07 Aralık 2022, Çarşamba
03.12.2021 04:29

İstanbul’dan iki klasik

AMAN DA BRAVO

Reşitpaşa’da ilk açıldığından beri çok konuşuldu Aman Da Bravo. Bu tip bir lokanta için zor bir bölgeydi çoğunluğun gözünde. Ancak kısa zamanda öğle yemekleri için bile yer bulmanın çok zor olduğu bir işletmeye dönüştü. Ve artık Bebeköy’de Back Yard’ın hemen arkasında. Yine sade ama çok şık, yine çok fazla masa yok ama bu kez güzel havalarda oturabileceğiniz bir terası var. Gerçekten yurt dışında gördüğümüz şef lokantalarının havası mevcut. İtinalı servis, yumuşak ışıklandırma, tam da olması gereken gibi bir müzik, iyi yemek için ideal ortamı oluşturuyor.  Kurucuları Melis Korkud ve Şef İnanç Baykar. Konseptlerini farklı bir tabir olan Bistronomique olarak değerlendiriyorlar. Bistro konforunda ama şık ve gastronomik tabaklar sunan bir tarz bu. Menü basit ama çok seçkin. Yerele ve mevsimselliğe önem verilmiş. Başlangıçlar sıcak ve soğuk olarak tek başlık altında toplanmış, ana yemekler ve tatlı ile devam ediyor. Şarap kavı anlamında da özenliler. Gelelim yemeklere. Başlangıçlar arasında, humus, isli palamut, steak tartare ve guacamole, dana ciğer ve şeker fasulye gibi seçenekler var. Biz başlangıç olarak Miso patlıcan, kale ve Beluga mercimeğinden oluşan tabağı denedik. Gerçekten yaratıcı ve çok lezzetliydi. Benim gibi mercimek sevenler için harika bir başlangıç tabağı diyebilirim. Pancar ve çamur peyniri ise limon dilimleri ile geldi. Hem görselliğiyle, hem de lezzetiyle fark yarattı. Sarımsaklı roka ve maydanozla gelen kokoreç de denediğimiz başlangıçlardan biriydi. Ana yemeklerden Bottarga Capellini, az pişmiş Orkinos ki çok tavsiye ediliyor, kuzu gerdan ve keşkek ve ızgara lüfer gibi seçenekler ortaya çıkıyor.  Benim denemek için yerim kalmadı ama karnabahar ve kavrulmuş kıyma ile gelen göz yumurtada da aklım kalmadı değil. Gerçekten çok lezzetli olabileceğini düşündüğüm bir tabak. Ben Brisket ve patates püresi ile Chanterlle mantarı, balkabağı ile gelen Orecchiette denedim. Brisket gayet iyi pişmiş ve lezzetliydi. Patates püresi de iyi bir eşlikçi olmuş. Orrecchiette makarna tam kıvamında pişmiş, mantarı ve balkabağının tadı da gayet dengeliydi. Tatlılardan kahveli çikolatalı mousse’u kesinlikle tavsiye ederim.  Fiyatların bu tip bir şef lokantası için normal olduğunu söyleyebilirim. Bazı kredi kartlarına ekstra indirim de mevcut.

MA’NA KARAKÖY

Yıllardır açık olan Ma’Na hep gitmek istediğim, güzel yorumlar duyduğum mekanlardan bir tanesiydi. Pazar akşamı gitmeme rağmen mekan kalabalık ve renkliydi.  Mekan tam olarak klasik bir meyhane. Nostaljik öğeler içeren dekorasyonu, küçük masaları ve önünde bulunan sevimli kış bahçesi ile sıcacık bir meyhane konseptini yakalıyor. Zaten oturduğu anda, gelen servis elemanı size bardağınızı nasıl tercih edeceğinizi soruyor.  Bence harika bir detay. Ata, kesme ve klasik gibi seçenekler var. Ve tabi masaya ilk gelen ikram beyaz leblebi. Dediğim gibi burası klasik bir meyhane. Menü de bu şekilde oluşturulmuş. Biz ortaya bir balık pazarı tabağı sipariş ettik. Tabak ismi gibi, gayet çekiciydi. Füme balıklar, tarama, lakerda, balık pastırması gibi ürünler, bir balıkçı tablasındaki gibi roka ve yeşilliklerle servis ediliyor. Bir meyhane için en önemli göstergelerden biri de servis ettikleri beyaz peynirdir, burada da gayet lezzetli bir peynir ile karşılaşıyorsunuz. Klasik meyhane mezelerinin birçoğu mevcut.  Kuru cacık, humus ve topik gibi mezeler olması gerektiği gibi hazırlanmış. Biz de meyhane kültürüne göre, ana yemek siparişi vermeden ara sıcaklar ile devam ettik. Çıtır kokoreç çok lezzetliydi. Yoğurtla gelen kızartma mantı, tam da midenizi şenlendirecek türden. Çoğu yerde bulamayacağınız kızarmış bamya ve keza çıtır kabak da mekanın yemek konusuna ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi. Yaprak ciğer ve soğan salatasını da tavsiye ederim. Fiyatlar benzerlerinden çok farklı değil. Son yediğim ayva tatlısı da oldukça iyiydi. Sonuç olarak Ma’ Na, meyhane kültürünü devam ettiren, çok hoş ve rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir mekan. Rezervasyon yaptırmanızı ve trafiği hesaplamanızı öneririm.