29 Kasım 2022, Salı
19.11.2021 04:30

Akciğer kanserinde neredeyiz?

1994’te Yedikule Göğüs Cerrahisi’ne asistan olarak başladım. İlk o zaman tanıştım cerrahinin büyülü dünyasıyla. Ameliyata ilk girdiğim günün heyecanını hala içimde hissediyorum.  Oldukça zordu akciğer cerrahisi. Ülkemizin geçmişinde ciddi bir tüberküloz ve çeşitli enfeksiyonların yükü var. O nedenle her vaka ayrıydı birbirinden ve çok uzun sürüyordu. Sabah 8’de ameliyata girip 16’dan önce çıkamıyorduk.  Babam sigarayı bırakalı yaklaşık 15 yıl olmuştu ve ben her akşam eve gidince babama sarılıp ‘iyi ki bırakmışsın’ diyordum. Çünkü sigaranın akciğerlere etkisini gayet net görüyordum. Akciğer kanseri ameliyatlarını başlangıçta çok yapamıyorduk. Çünkü teşhis ettiğimizde ameliyat edilebilme evresini çoktan geçmiş oluyorlardı. Halbuki bu hastalıkta erken tanı yüzde 90’ların üstünde başarıyla sonuçlanır. İyi haber şu ki; zaman içinde hem dünyada hem de ülkemizde ciddi gelişmeler kaydettik. Kasım ayının ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak anılmasından dolayı size bu son gelişmelerle ilgili bilgi vermek istiyorum. • Akciğer kanseri, meme ve prostat kanserinden sonra en çok görülen üçüncü kanser fakat kansere bağlı ölümlerin en büyük yüzdesini oluşturur. 2010’lu yıllardan itibaren hastalığa yakalanma sıklığında ve sağ kalım oranlarında iyileşmeler görüldü. Özellikle 2016-2017’de genel kanser ölümlerinde yüzde 2.2’lik düşüş oldu. Bu, kanser ölümlerinde şimdiye kadar görülen en büyük tek yıllık azalma idi. Meme, prostat ve kolorektal kanserlerin toplamından daha fazla ölüme neden olan akciğer kanserindeki iyileşme, bu farkın nedeni olarak düşünüldü.

Sigara yasakları

İyileşmeyi neyin sağladığı tam olarak açık değildi. Tabii ki tütün kontrolü önemli bir katkı sağladı. Sigara kısıtlamaları, 1990’lardan başlayarak erkeklerde ve 2000’lerden itibaren  kadınlarda büyük bir azalma yarattı. Ama başka faktörler de var. Erken tanı gereçlerinin gelişmesi ve daha sık kullanılması, cerrahi becerilerimizin artması ve yeni tekniklerin bulunması, radyoterapi alanındaki ilerlemeler ve kemoterapiyle birlikte yeni nesil ilaçların kullanılmaya başlanması önemli fark yarattı. • Sağlık farkındalığının artması, check-up programlarının yaygın biçimde kullanılması her türlü kanser tanısı açısından bizi bir adım ileriye götürüyor. Tabii teknolojideki yeniliklerle yöntemlerimiz de değişiyor. Özellikle bilgisayarlı tomografi çok iyi bir tanı aracı. Akciğer grafisine göre defalarca kez daha hassas. Cerrahi, uygun vakada, erken evre tümörlerde altın standarttır. 1990’lı yıllarda ilk kez kullanılmaya başlanan video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) 2010’lu yıllardan sonra açık cerrahiyle yarışır hale geldi. VATS işimizi çok kolaylaştırdı. Daha az komplikasyon oranı, daha kısa hastanede kalma süresi, sağlam dokuyu daha çok koruyabilme şansını bize kazandırdı. Son yıllarda robot yardımlı cerrahi de hayatımıza girdi ve önümüzdeki yıllarda ondan daha çok bahsedeceğiz. • Radyoterapi mükemmel gelişimini sürdürüyor. Benim asistan olduğum yıllarda akciğerdeki kitleyi ışınlamazdık. Şu anda cerrahiye uygun olmayan erken evre tümörlerde çok etkili bir tedavi yöntemi haline geldi. • Kemoterapi ve diğer sistemik tedaviler akciğer kanserinde devrim yarattı. Yine ben asistanken ameliyat edemiyorsak hasta için çok üzülürdük. Çünkü kemoterapinin faydası yok denecek kadar azdı. Bugün geldiğimiz noktada kişiye göre tedaviyi konuşuyoruz. Birçok genetik ve moleküler test yapabiliyoruz. Kişinin ilaç tedavisinden yarar görüp görmeyeceğini; görüyorsa hangi ilacın etki edeceğini saptayabiliyoruz. 2015’ten itibaren immünoterapinin (bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri) piyasaya sürülmesi, akciğer kanseri tedavisinde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Bu ilaçlar bağışıklık sistemi üzerindeki frenleri kaldırarak tümör hücresinin tanınmasına ve öldürülmesine yol açar. Bu tedaviler pahalıdır fakat sağ kalım ve yaşam kalitesi açısından çok önemli. Son 25 yılın gelişmelerini size kısacık özetlerken, bu yolculuğa ben de bir kez daha şaşırdım. Ama o gün de bugün de değişmeyen tek bir faktör var ki, o da sigara. Sigarayı bırakmanın en iyi yolunun hiç başlamamak olduğu söylenir her zaman. Ama artık başladıysanız, ne zaman bırakırsanız bırakın size kardır. Çok yeni bir çalışmaya göre erken evre akciğer kanseri teşhisi konduktan sonra sigarayı bırakmak dahi, insanların daha uzun yaşamasına neden olabilir. Araştırmalara göre, bırakanlar sigara içmeye devam edenlere oranla ortalama 22 ay daha uzun yaşıyor. Peki bu hastalıktan kendimizi nasıl koruyacağız? Bir yolu var mı? İlk ve en önemli adım sigara içmemek. İçiyorsak mutlaka bırakmak. Alınabilecek diğer önlemler şöyle: • Pasif içicilikten kaçının. Sigara içen biriyle yaşamak akciğer kanseri riskinizi yüzde 25-30 artırır. Bu da büyük haksızlık. Artık birçok ülkede kapalı yerlerde sigara içmek yasak. Bu kuralın ihlal edildiği yerlerde bulunmayın. • Evinizde ve arabanızda sigara içilmesine izin vermeyin. • Çocuklarınıza sigara eğitimini 5-6 yaşlarından itibaren verebilirsiniz. Bu konuda net olun, her şeyi anlatın, onlara liderlik edin ve örnek olun. Kimsenin çocuklarınızın yanında sigara içmesine müsaade etmeyin. . • Radon gazı taraması yaptırın. Radon, sigara içmeyenlerde kanserin önde gelen nedenlerindendir. Sağlık Bakanlığı uzun zamandır evlerde radon gazı ölçümü yapıyor. • Mesleki riskinizi azaltın. Erkeklerde akciğer kanserlerinin yüzde 15’ine, kadınlarda yüzde 5’ine meslekte kansere neden olan maddelere maruz kalma neden olur. Başlıcaları, Türkiye’de de sıkça rastlanan asbest, arsenik, kok ve kömür dumanı. • Daha fazla meyve sebze tüketin. Sağlıklı beslenmek akciğer kanseri riskinizi azaltmaz ama sizi hastalıklara karşı daha kuvvetli ve dirençli yapar. • Alkol alımınızı kısıtlayın. Düzenli ve yüksek miktarda içki tüketmek, içmeyenlere kıyasla kanser riskinizi yüzde 11 artırıyor. • Orta derecede egzersiz bile sağlığımız için çok önemli. Gelişmiş akciğer fonksiyonu, akciğerde kanserojen konsantrasyonunun azalması, daha güçlü bağışıklık sistemi ve azalmış inflamasyona sebep olur. Kanseri önlediği kanıtlanmış bir fitness programı olmamakla beraber, gün boyunca daha az oturma ve daha çok hareket, haftada 150-300 dakika orta, 75-150 dakika yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite faydalı olacaktır. • Ve yine tarama programları. Akciğer kanseri oluşumunu önleyemeyebilirsiniz ama çok küçükken yakalanmasını sağlayabilirsiniz. Özellikle sigara ve aile öyküsü olan bireyler, lütfen yıllık kontrollerinizi aksatmayın.