25 Eylül 2022, Pazar
01.04.2022 04:30

Farklı kültürlerden oruç manzaraları

Bugün birçok insana sorsak dünyada tek oruç tutanların Müslümanlar olduğunu sanır. Halbuki tarihte Adem peygamberden beri birçok dinde, kültürde oruç mevcut olmuş. Oruç tutma biçimleri, İslamiyet’ten farklı din ve kültürlere göre değişse de her birinde temel fikir, belli gün ve saatlerde nefsine hâkim olmak, sağlıklı olmak, inançlı olmak ya da kendini ifade etmek olmuş.

İngilizce “breakfast” yani kahvaltı kelimesi, kırmak anlamına gelen “breaking” ve oruç anlamına gelen “fasting” kelimelerinden türetilmiş ve oruç açma anlamına gelmektedir. Ne de olsa gece boyu uyurken bir nevi oruç tutarız. Fransızcada ise “dejeuner” yani öğlen yemeği etimolojik olarak “de” olumsuzluk anlamı katar ve “jeuner” ile sirlikte kullanılınca oruç açmak anlamına gelir. 

Günümüzde dini oruçlar dışında intermittent fasting olarak bilinen, diyetisyenler arasında da tartışılan diyete yönelik oruç tutma biçimleri sıkça konuşulmakta. 

Tarihte ise defalarca tutulan ve belki de en ünlüsü Gandi’nin birçok defa yaptığı açlık grevi de aslında belli bir fikri veya tepkiyi ifade etmek için kullanılan bir çeşit oruçtur. 

Hepimizin bildiği gibi modern İslamiyet’te oruç her yıl bir öncekinden 11 gün erken gelen hicri takvime göre 30 gün boyunca neredeyse gün doğumundan akşam gün batımına kadar tutulan, hiçbir şey yemeyip içmeyerek ve cinsel aktiviteyi terk ederek tutulan oruç olarak tanımlanabilir. Ramazan ayı orucu dışında sünnet oruçları, müstehap oruç, mekruh oruç gibi farklı oruçlar da İslamiyet’te mevcuttur. Çocukluğumda Ramazan ayında güzelce kurulan iftar sofrasına bir şey aşırmak için uzandığımda “dur biraz, top atılınca sofraya geçeceğiz” dendiğinde buna bir anlam veremediğimi hatırlarım. Çocuk olduğumdan sahur sofralarını göremesem de iftar sofralarının zenginliği ve lezzet çeşitliliği çocuk aklımda yer etmiştir. Oruç tutmanın dini gereği kadar kültürel ve gastronomik etkisinin toplum ve insan üzerinde yarattığı hissiyatı halen hatırlarım. Özenle hazırlanmış sofralar, mutfak gelenekleri ve ritüeller kuşaktan kuşağa aktarılırken demek ki toplumda zamansız bir hafıza yaratıyor. İftar sofralarının vazgeçilmezleri taptaze Ramazan pidesi, pastırma, hurma, kuru incir, güllaç gibi yöreden yöreye, evden eve değişen gelenekler bu süreci bir kutlamaya çeviriyor. Bir anlamda iftar ve sahur sofraları bir ödüllendirilme sistemi, her gün yiyemediğimiz lezzetlerle kavuşma anı sanki. Bu nedenle belki de Ramazan pidesi, güllaç, hurma gibi bazı lezzetler sadece Ramazan ayında bulunabiliyor. 

Yahudilerde de Yahudi takviminin ilk ayı olan Tişri ayının 10'uncu gününde 26 saat boyunca yenmez, içilmez, yıkanılmaz, cinsel münasebete girilmez, parfüm sürülmez, çalışılmaz, deri içeren herhangi bir giysi giyilmez. Yahudilerde top atılmasa da güneşin batmasından 40 dakika sonra Tokea adı verilen kişi koç boynuzundan yapılmış bir boruyu çalar ve oruç açılır.

Hristiyanlıkta ise oruç tutma kültürü şahsi veya toplumsal olabildiği gibi modern Hristiyanlıkta Ortodoks, Anglikan, Protestan gibi farklı mezheplere göre değişim göstermiştir. Tarihsel olarak çarşamba ve cuma günleri oruç tutulur; et, süt ürünleri ve alkollü içecekler tüketilmez. İsa’nın çölde 40 gün tuttuğu orucuna benzer bir biçimde bazı Hristiyanlar mezheplere göre değişiklik gösteren takvimi takip ederek vejetaryen ve/veya alkollü içecek tüketilmeyen oruçlar uygularlar. 

Budistlerde ise inananlar yoğun meditasyon dönemlerinde her öğlen öğününden sonra bir gün oruç tutar ve oruç döneminde et ürünleri, sarımsak, taze soğan gibi yiyeceklerden kaçınırken süt ürünleri tüketebilirler.

Oruçlar Adem peygamberden beri inananların kültürlerine göre farklı biçimlerde tutulagelmiş. Bugün diyet için intermittent fasting uygulamaları ile 12, 14, 16, 18 veya 20 saat iki öğün arasında oruç tutanlar bir anlamda tarihi oruç kültürünü gündelik hayatlarına taşıyarak beslenmelerine dikkat etmeye çalışılıyorlar. Demek ki atalarımızın bir bildiği varmış. Hangi orucu tutarsak tutalım, dönemsel oruç tarihte kendini kanıtlamış. Her dinin kültürü ve öğretisi kendine göre farklılık gösterse de İslamiyet’te orucun sosyal birleştirici ve ödüllendirici etkisi sağlık faydası kadar kıymetli.