03 Ekim 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 03.10.2026 12:38 | Son Güncelleme: 03.10.2026 13:33

Göklere Džeko’nun ismini yazacağız!

Bosna-Hersek'in İsveç'le 1-1 berabere kaldığı gecede skordan çok, milli formayı son kez giyen Edin Džeko konuşuldu. Saraybosna'dan Zenica'ya uzanan veda, bir futbolcunun kariyerinden fazlasını, savaşın sonrası hikâyesine bir kahraman arayan ülkenin futbol etrafında kurduğu duyguyu anlatıyordu
Göklere Džeko’nun ismini yazacağız!
Özgür Dirim Özkan

Dün akşam Zenica’daki Bilino Polje Stadı’nda Bosna-Hersek ile İsveç 1-1 berabere kaldı. İsveç maçın başından itibaren oyuna daha hakimdi ve 61’inci dakikada Viktor Gyökeres’le öne geçti. Ama Bosna maçı bırakmadı. 80’inci dakikada 19 yaşındaki Kerim Alajbegoviç’in ceza sahasına kestiği top kimseye değmeden uzak köşeye gitti ve skoru eşitledi. Bosna maçı kazanamadı ama grup ikinciliği ve iddiası devam ediyor.

Aslında Džeko’nun ilk yarının uzatma dakikalarındaki golü geçerli olsaydı gecenin hikayesi bambaşka olabilirdi. Ancak VAR’dan gelen karar Alajbegoviç’in orta yapmadan önce topun auta çıktığını çok açık biçimde gösteriyordu. Džeko, 63’üncü dakikada yerini Haris Tabakovic'e bırakıp oyundan çıktı. Aslında diğer hiçbir şeyin pek de önemi yok. Maç birçoğumuz için o anda bitti.

Takım arkadaşları Džeko'ya bir onur koridoru oluşturdu. Tribünler ayağa kalktı. Milli takım kariyerini 152 maç ve 73 golle tamamlayan kaptan, ülkesinin hem en çok forma giyen hem de en çok gol atan futbolcusu olarak sahadan ayrıldı.

Ülkesindeki yeni kuşağın en parlak ismiydi

Džeko efsanesinin başlangıcı bizim için ayrı bir anlamlı. 2 Haziran 2007’de Bosna-Hersek’in Euro 2008 elemelerinde Türkiye’yi 3-2 yendiği karşılaşma, onun ilk milli maçıydı. İlk golünü de o gün attı. 45+2’deki golü Bosna’yı 2-2’lik eşitliğe taşıdı, Adnan Çustoviç’in 90’ıncı dakikadaki golü de galibiyeti getirdi.

O maçı Koşevo Asım Ferhatoviç Stadyumu’nda Bosnalı taraftarlarla birlikte izlemiştim. Ancak o yıllarda sohbetlerin odağında parlayan genç forvetten çok, Bosna-Hersek Futbol Federasyonu’ndaki krizler ve skandallar vardı. Taraftarlar hemen her maç federasyonu protesto ediyor, Saraybosna’da sert gösteriler düzenliyordu.

Takip eden yıllarda Džeko, Bosna’nın umudu olmaya başladı. Bosna’da futbol yönetimi hafiften toparlanırken milli takımda da yeni bir kuşak ortaya çıkmıştı. Džeko bu yeni kuşağın; Miralem Pjanić, Asmir Begoviç ve Vedad Ibişeviç’li kadronun en parlak ismiydi. Bu kuşak Bosna-Hersek’i 2014’te ilk kez Dünya Kupası’na taşıdı. Belki gruptan çıkamadılar ama savaşın ardından bir türlü toparlanamayan bir ülke için Brezilya’ya gitmek sportif başarının ötesindeydi. Bosnalılar dünyanın en büyük futbol sahnesinde kendilerini gösteriyor, geleceğe dair bir umut kuruyordu.

Džeko 17 Mart 1986’da Saraybosna’da doğdu. 1996’da, Bosna’da savaşı sona erdiren Dayton Barış Anlaşması imzalanır imzalanmaz, yaşam biraz normale dönmeye başlarken, 10 yaşındayken Željezničar altyapısına girdi. 2003’te A takıma yükseldi. Ardından Teplice ve Wolfsburg yılları geldi. Wolfsburg’la 2008-09 sezonunda Bundesliga şampiyonluğu yaşadı. 2011’de Manchester City’ye transfer oldu ve İngiltere’de lig şampiyonluğu kazandı. Daha sonra Roma ve Inter’de oynadı, bir ara Fenerbahçe’ye de geldi.

Bosna'nın Dijamant'ı

Bosna’da her transferi gündem oldu, özellikle de onu yetiştiren Željezničar için. Altyapısından çıkan oyuncunun sonraki transferlerinden önemli finansal kaynak elde etmesi, dar bütçeler ile boğuşan bir kulüp için yaşamsaldı. Džeko’nun altyapısından yetiştiği takıma sağladığı dolaylı finansal desteğin ne anlama geldiğini daha iyi görebilmemiz için şuna bakabiliriz: Transfermarkt verilerine göre Željezničar kadrosunun toplam piyasa değeri 5,60 milyon euro. Süper Lig'de bu ölçüte göre en altta olduğu belirtilen Erzurumspor’un değeri ise 23 milyon euro. Böylesi bir bütçeyle faaliyetlerini sürdüren Zeljo için 'Džeko’nun getirdiği paranın' önemi bu şekilde anlaşılabilir.

Džeko Avrupa’da başarıdan başarıya koşarken Bosna-Hersek Milli Takımı'ndan da yeteneklerini esirgemedi. Burada ülke halkı için milli takım bir futbol takımından daha fazlası. Džeko da takıma ithaf edilen anlamın ‘mücevheri’, yani Bosnalıların taktığı adla Dijamant’ı oldu. Onu sevenler sadece yıldız futbolcuyu değil, sevincini her fırsatta dile getirirken böbürlenmeyen, mütevazı, ciddi ama insancıl tavrı ile kalpleri kazanan Džeko’yu da baş tacı etti.

2026 Dünya Kupası öncesinde Bosnalı çocuklara yazdığı mektup bu yüzden çok kişiye dokundu. ‘Hiçbir şey imkânsız değil’ mesajıyla başlayan yazısında kendi çocukluğundan, savaşta büyümekten, 2014’teki ilk Dünya Kupası’ndan ve ülkesini temsil etmenin anlamından söz ediyordu. Bosna’da bu mektubu gözyaşlarını tutamadan okuyan çok kişi oldu.

Aslında Džeko dün gece kendisine veda eden futbolcuların da çocukluk kahramanıydı. Zinedin Smajloviç'in sekiz yaşındayken, 2011'de Edin Džeko ve Emir Spahic'le çektirdiği fotoğraf da bunu gösteren cinsten. Bu fotoğraftaki küçük çocuk yıllar sonra milli formayı giydi. İsveç maçı onun için de ayrı bir anlam taşıyordu: Çocukluk kahramanına, onunla aynı sahada veda edecekti.

Maçtan önce sosyal medyada viral olan bir karikatür de Džeko’nun Bosna’daki yeni jenerasyon için ne ifade ettiğini çok güzel özetlemiş:

Džeko’nun, Ninja Kaplumbağalar'ın bilge öğretmeni Splinter Usta olarak resmedildiği karikatürde Džeko Usta önce henüz çocuk olan Esmir Bajraktareviç, Tarik Muharemoviç, Kerim Alajbegoviç ve Ermin Mahmiç'in ellerinden tutuyor. İkinci karede ise o çocuklar büyüyüp bu sefer Džeko’nun elini tutuyorlar.

Bosna, efsanesine nasıl veda etti?

Dile kolay, Edin Džeko 20 yıl boyunca Bosna Milli Takımı'nın yıldızı oldu. Ama yıllar geçiyor. Džeko şimdi 40 yaşına geldi. Kendisi de, belki herkesten önce, performansının eskisi gibi olmadığının farkındaydı. Džeko, 2 Ekim’de İsveç’e karşı oynayacağı maçın milli formayla son karşılaşması olacağını önceden duyurmuştu.

Bu veda maçının Bosnalı futbolseverler için çok özel olacağını biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Bilino Polje’deki 11 bin bilet satışa çıkar çıkmaz, 14 dakika içinde tükendi ve üç milyon nüfuslu ülkede bilet talebi yarım milyona yaklaştı. 2 Ekim için Saraybosna sanki bir karnaval hazırlığı yapıyor gibiydi. Saraybosna Belediyesi, yeni açılan Başçarşı-Hrasnica tramvay hattının hat numarasını Džeko’nun milli takım forma numarası olan 11 olarak belirledi. Kentin meşhur çevapçıları normalde porsiyona koydukları 10 köfteyi dün Edin Džeko’nun forma numarası şerefine 11’e çıkardı. Maçtan bir gece önce, Mareşal Tito Bulvarı girişinde, İkinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden partizanlar anısına sürekli yanan Vječna vatra’nın hemen üstündeki Avrupa Evi'ne dev bir 11 numaralı forma asıldı.

Saraybosna’nın birçok yerinde Džeko posterleri vardı. Maç günü adeta Džeko formalı insanların katıldığı bir bayram havası vardı.

Maç Saraybosna’da değil, yaklaşık 90 kilometre uzaktaki Zenica’da oynandı. Bosna futbolunda bu tercih bir gelenek. Bilino Polje’de tribünlerin sahaya yakınlığı misafir takım üzerinde yoğun bir baskı kuruyor. Bir de bunun sosyopolitik ve sembolik tarafı var. Saraybosna’nın gölgesinde kalmaktan hoşlanmayan Zenica’ya milli takım gecesini vermek, kentin gönlünü almak anlamına da geliyor. Maç saatinden önce Bosnalı taraftarlar Zenica yollarına düştü. Stadyumda bilet bulamayan binlerce kişi için yakındaki Kamberoviça polje’de dev ekran kuruldu.

Maç bittikten sonra Bilino Polje'deki veda da bitmedi. Taraftarlar, Bosna’daki çocuk yuvalarına gönderilmek üzere binlerce oyuncağı, Džeko son turunu atarken sahaya doğru fırlattı. Ardından stadyumun üzerindeki drone’larla yapılan görsel şölen geldi. Işıklı dronelar önce '73 gol', sonra '152 maç' yazılarını oluşturdu, ardından Džeko'nun siluetini ve 'Teşekkürler kaptan' mesajını gösterdi. Džeko gözyaşlarını tutamadı. Sonra takım arkadaşlarını yanına çağırdı, herkesle son bir fotoğraf çekti. Dün gece Bosna, bir futbolcudan fazlasına veda etti.

Bir kahramana, şanına yakışır bir veda töreni yapacağız

Önce 2014 Brezilya, sonra 2026 Dünya Kupası, dün akşam Džeko’nun veda ritüeli… Yaklaşık 20 yıldır Bosna’yla, Bosna kültürüyle iltisaklı biri olarak futbol coşkusunu anlamlandırmak için Mihail Bakhtin’in “karnavalesk” kavramının bu öforiyi açıklamak için ipuçları verdiğini iddia edebilirim. Karnaval, gündelik düzenin bir süreliğine gevşediği, insanların farklılıklarına rağmen ortak bir neşe ve ses etrafında buluştuğu andır. Ne savaşta yaşadıklarının hesabını sorabilmiş ne de savaştan bu yana bu kadar kötü bir yönetimi değiştirebilme gücünü kendinde bulabilmiş bir halkın, ulusal kimlik inşasında, daha güzel bir ülke umudunu yeşerme alanlarından en önemlisi, hatta belki de biricik aracı Bosna-Hersek Milli Takımı ve bu takımı sırtlayan gençler.

Dayton Barış Anlaşması sonrasında Bosna-Hersek’in iki entiteli ve etnik temsili siyasetin merkezine alan yapısı, ortak bir ulusal kimliği kurmayı kolaylaştırmadı. Bu yüzden milli takım, Bosna kimliğinin en görünür ortak alanlarından biri hâline geldi. Bu yaz Dünya Kupası sırasında Oksijen’de yayımladığımız yazıda da Bosnalıların bu kimliğe nasıl sarıldığını ve tarihi zambaklı bayrağı nasıl yeniden görünür kıldığını anlatmıştık.

Ülkenin siyasi yapısını değiştiremiyoruz, Bosna Kasabı Mladiç için resmî tören yapılmasını içimize sindiremiyoruz ama futbol bizim. Ve elbette futbolu bu şekilde kutsayan bir kahramana şanına yakışır bir veda töreni yapacağız. Bunu bir katarsis ayinine, bir arınma ayinine dönüştürmek tabii ki hakkımız. Göklere Džeko’nun ismini yazacağız!

Bosna’da savaşın izleri hâlâ gündelik siyasetin içinde. Ülkenin etnik temsile dayalı, karmaşık siyasal düzeni, yolsuzluk, tıkanmış kurumlar ve güvensizlik, birçok kişide geleceğe dair umudu aşındırıyor. Üstelik Ratko Mladiç’in ölümünün ardından Sırbistan’da devlet töreniyle toprağa verilmesi, savaşın kanlı günlerini yeniden hatırlattı. 4 Ekim Pazar günü Bosna’da genel seçimler için sandık kurulacak. Seçim öncesi konuştuğum, izlediğim Bosnalıların bir bölümünde siyasetin değişeceğine dair güçlü bir beklenti yok. Böyle bir atmosferde insanlar, Bakhtin’in tarif ettiği karnavalesk coşkuyla milli takım etrafında bir araya gelebiliyor.

Džeko’nun bundan sonraki kariyerinin nasıl şekilleneceği henüz bilinmiyor. Futboldan kopmayacağına dair beklenti güçlü. Saraybosna’da en çok konuşulan ihtimallerden biri, çocuklar ve genç futbolcular için bir şeyler yapması. Bunu zaman gösterecek. Şimdilik kesin olan şu: Džeko’nun 11 numarası yalnızca bir forma olarak kalmadı. Saraybosna’da tramvaya, çevapçılara, caddelere ve tribünlere yayıldı.

2 Ekim gecesi Bosna-Hersek, bir futbolcudan fazlasına veda etti. Kendi ortak hikâyesinin en sevilen kahramanlarından birine teşekkür etti.