gereği sentetik petrol bazlı bir plastiktir" dedi.

Yoo, kendisinin ve New York merkezli şirkettekilerin, PVA kullanan popüler kapsülleri ve yeni çamaşır deterjanlarının katmanlarını plastik pipetlerden daha kötü olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Yoo "En azından pipete bakıp tamam, bu çöp bunu çöp kutusuna atmalıyım diyebilirsiniz. Bu kapsüller ve tabakalar, kanalizasyonlarımıza ve su sistemlerimize inmek üzere tasarlanmış plastiklerdir ve nihayetinde çevreye zarar verirler" dedi. Yorum yapması istenen bir EPA sözcüsü, ajansın dilekçeyi inceleyeceğini ve buna göre yanıt vereceğini söyledi.

Yaygın olarak güvenli kabul ediliyor

Tekstil endüstrisinde de kullanılan PVA, yaygın olarak güvenli kabul ediliyor. EPA'nın Daha Güvenli Kimyasal Bileşenler listesine dahil edilmesinin yanı sıra, bileşik Gıda ve İlaç İdaresi tarafından gıda ambalajı, diyet takviyeleri ve farmasötik ürünlerde kullanım için onayı var. Çevre Çalışma Grubu da PVA'yı kişisel bakım ürünlerinde düşük tehlikeli bir bileşen olarak değerlendiriyor .Dahası, PVA kullanan tek dozluk deterjan kapsülleri genellikle plastik kaplarda gelen sıvı deterjanlara göre daha çevre dostu bir alternatif olarak kabul ediliyor.

Ticaret grubu olan Amerikan Temizlik Enstitüsü veya ACI tarafından yapılan araştırmalar, PVA filminin en az yüzde 60'ının 28 gün içinde ve yüzde 100'ünün 90 gün içinde parçalandığını gösteriyor. Grup çözünmüş film içeren suyun atık su arıtma tesislerine gideceğini, burada bakterilerin ve diğer mikroorganizmaların malzemeyi doğal çözülme yoluyla parçalayacağını söylüyor.

“Yüzde 75'i gerçekten çözünmüyor”

Blueland geçen yıl bu iddiaya karşı çıkan hakemli bir çalışma gerçekleştirdi ve finanse edilmesine yardımcı oldu. Plastik kirliliğiyle mücadele eden çeşitli kuruluşlar tarafından desteklenen dilekçede, çalışmanın çamaşır ve bulaşık makinesi kapsüllerindeki PVA'nın yaklaşık yüzde 75'inin atık su arıtımından geçtikten sonra bozulmadan kaldığı tahminine atıfta bulunuluyor.

Bileşiğin olası toksisitesini inceleyen ancak Blueland tarafından yaptırılan çalışmada yer almayan Milano Üniversitesi Biyobilimler Bölümü'nde ekoloji profesörü olan Stefano Magni, "Bilim camiasının dikkatini bu yeni ortaya çıkan kirleticilere odaklaması artık aciliyet arz ediyor. Gerçekten de her yıl çok büyük miktarda PVA  piyasaya sürülüyor daha sonra da çevreye salınıyor" dedi. Blueland tarafından finanse edilen çalışmanın ortak yazarı ve Maine'deki Shaw Enstitüsü'nde kıdemli bir araştırma bilimcisi olan Charles Rolsky, PVA'nın zaman içinde hiçbir iz bırakmayabileceğini öne süren önceki araştırmaların genellikle gerçek dünyada bulunmayan koşulları içerdiğini söyledi. Bu sonuçların, tüketicilerin PVA film kullanılan bir kapül ürününün gerçekte olduğundan daha çevre dostu ve biyolojik olarak parçalanabilir göründüğüne inanmalarına yol açabileceğini de sözlerine ekledi.

“Tüketiciler doğru bir şey yaptıklarını sanıyor”

 Yoo, "Bu noktada, gezegen için gerçekten doğru bir şey yaptıklarını düşünerek bu  kapsülleri satın alan muhtemelen milyonlarca tüketici var. Sürdürülebilirlik ve plastik içermediklerini yansıtan mesajlar nedeniyle bu ürünlere yöneliyorlar ama farkında olmadan aslında kanalizasyonlarına plastik parçacıkları gönderiyorlar" ifadelerini kullandı. Rolsky, PVA'nın tamamen parçalanması için doğru türlerin ve mikroorganizma konsantrasyonunun bulunması gerektiğini ve bunların da bileşiği parçalamak üzere eğitilmesi gerektiğini söyledi. Rolsky ayrıca, "Amerika Birleşik Devletleri'nde suyun bu mikroplarla 28 güne yakın bir süre beklediği tek bir atık su arıtma tesisi bile yok. En fazla bir hafta olabilir ama gerçekçi olmak gerekirse günler ya da saatler sürebilir" dedi.

PVA'nın insanlar ve gezegen üzerindeki potansiyel etkileri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulsa da, Rolsky filmin düzenli olarak gördüğümüz geleneksel plastiklere çok benzediğini ancak önemli bir fark olduğunu dile getirdi. O da  PVA'nın sadece suda çözünebilir olması. PVA'nın çözünme kabiliyetini suya tuz dökmeye benzetti ve "Tuz kaybolur, ancak göremeseniz de tuzun tadına bakabilirsiniz" diyerek örneklendirdi.

 “Ciddi sağlık ve çevresel etkileri olabilir”

Konuyla ilgili artan araştırmalar, plastik kirliliğinin, küçük plastik parçacıkların kimyasalları, kirleticileri ve ağır metalleri emme ve bu zararlı maddeleri besin zincirinde yukarı taşıma kabiliyeti de dahil olmak üzere ciddi sağlık ve çevresel etkileri olabileceğini gösteriyor. Ancak balık embriyolarında ve bir su piresi türünde bileşikle ilişkili toksik etkiler bulamayan bir çalışmanın yazarı olan Magni, PVA'nın potansiyel etkilerine dair kanıtların az olduğunu söyledi. Magni, PVA'nın çevresel testlerine acilen ihtiyaç duyulduğunu da sözlerine ekledi.

Hem ambalajı üreten Indiana merkezli şirket MonoSol hem de ACI, federal yetkililerin filmin tüketim mallarında kullanımını düzenleme çağrısını reddetti. MonoSol'un kurumsal ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı Matthew Vander Laan yaptığı açıklamada, dilekçeyi bir reklam olarak nitelendirdi ve Blueland'ı kendi ticari hedefleri doğrultusunda EPA'nın güvenilirliğini istismar etmekle suçladı. Vander Laan, "EPA, FDA, dünyanın dört bir yanındaki düzenleyici ve sertifika kurumları tarafından yapılan değerlendirmeler de dahil olmak üzere onlarca yıllık çalışmayla, PVA'nın güvenliğini ve sürdürülebilirliğini kanıtlamıştır" dedi. Bu arada ACI, PVA filmin faydalarını ve destekleyici araştırma bulgularını vurgulayan uzun bir açıklama yayınladı. Ticaret birliği ayrıca Blueland tarafından yaptırılan araştırmaya yönelik eleştirilerini yineleyerek, çalışmanın teorik varsayımlara dayalı kusurlu bir model sunduğunu söyledi.

ACI'nın açıklamasında, "Bu kimya yenilikçi çamaşır ve otomatik bulaşık yıkama ürün formatlarını mümkün kıldığı için, PVA/PVOH hakkında yayılan yanlış bilgileri öğrenmek son derece hayal kırıklığı yaratıyor" dendi. Ancak Rolsky, kendisinin ve diğer uzmanların daha fazla araştırma yapılması çağrısında bulunduğunu söyleyerek, "PVA kötülenmemelidir. Spekülasyon yapamayız. Analiz yapmak için gerekli araçlara sahibiz. Analizi yapmalı ve gerçekte nasıl sonuçlanacağını görmeliyiz" ifadelerini kullandı. Magni de aynı fikirde. Bu ve diğer suda çözünen polimerlere yönelik araştırmaların başında olduklarını ve hala yapılacak çok şey olduğunu belirtti.