23 Nisan 2024, Salı Gazete Oksijen
26.11.2021 04:29

Yenilenebilir

Yenilenebilir, son dönemde ne kadar çok rastlanır, kullanılır, duyurulur oldu. Genelde hemen arkasından enerji geliyor. Yani kendi kendini yenileyen, tükettikçe bitmeyen enerji. Güneş ışınları, rüzgar, yağmur, dalga yoluyla elde edilen enerji en büyük hedef haline geldi. Bir yandan küresel ısınma ve iklim sorunlarına çözüm olarak parlatılırken bir yandan da uzun dönem maliyet avantajları çekiciliğini artırdı. Her konuda, olur olmaz anlarda sürüm sürüm sürdürülebilirlik tehditleri uçuşurken, gözlerinden ateş fışkıran haklılığı değil ama tavrı ve sevimliliği tartışılan idol Greta’nın fırçaları her seviyeye bulaşırken “yenilenebilir” kaynaklara  ilaç olarak sarıldı dünya. Sürdürülebilir lafının karlılıktan pazar payına, güzellikten baş ağrısı tedavisine kadar yozlaştırılmasından sonra bir akıl başa gelme dönemi. Enerji yenilenebilir, doğal kaynaklardan elde edilmeli ama bu kaynakların kaybedilmesi halinde yerine de konamayacağı gerçeğinin anlaşılması gerek. Bir yandan yenileyip diğer yandan yenilenebilir sürdürülebilir tutabilmek gerek. Ama enerjinin yenilenebilir olması bir anda sihirli değnek gibi sorunları çözer mi? Ama kaynaklar güneş ve rüzgar günün belirli ve sınırlı saatlerinde var ve işe yarıyor. Mevsimsel değişimler de bunun üstüne geliyor. Güneş battığında, rüzgar durduğunda, enerji üretimi de duruyor. O zaman yenilenebilir enerjinin gerçek etkinliğe sahip olması için depolanması gerekiyor. Ama bu sorun henüz çözülemedi. Pek yakında, değil büyük üretim tesislerinin, hanelerin dahi kendi elektriğini kendi üretmesi kaçınılmaz ve doğal hale gelecek. Yine de depolanamayan enerji, zamanın akarsuları için kullanılan deyimiyle “boşa akacak”. Depolayıp farklı ihtiyaç anlarına yayarak kullanmayı çözebilen de “malı götürecek”. Otomobil aküsü, telefon pili ve benzerinin bile çok önemli unsuru olan enerji depolama sistemi ve ünitesi, önümüzdeki yıllarda ekonominin temel taşını oluşturacak. 

Enerjideki adımlar

Öte yandan fosil yakıtların alternatifi olan hidrojen, belli elektroliz yöntemleriyle sudan, deniz suyundan elde edilebiliyor ve zaman içinde ekonomik olarak da anlamlı hale gelmesi muhtemel. Danimarka’nın kuzey denizi çözümleri, Çin’in denemeleri, tartışılır yanları olsa da önemli adımlar. Hem de karbon ayak izi olmayan adımlar.  Ama çevre romantizmi, yeşil cila, çöpler için yerel mıntıka temizliği, minicik kısmı geri dönüşümlü malzemeden üretilen ürünlerin ‘sürdürülebilir’ mertebesinde etiketlenmesi, doğası gereği geçici olan modaya bile bu sıfatın iliştirilmesi arasında ıskalanan noktalar var. Fosilden hidrojene geçildiğinde var olan askeri güç unsurları ve dünya dengeleri nasıl etkilenir? Ekonomisi karbon fışkıran sektörlerden beslenen ülkeler, gezegen bekası adına kendilerininkinden vazgeçerler mi? Enerjide kaynak değişimi uluslararası finansal dengeleri, tedarik zincirlerini, istihdamı, günlük hayatı dolayısıyla güç ve dengeleri temelden oynatması kendi yaşam süresi beklentilerinden sonra çıkacak problemler için önceden göğüslenebilir mi? Sorun, yaşam süresi de sürekli artan, dünyanın kapasitesinin çok üzerinde ve sürekli üssel artan nüfusta olabilir mi? Birkaç milyar fazla ‘vazgeçilebilir’ olursa sorun ötelenir mi?  “Yenilenebilir” olmak sadece enerji ve kaynaklarına indirgenmemeli. Daha beteri dikkatsizce konuşup durumu da tam kavramamış olanların yarı hızla yarı bilgisizce kullandıkları “yenilebilir” çarpıtmasında ortaya çıkıyor. Ne karnımız doyar ne de “mağlup” oluruz bu anlamda kullanıldığında. Sorun “yeni”nin tanımında. İkisi de aynı Latince kökten gelse de inovasyon ve yenilenebilme arasındaki ilişki yadsınıyor. “Yeni”nin ürkütücülüğü satır aralarına yansıyor. Zora girerken, yenilenmenin kaçınılmaz olduğu net olarak ortaya çıkıyor. Kişisel, toplumsal, kurumsal, ülkesel olarak bu dönemde yenilenmek şart. Yenilenmek, kenarından, köşesinden değişiklikler yapmak demek değil. Eski yola asfalt, pantolona kumaş parçası yamaları yapılırsa yenisi yapılmış olmaz. Tamamını yenilemek gerekir. Bu da yerleşik anlayışın, düzenin, statükonun işine gelmez. Gelemez. Var oluşunun tehdit edildiği zannedilir. Ama yerine yenisini, iyisini de koymadan kaldırılanlar da çekilmiş diş gibi boşluk yaratacaktır.  Değişim değil, dönüşüm yoluyla yepyeni bir döneme girildiğinin farkına varılmalıdır. Dönüşüm teknolojiyle sınırlı değildir ancak hız, olanaklar, yaygınlık artar. Malzeme dönüşümü sürdürülebilirlik için zorunlu. Sosyal değişim kaçınılmaz. Bütün bunların yaratacağı yeni ortam ve koşullarla başa çıkıp birlikte yaşayıp evrilme hızına ayak uydurmak için de kültürel dönüşüm olmak durumunda. Hızla. Beş bilemedin on yıl içinde. Tehdit sadece iklim değil toplam, topyekûn eşzamanlı yenilenmeye ayak uydurulamamasıdır. Var olanı korumaya yönelik çabaların yaratacağı sürtünme ve sürtüşmelerin ne tür ateşler yakabileceğini öngörmek zordur. Kaygı verici de olabilir.  Durum çok parlak olmasa da, hayatta kalmak, hayatın devamlılığını sağlamak nesilleri sürdürmek için insan da, doğa da sürekli yenilenir. Doğar, çiçek açar, aydınlanır. Yenilenebilir olması gereken sadece enerji ve kaynakları değil topyekûn hayatın tamamıdır. Yenilenemeyen, dayanamaz, zamanla oyundan düşer. Her alan ve anlamda yenilenmek gerek.  Eskiseniz de yenilenebiliyor musunuz? “Dünya yenilensin ama siz aynı kalın” mı? Yenilenebilir olmak sizce ne ister?