05 Mart 2024, Salı
31.03.2023 04:38

Evdeki hesap çarşıya uyar mı?

Seçimi Millet İttifakı’nın kazanması durumunda ekonomi yönetiminin başına geçmesi beklenen Bilge Yılmaz, uygulamayı hedeflediği politikaların ipuçlarını röportajlarında veriyor. Gelin, şimdi bu açıklamaları başlık başlık değerlendirelim

Geçen haftaki yazımda hem mevcut yönetim hem de muhalafetten seçim sonrası uygulanacak ekonomi politikalarına ilişkin gelen sinyalleri dikkate alarak bazı kritik konularda izlenecek yol haritasına dair bazı sorularımı paylaşmıştım. Önce soruları hatırlayalım:

1. TCMB’nin başarılı bir enflasyon hedeflemesi için politika faizini veya fonlama maliyetlerini hangi seviyeye çekmesi gerekir?

2. Yaklaşık 86 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan ve kamu açısından ciddi bir kur riski taşınması anlamına gelen kur korumalı mevduat (KKM) nasıl tasfiye edilecek?

3. Yabancı yatırımcının tekrar kısa ve uzun vadeli sermaye girişini başlatmak için görmeyi istediği piyasa fiyatlamaları ve yatırım ortamı nasıl sağlanacak?

4. Döviz piyasasının tam kontrolü için uygulanan ve TCMB’ye yönelen döviz akımlarının tekrar piyasaya geri satılmasından oluşan geri dönüşüm mekanizması ve bankalar ile ticari kurumlar üzerinde uygulanan sıkı gözetim sistemi, Ortodoks politikalara geri dönüldüğünde hızlıca devreden çıkarılabilir mi?

Yanıt olarak ise, mevcut makro dengesizliklerin bizi getirdiği nokta ve yerel seçimlerin Mart 2024’te gerçekleşeceği de dikkate alındığında, yüksek enflasyon ve cari açık problemini çözmeden kim gelirse gelsin bunu hızlı bir şekilde yapmanın zor ve riskli göründüğünü, bu yüzden geçiş sürecini kademeli ve görece yavaş bir tempoda sürdürmelerinin daha olası göründüğünü belirtmiştim. Bunun ise mevcut düzenlemelerin ve örtük sermaye kontrollerinin ince ayarlamalarla bir süre daha devam etmesi anlamına gelebileceğini, zira mevcut problemlerin, kredibilitesi yüksek bir Merkez Bankası Başkanı ataması ve onun da faizi sert bir şekilde yukarı çekmesi ile çözülebilecek basitlikte olmadığını vurgulamıştım. Nitekim bu göreve talip olanlardan bu yazı sonrası gelen sinyallerin benzer bir yaklaşıma işaret ettiğini görmekteyim.
Millet İttifakı’nın seçimi kazanması durumunda ekonomi yönetiminin Bilge Yılmaz’a teslim edileceğine dair bir kulis haber gazetemizde de yayınlanmıştı. Bu bağlamda, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bilge Yılmaz ile medyada yapılan son söyleşi ve bazı ekonomistlerle gerçekleştirdiği ve ekonomist Atilla Yeşilada tarafından aktarılan toplantı notundan olası politikalara ilişkin öne çıkan başlıkları yansıtmanın faydalı olacağını düşündüm. Öncelikle, söyleşinin başında belirtildiği gibi, Yılmaz bakanlığa talip olduğunu saklamıyor ancak masada kendisi üzerinde henüz bir anlaşma olmadığını da ekliyor.

Diğer önemli başlıklar ise aşağıda:

• Bize görev verilirse benim her kadroyu doldurabilecek hazırlığımın olması lazım. Ben her konum için en iyi olduğunu düşündüğüm insanlardan bir kadro hazırlayayım. Daha sonra masada diğer partilerin başka fikirleri varsa değiştiririz. Diğer partilerde bizim çok ihtiyacımız olan bazı insanlar var. Onları biz zaten bizim takımda görüyoruz.
Ben 12 ay sonra aylık enflasyonun - mevsimlikten arındırıldıktan sonra- yüzde 1,5’a indirilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum. Öyle bir hedefimiz var. Bu da yıllık yaklaşık yüzde 20’ye denk gelir. Bu tabii ileriye dönük bir hedef. Tabii biz şu anda iktidarda değiliz. Ekonomiyi ne şartlarda devralacağımız da belli değil. O tarihten sonra yeni bir hesaplama yapılır.
• Dolar tahminlerini yapmak doğru değil. Eğer Türk Lirası’nın değeri göreceli olarak değişmeyecekse reel anlamda, Türk Lirası’nın enflasyon oranında değer kaybetmesi lazım. Türkiye’de enflasyonu kontrol ettiğiniz takdirde uzun vadede Türk Lirası’nın dolar karşısında değer kaybını kontrol edersiniz. Onun için ben dolardan ziyade enflasyon hedeflemesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
• TCMB başkanı ve bürokrasideki kritik pozisyonlar için kısa liste hazır. Yılmaz’ın TCMB’nin başına geçmesi için “Eskiden bankada çalışan, şu anda yurt dışında özel sektörde çalışan” bir uzman tercihi olacak.
Yılmaz’ın amacı, klasik IMF Stand-by anlaşmalarına benzer ancak Türkiye koşullarına daha uygun kapsamlı bir istikrar programı ilan etmek ve bunu Mart 2024 yerel seçimlerini beklemeden uygulamaya koymak. Yılmaz, iyi tanımlanmış ve tavizsiz bir istikrar programının cari açığı finanse etmek ve enflasyonu düşürmek için yeterli olduğuna inanıyor.
• Bütçe istikrarı şart ama dar gelirli ve ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal yardımların artırılması da bir öncelik ve deprem harcamalarının bir kısmı ertelenemiyor. Ortak Politikalar Metni deprem sonrası revize ediliyor. Millet İttifakı’nın depremin yol açtığı ekonomik sorunları nasıl çözeceği bu belgede anlatılacak.
• Yılmaz, yurt dışından sermaye akımlarının miktarını/niteliğini artırarak, ek servet ve gelir vergileri ile giderleri karşılamayı teklif ediyor. Depremin yeniden inşası açısından harcamalar 3-5 yıla yayılacak ve büyük ölçüde uzun vadeli dış finansmanla karşılanacak.
• Yılmaz, TCMB-BDDK’nın döviz kurunu kontrol altına almak için keyfi olarak uygulamaya koyduğu kural ve kısıtlamaları bir çırpıda değil, kademeli olarak gevşetmeyi tercih ediyor.
• Yılmaz, (ihraçtaki) devlet tahvili getirilerinin artacağını biliyor ve ekibi, devlet tahvili piyasasında düzenli bir geçiş sağlamak için yöntemler üzerinde çalışıyor, ancak ayrıntı vermeyi reddetti.
• Para politikası sıkı tutulacak ancak Yılmaz, bir yandan TCMB’nin bağımsızlığını vaat ederken diğer yandan faizi tartışmanın tutarsızlığının altını çizdi. Ancak şahsi görüşü, TCMB’nin “Önden yüklemeli” bir sıkılaştırma programı uygulaması gerektiği yönünde. Daha önce bahsettiği yöntem şu: İlk adım, 3 aylık enflasyon hedefiyle birlikte “sert” bir oran artışı olacak. Enflasyon hedefi aşarsa ek sıkılaştırma yapılacak.
Kur korumalı mevduat uygulaması kademeli olarak azaltılacak. Kur piyasa güçlerine bırakılacak ama Yılmaz TL’nin aşırı değerlendiğini düşünmüyor. TCMB, TL’nin daha fazla değer kazanmasını önlemek için döviz rezervlerini ihalelerle artırmaya çalışacak.
• Yılmaz, bankaların TCMB-BDDK tarafından zarara uğratılmak zorunda bırakıldığını biliyor; hasar tespiti için detaylı çalışmalar yapılıyor. Sisteme verilen zararı belirlemek için bağımsız bir stres testi yapılması gerekiyor ancak Yılmaz’a göre özel kredi kuruluşlarındaki sermaye yeterli. Devlet bankaları “Tamamen yeniden yapılandırılacak.

Öte yandan, yukarıda aktardığım makro çerçeveyi tasarlamak kadar bunu icraata dökebilecek siyasi desteği de sağlamak kritik durmaktadır. Oysa kutu içinde yer alan satırlarda değindiğim gibi seçim sonrası meclis tablosuna ilişkin belirsizlik şu aşamada yüksek görünmektedir.