05 Mart 2024, Salı
18.06.2021 04:30

Hücrelerimiz şeker değil, yağ yakmalı

Hibrit araçlar iki farklı yakıt kullanabilir. Diyelim ki hem dizel hem de elektrikle çalışan bir aracımız olsun… Dizelin elektriğe göre araca daha çok zarar verdiğini, daha kısa sürede eskittiğini, daha az yol yaptığını biliyoruz. Eğer aracımız her iki yakıtı kullanan hibrit motorluysa, elektriği yakıt olarak daha sık kullanmak istemez misiniz? Bu analojinin aynısı hücre motorlarımız için de geçerli. Vücuttaki enerji birimine ATP adını veriyoruz. Tüm bu yeme içme işlerini ATP kazanmak için yapıyoruz. Ve bunun için farklı yakıtlar kullanıyoruz. Temelde kullandığımız iki motor yakıtımız var: Yağ ve şeker. Yani hücre motorlarımız da aslında hibrittir. Her iki yakıtı da dönüşümlü kullanabilir. Bir çocuğa dikkat edin; ne tür beslenirse beslensin enerjiktir. Hücre motorları, yakıt hangisi olursa onu hızla ATP’ye çevirebilir. Yani çocukların yediği şekerli unlu ürünler de olsa, içi bol yağlı ve şekersiz olan bir avakado da olsa çocuk aynı performansta enerji üretebilir. Bunun nedeni onun henüz bozulmamış hibrit motorlu hücrelerinin bu iki farklı yakıtı yakmakta kolaylıkla esneklik gösterebilmesidir. Şeker varsa şekeri yakan motor, yağ varsa yağı yakan motor devreye girer. Hibrit motorlar arası bu hızlı ve etkili geçişleri biz ‘metabolik esneklik’ olarak adlandırıyoruz. Sağlıklı hücreler bu esnekliğe sahiptir. Ama aşağıdaki A ve B senaryolarına bakalım: Kendinizi düşünün, unlu-şekerli bir gıda yedikten sonra çocuklar gibi enerjik olacağınıza, halsiz, uykulu, yorgun ve hala aç hissettiğiniz oluyor mu? Belki de doktorunuz size “İnsülin direnciniz var” dedi. İkinci senaryo;  3-4 saat aç kaldığınızda, eliniz ayağınız titriyor, terleme, yorunluk halleri oluyor mu? Belki de doktorunuz size “Hipogliseminiz var” dedi. İşte bu iki senaryo da bize aynı şeyi anlatır: Hücre motorlarınız yakıt olarak sadece şeker kullanabiliyor. Oysa doğuştan şeker-yağ yakabilen sistemlerimiz var. Demek ki A ve B senaryoları bize, bu kişilerin metabolik esnekliklerini kaybettiklerini gösterir. Hibrit motorlar neden bozulur? Hücre motorlarına yakıt olarak çoğunlukla şeker koyarsak metabolik esneklik giderek azalır, hücre yağ yakmakta zorlanır. Araç anolojimizdeki gibi şekere “dizel yakıt” diyelim. “Yağ” ise aracın  elektrikli çalıştığı hali olsun. Sürekli dizel kullanmanın arabayı hızlı eskiteceğini anlamak kolay. Gerçekten de şeker yani glikoz; hızlı, ucuz ve kirli yakıttır.   Şeker daha çok egzost emisyonu üretir. Hücre için egzost teriminin karşılığı, serbest radikaller dediğimiz metabolizma artıklarıdır. Her ATP oluşumunda hücre motorunda metabolik atıklar olur. En ideal çalışma halinde bu atık oranı yüzde 0.2-0.4 iken, hibrit sistem esnekliğini kaybetmeye başladığında bu atıkların yüzdesi artmaya başlar. Tıbbi ifade ile enerji üretiminden daha çok serbest radikal atığı ortaya çıkmaya başlar. Serbest radikallerin fazlasının hem hücreye hem tüm vücuda zarar verdiğini ve bizi hızlı yaşlandırdığını biliyoruz. Oysa hibrit sistemin yağ motorları devreye girip ve şeker motorlarının çalışma süresi azalsa bu kadar çok atık çıkmaz. Bu ikinci motorun yani yağ motorunun devreye girebilmesinin ana şartı şudur:  Hibrit motora şeker yakıtı koymamamız gerekir. Şeker varsa, hücreler yakıt için öncelikli olarak şeker kullanır. Biz yıllarca şeker ağırlıklı yakıtları yedikçe, yağ motorlarını çalıştırma esnekliğimiz azalır. Bunu nasıl anlarız? • Yemek sonrası uykunuz geliyorsa • Yemek sonrası tatlı istiyorsanız • Size “insülin direnciniz var” dendiyse • Size “Prediyabetiniz var” dendiyse • Size “Hipogliseminiz var” dendiyse • Aç kalsanız da kilo veremiyorsanız • Az yediğiniz halde kolay kilo alıyorsanız • Kilonuz özellikle bel kalça bölgesindeyse Evet hibrit motor sisteminizi kullanamıyorsunuz demektir. Özellikle aç kaldığınız halde kilo verememek konusunu şu şekilde düşünün: Siz motora yakıt koymuyorsunuz, yani şeker veya yağ yakıtı yok. Vücudunuzun ne yapması gerekiyor; karnınızdaki gereksiz yağları yakmaya başlaması… Ancak, az yemenize hatta aç kalmanıza rağmen hibrit sisteminiz bozulduğu için, göbekteki yağlarınızı yakacak yağ motoru devreye girmiyor. Sonuç: Kilo veremiyorsunuz. Tekrar çift motorlu olmak için ne yapacağız? Metabolik esnekliğimiz geri kazanacağız. Bunun için; 1- Unlu-şekerli-işlenmiş karbonhidratları yakıt olarak kullanmayacağız. Dizel yakıta veda edeceğiz. Şeker yani dizel; ucuz ve kirli bir yakıttır. 2- Yağ motorlarının devreye girmesinin en doğal yolu; gece uyku halinde olduğumuz durumdur. Uykudaki yağ yakımını desteklemek için, mümkün olan en erken saatte motora enerji girişini durduracağız. (Yani akşam yememeye çalışacağız veya en geç saat 17.00 sonrası yemeyeceğiz. Ne kadar erken saatte yemeği kesersek , hibrit sistem yağa o kadar hızlı alışır) 3- Hibrit motorda neyi yakarsak yakalım, yüksek performans için ‘oksijen’  gereklidir. Şeker oksijensiz de yakılabilir (ki bu en en kötü enerji üretimidir.) 4- Ama; yağ motoru oksijensiz çalışamaz. Bol oksijen lazımdır.  • Uyku apnesi, • Burun tıkanıklığı,  • Ağızdan nefes almak,  • Diş sıkmak, • Sigara içmek, • Derin olmayan nefesler almak,  •Sürekli oksijeni az kapalı ortamda bulunmak;  hibrit sistemi tek motora düşürür; dizele, yani şekere. Tersi ise yağ motorunu çalıştırır. Bu yazının amacı; Neden eskiden ne yersek yiyelim enerjik hissederken artık yemek sonrası yorgunuz? Neden eskiden yemeği azıcık kısınca kilo verirken şimdi aç kalıp gram veremiyoruz? Neden eskiden kilomuzu vücudun her tarafına alırken şimdi hop diye göbek ve belimize alıyoruz? İşte tüm bu soruların cevapı, yukarda anlatılan hibrit enerjiye uygun hücre motorlarımızı dizele yani kötü yakıt olan glikoza alıştırmış olmamızdandır.  Yemek aralarını 4 saat açıp, akşam yemeğini 17.00’de kesmek ve biraz egzersiz ile vücutta dolaşan oksijeni arttırmak , bizi tekrar hibrit motorlu yapar.