29 Ağustos 2026, Cumartesi
Gece Modu Gece Modu Gündüz Modu Gündüz Modu
Haber Giriş: 29.08.2026 10:02 | Son Güncelleme: 29.08.2026 12:06

Egemenlik, ekonomi ve balıkçılık sektörü: İzlanda AB üyeliği için referanduma gidiyor

İzlanda'da seçmenler, 2013'te askıya alınan Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağına karar vermek için sandık başına gidiyor. Son anketlerde taraflar arasındaki fark kapanırken, tartışmanın merkezinde ülkenin balıkçılık sektörü, egemenlik ve ekonomi var
Egemenlik, ekonomi ve balıkçılık sektörü: İzlanda AB üyeliği için referanduma gidiyor
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

İzlanda'da Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinin yeniden başlatılıp başlatılmayacağını belirleyecek kritik referandum için oy verme işlemi başladı. Yaklaşık 400 bin nüfuslu ülkede seçmenlere, “İzlanda Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine yeniden başlamalı mı?” sorusu yöneltiliyor.

Referandum, İzlanda'nın 2013'te askıya aldığı üyelik sürecinin yeniden gündeme alınması anlamına geliyor. Ancak sandıktan çıkacak “Evet” kararı ülkenin doğrudan AB'ye katılması anlamına gelmeyecek.

Başbakan Kristrún Frostadóttir liderliğindeki merkez sol hükümet referandum düzenlemeyi zaten planlıyordu. Ancak uluslararası güvenlik ortamındaki değişimler nedeniyle oylama öne çekildi. Buna rağmen kampanyada jeopolitik ve güvenlik meseleleri, balıkçılık ve egemenlik tartışmalarının gerisinde kaldı.

Anketlerde başa baş yarış

Referandum öncesi kamuoyu yoklamaları sonucun öngörülmesini zorlaştırıyor. Son ankette “Hayır” diyenlerin oranı yüzde 51,6 olarak ölçülürken, daha önceki bir ankette “Evet” kampanyası önde çıkmıştı.

Oy verme işleminin gün boyu sürmesi ve sonuçların pazar günü erken saatlerde açıklanması bekleniyor. Erken oy kullanımında ise seçmenlerin beşte birinden fazlasının sandığa gittiği bildirildi.

En kritik konu balıkçılık

İzlanda'daki “Hayır” kampanyasının en güçlü argümanı ülkenin balıkçılık sahaları üzerindeki kontrolünü kaybetme endişesi. Balıkçılık ve deniz ürünleri sektörü ülkenin ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyor.

AB üyeliği, İzlanda'nın AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'na dahil olması anlamına gelebilir. “Hayır” kampanyası, ülkenin zengin balıkçılık alanlarının kontrolünü Brüksel ile paylaşmak istemiyor. AB tarafı ise İzlanda için belirli bir istisna sağlanabileceğinin sinyalini verdi. Ancak balıkçılık konusunun, olası üyelik anlaşmasının önündeki en büyük engel olması bekleniyor.

Bu hassasiyetin tarihsel bir boyutu da bulunuyor. İzlanda ile Birleşik Krallık arasında 1970'lerde yaşanan ve “Cod Wars” olarak bilinen balıkçılık anlaşmazlıkları, İzlanda'nın deniz kaynakları üzerindeki egemenliğini koruma konusundaki kararlılığının önemli örneklerinden biri. Balıkçılık, ülkenin geçmişte AB'ye katılmamasının da temel nedenlerinden biriydi.

Ekonomik beklentiler de oylamayı etkiliyor

İzlanda bugün Avrupa'nın en yüksek refah seviyesine sahip ülkelerinden biri. Ancak yüksek yaşam maliyeti, yüksek faiz ve enflasyon seçmenlerin ekonomik değerlendirmelerinde önemli yer tutuyor.

Ülkenin kişi başına düşen GSYH'si dünyada beşinci sırada bulunurken faiz oranı yüzde 8 seviyesinde. Enflasyon ise yüzde 5,6'ya yükselmiş durumda. “Evet” kampanyası, AB üyeliğinin sağlayacağı ekonomik avantajların faizlerin düşmesine yardımcı olabileceğini savunuyor.

İzlanda halihazırda Avrupa Ekonomik Alanı üzerinden AB'nin tek pazarının bir parçası ve Schengen bölgesinde yer alıyor. Ancak üyelik, ülkeyi AB Gümrük Birliği'ne dahil edecek ve uzun vadede euroya geçiş sürecini gündeme getirecek.

“Evet” çıkarsa süreç hemen tamamlanmayacak

Referandumda “Evet” çıkması, İzlanda'nın AB üyesi olması anlamına gelmeyecek. Sonuç yalnızca üyelik anlaşmasına doğru ilerlenmesine siyasi destek verecek.

Bunun ardından müzakerelerin tamamlanması, ortaya çıkacak anlaşmanın ikinci bir referandumda seçmen tarafından onaylanması ve parlamentodan geçmesi gerekecek. Ayrıca İzlanda anayasasında değişiklik yapılması ve AB'nin 27 üyesinin tamamının anlaşmayı onaylaması gerekecek.

İzlanda'nın daha önceki üyelik başvurusu 2009'da başlamış, müzakereler 2013'te durdurulmuştu. Sürecin yeniden başlaması halinde 35 müzakere başlığından 27'si daha önce açılmış, 11'i ise geçici olarak tamamlanmış olduğu için görüşmelerin diğer aday ülkelere kıyasla daha hızlı ilerleyebileceği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu yetkilileri müzakerelerin bir veya iki yıl içinde tamamlanabileceğini ifade ediyor.

Güvenlik tartışması ikinci planda kaldı

İzlanda NATO'nun kurucu üyelerinden biri olmasına rağmen düzenli ordusu bulunmuyor ve savunması büyük ölçüde müttefiklerine dayanıyor. ABD ile 1951'den bu yana yürürlükte olan ikili savunma anlaşması da ülkenin güvenlik mimarisinin önemli bir parçası.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşı ve İzlanda çevresindeki artan deniz faaliyetleri Reykjavik'te güvenlik endişelerini artırırken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ABD'nin kontrolüne alma yönündeki açıklamaları da tartışmaya eklendi. Trump'ın geçmişte Grönland ile İzlanda'yı karıştırması da ülkede dikkat çekti.

İzlanda ile AB arasında bu yıl güvenlik ve savunma ortaklığı da imzalandı. Buna karşın referandum kampanyasında jeopolitik gelişmeler, balıkçılık ve egemenlik meseleleri kadar belirleyici olmadı.

“Evet” kampanyasını Başbakan Frostadóttir yürütürken, “Hayır” kampanyasının başında muhalefetteki Bağımsızlık Partisi'nin lideri Guðrún Hafsteinsdóttir bulunuyor. Frostadóttir, İzlanda'nın zaten AB ile büyük ölçüde bütünleşmiş durumda olduğunu ve üyelik sürecinin riskleri azaltabileceğini savunuyor. Hafsteinsdóttir ise oylamanın Avrupa ile iş birliği yapılıp yapılmamasından ziyade, balıkçılık, tarım ve doğal kaynaklar üzerindeki karar alma yetkisinin Brüksel'e devredilip devredilmeyeceğiyle ilgili olduğunu söylüyor.

İlk başvuru 2008 krizinin ardından yapılmıştı

İzlanda, 2008 küresel finans krizinin yarattığı ağır tahribatın hemen ardından, 2009 yılında Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunda bulundu. 2010’da başlayan resmi müzakereler, dönemin İzlanda hükümeti tarafından kırılgan durumdaki ulusal para birimi króna’yı koruma ve ekonomik istikrarı sağlama yolunda kritik bir adım olarak görülüyordu.

Ancak AB karşıtı politikaları benimseyen bir hükümetin iki yıl süren girişimlerinin ardından, üyelik süreci 2013 yılında askıya alındı.

O tarihten bu yana bölgedeki güvenlik dengeleri köklü bir değişim geçirdi. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya başlattığı geniş çaplı işgal, Yüksek Kuzey (High North) bölgesindeki jeopolitik riskleri ve güvenlik açığını yeniden tanımladı.

Jeopolitik kırılmaların yanı sıra ekonomik beklentiler de yön değiştirdi. İzlanda Maliye Bakanı Daði Már Kristófersson gibi önde gelen yetkililer, Reuters’a yaptıkları değerlendirmelerde, yüksek enflasyonun baskısı altındaki İzlanda’nın AB üyeliği sayesinde ekonomisini yeniden canlandırabileceği görüşünü dile getiriyor.

Kaynak: Gazete Oksijen