01 Aralık 2022, Perşembe
27.08.2021 04:30

Büyükler aşıya, çocuklar okula

Bu yazıyı sadece bir doktor olarak değil, aynı zamanda 16 yaşında bir delikanlının teyzesi olarak yazıyorum. Geçen seneyi pandemi şartlarında geçirdik ve Yaman da yaşıtları gibi, kendisinden beklenen bütün sorumlulukları yerine getirdi. Doğrusu onlar bu kadar özverili davranırken, koca koca insanların aşılanmayıp, hem toplum sağlığına, hem aşılanamayan çocukların sağlığına zarar vermesini kabul edemiyorum. Gelelim okullara… Birçok anne baba büyük bir ikilem yaşıyor. Çocukları okula gönderip Covid 19 riskiyle karşı karşıya kalmak ya da çocukları evde tutup zihinsel sağlıklarını ve eğitimsel gelişimlerini tehlikeye atmak.         Aslında şaşırtıcı biçimde okullar, özellikle bir dizi önlem alındığında Covid 19’un yayılması açısından önemli bir risk oluşturmuyor. Mutlak maske kullanımı, sosyal mesafeyi korumak (en az 1 metre olmak üzere), hijyen ve el yıkama oldukça etkili oluyor. Halk sağlığı uzmanları, çoğu durumda çocukları evde tutmakla ilişkili eğitimsel ve zihinsel sağlık sorunları riskinin, gençler arasında Covid 19’dan kaynaklanan komplikasyon riskinden daha yüksek göründüğünü söylüyor. Örneğin son bulgular, evde kalan öğrencilerin matematik ve okumada daha önce okula giden yaşıtlarına kıyasla 4 ila 7 ay geri kaldığını gösteriyor. Çocuklarımızı güvenle okula göndermek için elimizdeki en büyük silah aşılama. Aşılama aileden başlamalı. Bu hem çocuğu evde koruyacak, hem de çocuk dışarıdan bir enfeksiyon taşıdığı takdirde ev halkını koruyacaktır. Ayrıca mevsimi geldiği zaman tüm ailenin grip aşısı olması da elzemdir. Şu anda 15 yaş üstü ve risk gruplarında 12 yaş üstü aşılanmaya başladı. Fakat yine de okula giden çocuklarımızın çoğu aşısız. İyi haber şu ki; araştırmalar virüsün çocuklarda ciddi hastalıklara neden olma olasılığının çok daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu tamamen korunuyorlar anlamına gelmiyor elbette. Az sayıda çocuk nadir ama ciddi bir inflamatuar cevap geliştirebilir ve hafif enfeksiyon geçiren bazı çocuklar uzun süreli semptomlar yaşayabilirler. Davranış biçimini çok iyi bilmediğimiz Delta varyantının küçük çocukları nasıl etkilediğine dair de henüz iyi ve sağlam bir veri yok ama bu varyantın özellikle onları hedef aldığına dair elimizde bir bilgi bulunmuyor. Öğretmenler ve personelin aşılanması, maske-mesafe-hijyen kurallarına riayet edilmesi okullarda alınacak öncelikli önlemler. Bunun dışında uzmanların önerdiği bazı sınıf rutinleri de var: • Çocukların koridorlarda kalabalık yapması ve bazı dersler için sınıftan sınıfa dolaşması engellenmeli, onun yerine öğretmenler sınıflar arası hareket etmeli. • Öğrencilerin yemeklerini mümkünse açık havada, değilse çok küçük gruplar halinde yemeleri sağlanmalı. • Kapı kolları gibi yüksek temas yüzeylerinin azaltılmasına yardımcı olmak için sınıf kapıları açık bırakılmalı. • Hava koşulları izin verdiğinde, içerideki havanın temizlenmesi için pencereler açılmalı ve sirkülasyon sağlanmalı. • Aileler çocukları çok yakından izlemeli, ateşi yüksek ya da herhangi bir hastalık belirtisi varsa çocuklar okula gönderilmemeli. • Okul hemşireleri, kendini hasta hisseden herkesin ateşini ölçmeli ve bu öğrencileri takip etmek için izole bir alana sahip olmalı. • Öğrencilerin, pandemi sırasında, grip aşısı da dahil olmak üzere tüm aşılarının güncel olması çok önemli. Doktorlar pandemi boyunca rutin çocukluk aşılarında bir düşüş gördü. Ne yazık ki bu diğer bulaşıcı hastalıklar açısından da büyük risk oluşturuyor ve çocukların herhangi bir hastalık nedeniyle evde kalma ihtimalini artırıyor. Artık eğitimin kesintisiz ve yüz yüze olması öncelikli hedef. Çocuklarımızın normal, olağan yaşantılarına dönmeleri ve yaşlarının gerektirdiği hayatı yaşamaları için büyük bir adım. Umarım bütün evlatlarımız, yüksek düzeyde önlemler alınmış okullarında harika bir yıl geçirirler.