18 Temmuz 2024, Perşembe Gazete Oksijen
04.06.2021 06:00

Sürdürülebilir toplumsal esenlik mümkün mü?

Dünya Sağlık Örgütü’nün geliştirdiği ölçeğe göre 100 puan üzerinden Türkiye’nin genel psikolojik esenlik ortalaması 39,68… Toplumun yüzde 67’si 50 puanın altındaki düşük psikolojik esenlik düzeyinde, yüzde 37’sinin puanı da depresyon sınırı kabul edilen 28 ve altında

Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramı sıkça kullanılır oldu. Ağırlıklı olarak bu kavram çerçevesinde düşünülenler ve konuşulanlar yerküre ile ilişkimiz üzerinden. Ama asıl toplumsal esenliğin (wellbeing) sürdürülebilirliğini ve hatta önce toplumsal esenliği nasıl inşa etmeliyiz sorusunu tartışmalıyız. Esenlik kişilerin somut gelir, istihdam ve refah gibi ölçülebilir imkan ve sahipliklerinden öte, içinde bulunulan ilişkilerin ve çevrenin durumu, fiziksel ve ruhsal sağlık, eğitim, toplumsal aidiyet, duygusal durumlar dahil olmak üzere daha geniş bir gösterge. Bu kavramdan yola çıkarak en azından Türkiye için kişisel esenlik kadar ve belki de daha çok toplumsal esenlik sorunumuz olduğundan söz edebiliriz. Çünkü ülkenin geleceği konusunda en önemli eşiklerden birisinin toplumsal esenlik duygusu ve toplumsal psikolojinin güncel durumu olduğunu sanıyorum. Mayıs KONDA Barometresi bulgularına göre, yüzde 43 kendini sürekli bunalmış, yüzde 39 sürekli mecalsiz hissettiğini, yüzde 31 ise sürekli huzursuz uyuduğunu söylüyor. Son 5 yıldır izlemeye çalıştığımız toplumsal psikolojiye dair bulgularımıza göre toplum genel olarak en depresif olduğu dönemlerin birinden geçiyor. Özellikle bu duygunun 18-32 yaş arası gençlerde daha da yoğunlaştığını görüyoruz.  Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Nebi Sümer’in akademik katkılarıyla gerçekleştirdiğimiz bu araştırmanın bulguları sorunun ne denli ağır olduğunu da gösteriyor. Sosyal bilimler alanındaki çok sayıda araştırma insanların bireysel psikolojik esenliğinin içinde yaşadıkları ülkenin konjonktürel sorunlarından, sosyo-ekonomik koşullarından, siyasi sisteminden ve siyasi gerilimlerden, ekolojik ve kültürel özelliklerinden, terör ve asayiş sorunlarından, ekonomik krizlerden doğrudan etkilendiğini gösteriyor.